Yozgat siyasetini yıllardır takip eden biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim; bu şehirde siyasetin görünen yüzü ile görünmeyen yüzü arasında her zaman ciddi bir mesafe olmuştur.
Vitrinde duranlar vardır…
Bir de vitrini dizayn etmeye çalışanlar.
Kürsüde konuşanlar vardır…
Bir de perde arkasında fısıltılarla siyaset yönetmeye çalışanlar.
Aslında bu durum sadece AK Parti’ye özgü değildir. CHP’de de vardır, MHP’de de vardır, diğer siyasi partilerde de vardır. Anadolu siyasetinin değişmeyen hastalıklarından biri de budur. Makam sahibi kim olursa olsun, onun üzerinden hesap yapan, onun üzerinden pozisyon alan, onun üzerinden güç devşirmeye çalışan bir yapı her zaman ortaya çıkar.
Bugünlerde benzer bir tabloyu AK Parti Yozgat İl Başkanı Hasan Kandemir üzerinden görüyoruz.
Bir süredir kamuoyunda aynı söylemler dolaştırılıyor:
“Görevden alınacakmış...”
“Merkez memnun değilmiş...”
“Yerine şu gelecekmiş...”
Peki soralım...
Bir il başkanının görevden alınması için ne gerekir?
Birilerinin menfaatine hizmet etmemesi mi?
Birilerinin telefonlarına istediği cevabı vermemesi mi?
Birilerinin beklentilerini karşılamaması mı?
Yoksa gerçekten partisine zarar verecek bir yanlışın, bir yolsuzluğun, bir usulsüzlüğün ya da temsil zafiyetinin ortaya çıkması mı?
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın il başkanlarıyla ilgili değerlendirme kriteri dedikodular değil, siyasi performanstır. Sandık sonuçlarıdır. Teşkilatın çalışmasıdır. Halkla kurulan bağdır.
Bunun dışında arkadan oturup Yozgat adına senaryo yazanların söyledikleriyle siyaset dizayn edilmeye çalışılıyorsa, burada durup düşünmek gerekir.
Asıl problem Hasan Kandemir’in görevde olup olmaması değildir.
Asıl problem, Yozgat siyasetinin sürekli kaos üzerinden şekillendirilmeye çalışılmasıdır.
Ne zaman bir isim öne çıksa...
Ne zaman bir makam sahibi görünür hale gelse...
Hemen arkasından operasyon başlıyor.
Dedikodu başlıyor.
Kulaktan kulağa yayılan senaryolar başlıyor.
Çünkü bazıları için önemli olan hizmet değil, kontrol mekanizmasıdır.
Bazıları için önemli olan başarı değil, kendilerinin onay vermediği hiç kimsenin güç kazanmamasıdır.
İşte Yozgat siyasetinin yıllardır aşamadığı duvarlardan biri budur.
Oysa bugün Türkiye’nin de Yozgat’ın da ihtiyacı olan şey makam savaşları değildir.
Şehrin ihtiyacı yatırım konuşmaktır.
İstihdam konuşmaktır.
Göçü nasıl durduracağımızı konuşmaktır.
Gençlerin neden şehirden ayrıldığını konuşmaktır.
Çiftçinin, esnafın, sanayicinin sorunlarını konuşmaktır.
Ama ne yazık ki çoğu zaman bunları konuşmak yerine kimin koltuğa oturacağı, kimin koltuktan kalkacağı üzerinden siyaset üretiliyor.
Daha acı olanı ise şudur:
Bugün birçok siyasi parti seçim dönemlerinde aday bulmakta zorlanıyor.
Listeleri doldurmakta zorlanıyor.
Gerçek anlamda sorumluluk almak isteyen insan sayısı her geçen gün azalıyor.
Siyasetin bu kadar kısırlaştığı bir dönemde insanların enerjisini hizmete değil de makam kavgalarına harcamak Yozgat’a da Türkiye’ye de zarar veriyor.
Eğer bir siyasetçinin hatası varsa eleştirelim.
Eksiği varsa söyleyelim.
Yanlışı varsa karşı çıkalım.
Ama dedikodu üzerinden infaz kültürü oluşturmayalım.
Çünkü bugün Hasan Kandemir olur, yarın başka biri olur.
İsimler değişir.
Makamlar değişir.
Fakat perde arkasından siyaseti yönetmeye çalışan anlayış değişmediği sürece Yozgat’ın siyasi iklimi de değişmez.
Türk siyasetinin temizlenmesi gerektiğini herkes söylüyor.
Ben de söylüyorum.
Ama bu temizlik birilerini görevden aldırmakla başlamaz.
Bu temizlik dedikodudan vazgeçmekle başlar.
Bu temizlik kulis siyasetinden vazgeçmekle başlar.
Bu temizlik görünmeyen ellerin görünür siyasete yön verme alışkanlığından kurtulmakla başlar.
Yozgat artık kaosla değil, akılla yönetilen bir siyaset anlayışını hak ediyor.
Ve unutmayalım...
Bir il başkanını görevden almak kolaydır.
Ama güven veren, sorumluluk alan, yük taşıyan insan yetiştirmek kolay değildir.