Yozgat’ın Çınarları

Abone Ol

Arefe günü canım arkadaşım Neslihan Ergörün aradı Arzu’yla sohbetler programına şahane bir konuk buldum. Seni tanıştıracağım hemen gel dedi koşarak gittim. Neslihan’la buluştuk havuzlu bir konağa girdik. Konak dışarıdan bile şahane duruyordu. Kapıyı çaldık, yaşlı bir bayan açtı kapıyı. Güler yüzüyle karşıladı bizi. Ama uzun süre ayakta duramıyordu. Uzun boylu kır saçlarını toplamıştı. Eski sinema artistlerine benziyordu. Konak iki katlıydı aşağıda misafir etti bizi. Neslihan beni tanıttı. Daha sonra Arzucum; Aygün teyze de Eski Belediye Başkanı Salim Korkmaz’ın kızı dedi. Aile büyüklerimden duyduğum çok sevdikleri Belediye Başkanı Salim Korkmaz’ın kızı karışımdaydı. Hem heyecanlandım hem gururlandım. Edebiyat öğretmeniymiş Aygün teyze. Cemil Çiçek’i, amcamı, Taha Akyol’u, Haşim Kılıç’ı, Aykut Cengiz Engin’i hep o okutmuş. O kadar güzeldi ki şimdi böyle güzelse gençliğinde nasıldı kim bilir diye geçirdim içimden. O kadar güzel konuşuyordu ki sabaha kadar dinleyebilirdim. 88 yaşında Aygün teyze. O kadar donanımlı bilgiliydi. Annesinin babası da kadıymış. O kadar köklü bir aile ki babaları o dönemde kız çocukları da okuyacak diye bütün çocuklarını okutmuş. Hem komik hem çok zeki Aygün teyze. Devlet Opera Balesine Amerika’dan gelen yeğeniyle oyunlar izlemeye gidiyor. Don Kişot oyununu, izlediği diğer oyunları çok beğendiğini anlatıyor. Aman Allah’ım diyorum hala donanmaktan sanatsal faaliyetlerden vazgeçmiyor. Nasıl güzel bir şey bu. Eski Yozgat’tan bahsediyor düğünlerden cenazelerden. Bir evde cenaze varsa mahalledeki düğün iptal edilir, davul zurnasız çıkar gelin diyor.

Aygün teyze dizlerinden rahatsız kaç kere düşmüş ameliyatlar geçirmiş bacağından. Üst katı gezdireyim size diyor. Konak hiç bozulmamış. Tarihiyle dokusuyla oynanmamış. Üst katta odalar var. Her bir odanın adı var. Avizeler, fotoğraflar, sandıklar, yataklar, yorganlar duvardaki fotoğraflar elektrik düğmeleri, tavanlar tarih kokuyor. Şömineli oda var kafesli oda var kafesli odada ilk önce Salim beyin kız kardeşleri kalırmış. O dönem kız çocukları dışarı bakmasın diye pencereler kafes şeklindeymiş. Gardıropların üstü çiçek desenli fakat her kapakta ayrı bir çiçek figürü var duvarda Arapça bir yazı var odanın birinde İsmet İnönü’nün fotoğrafı var. 1956 yılında konağa misafir olarak gelmiş Salim beye çok inanır, güvenirmiş. Ben Salim beyden başka kimsede kalmam demiş ve Salim beyde bütün misafirperverliğiyle ağırlamış. Adnan Menderes aramış benim partime gel diye çağrıda vaatlerde bulunmuş Salim beye. Fakat Salim bey partisine sırt çevirmemiş Salim beyin boyu çok uzunmuş kalıplıymış. Belediye düğün salonu hal ve otogar onun eseriymiş. Tam kalıbının adamıymış kalıbı kadar yüreği de büyükmüş. Çok ileri görüşlü ahlaklı bilgili çalışkan bir insanmış. Daha sonra içeri Behçet amca giriyor. Salim beyin oğlu. Uzun boylu renkli gözlü kendimi tanıtıyorum dedemleri tanıyor oda dünya tatlısı bir insan emekli olmuş İstanbul TED Koleji Derneğinin Divan Başkanlığını yapmış. Geçen yıl ayrılmış. O kadar naif ki yakışıklı kibar. Babasını anlatırken onu övüyormuş reklamını yapıyormuş duygusuna kapılmamızı istemiyor. Bu durumdan çok çekiniyor. Çok gururlu çok düşünceli ve küçük bir anısını anlatıyor; Belediye de arsa satışları varmış ertesi güne ihale olacakmış. Salim Bey evde namaz kılarken Behçet amcanın abisi Behçet amcaya göz işareti yapıp yarın madem arsa satışı var bizde ihaleye girelim demiş. Salim bey namazda selamını vermiş ayağa kalkmış ben namazdayken bir şey konuşuyordunuz ihaleye girecekmişsiniz öyle mi. Herkesin verdiğinin iki katını dahi verseniz size o arsadan bir tane bile vermem. Salim bey çocuklarını arsa sahibi yaptırdı dedirtmem. Sizi de ömür boyu o damgaya mahkum ettirmem diye sinirlenmiş. Abisi baba şaka yaptık seni kızdırmak için yaptık dese de çok sinirlenmiş Salim bey. Ne kadar ahlaklı namuslu hak yemeyen bir insanmış. Bu haysiyet meselesi işte. Aile büyüklerim hep onurlu diye bahsederdi. Salim Beyden çocukları da babaları gibi çok onurlu. Sohbet ettik Behçet amca anlattı biz dinledik yol yorgunu oldukları için yormak istemedik daha fazla. Konaktan ayrılırken bambaşka bir gün geçirmiştim sanki rüyada gibiydim onlardan ayrılmayı hiç istemedim bunlar gerçek Yozgatlılar işte. Gerçek Yozgatlı bunlar. Özlediğim hasret kaldığım sohbet bunlar. Hepsine kucak dolusu sarılmak sarmalamak istedim. Dede dostuydu. Onlar çok değerli çok kıymetliler Yozgat’ın çınarları mihenk taşları. Yozgat nörüyondan sıracalıdan ibaret değil. Dışarıda ki insanlar Yozgat’ı kaba saba olarak tanıyor ve ben buna çok üzülüyorum Aygün teyzeyi Behçet amcayı gözlerine sokmak istiyorum gerçek Yozgatlı bunlar diye. Allah ikisine de hayırlı ömür versin iyi ki tanımışım iki koca çınarı.