Söz konusu panelde konuşacılar, ortaya atılan “kütüphane satıldı” ve “kitaplar yurt dışına kaçırıldı” iddiaları belgeleri ile çürütüldü. Merhumun torunu Mehmet Akyol, sürecin tüm detaylarını şahitliğiyle anlatarak, on binlerce kitabın Milli Kütüphane’ye nasıl bağışlandığını belgeleriyle açıkladı.
Yozgat’ın tarihine ışık tutan, ilim ve devlet insanı Mehmet Hulusi Efendi için yakın zamanda Yozgat Bozok Üniversitesi ev sahipliğinde kapsamlı bir anma programı düzenlendi. Program, merhum müftünün hayatı ve çalışmaları açısından oldukça verimli geçti. Mehmet Hulusi Efendi’nin mirasçıları tarafından kütüphanesinin satıldığı ve hatta kitapların yurt dışına kaçırıldığı yönündeki söylemler üzerine, merhumun torunu Mehmet Akyol bir açıklama yaparak “gerçekler saklanmasın” dedi.

Bir Kütüphanenin Anatomisi: Tarihe Tanıklık Eden Eserler
Mehmet Akyol, açıklamasında dedesinin kütüphanesinin büyüklüğünü ve niteliğini gözler önüne serdi. 1964 yılında vefat eden Mehmet Hulusi Efendi’nin ardından, eşi Refika Hanım’ın da 10 yıl daha evde yaşadığını belirten Akyol, evin boşaltılması sürecinde karşılaştıkları manzarayı şöyle anlattı:
“Yaklaşık 50 metrekare büyüklüğünde bir salon düşünün. Dört duvarı baştan aşağı raflarla dolu, her rafında çifter çifter dizilmiş kitaplar... Bu koleksiyonda Türkçe eserlerin yanı sıra Arapça, Farsça, Osmanlıca ve Fransızca dillerinde, bir kısmı el yazması olan çok değerli eserler mevcuttu. Bu eserlerin her biri başlı başına birer hazine değerindeydi.”
“Değerlendirecek Yerlere Ulaştırmak İstedik”
O dönemde bu çapta bir kütüphaneyi korumanın ve değerlendirmenin aile için oldukça zor olduğunu ifade eden Akyol, dönemin şartlarında Yozgat’ta bu kitapları layıkıyla okuyabilecek veya muhafaza edebilecek bir merci bulunmadığını belirtti. Kitapların kaybolmasına veya çürümesine gönülleri razı olmayan aile, en doğru kararı vermek için harekete geçti.
Akyol, sürecin devamını şu sözlerle aktardı: “Bu kitapları bizim değerlendirme şansımız yoktu. Saklama imkânımız da bulunmuyordu. Ankara’da bulunan ve o dönemki adıyla Büyük Kütüphane, bugünkü adıyla Milli Kütüphane ile irtibata geçtik. Durumu anlattık ve koleksiyonu bağışlamak istediğimizi söyledik. Memnuniyetle kabul ettiler.”
Bir Kamyon Dolusu Manevi Miras
Bağış sürecinin herhangi bir ticari kaygı taşımadığını vurgulayan Akyol, “Babamla birlikte bir kamyon tuttuk. Kamyon dolusu kitabı yükleyip Ankara’ya götürdük. Bu kitapları tutanak ve makbuz karşılığında Milli Kütüphane’ye devrettik. Bugün dahi düşündüğümde, o gün yaptığımızın en doğru karar olduğu kanaatindeyim. Biz bu bağıştan tek bir kuruş dahi para almadık. Bugün o el yazmalarından sadece bir tanesi bile milyonlar değerinde olabilir, ancak bizim için öncelik bu mirasın korunmasıydı” dedi.
İddialara Resmi Yalanlama
Panelde ortaya atılan “satıldı” veya “yurt dışına kaçırıldı” iddialarının tamamen mesnetsiz olduğunu belirten Mehmet Akyol, kamuoyunu doğru bilgilendirmek amacıyla bu videoyu çekme gereği duyduğunu ifade etti. “Bizzat olayın içinde yaşayan bir kişi olarak, bu iddiaların tamamen yanlış olduğunu, ailemizi derinden üzdüğünü belirtmek isterim. Milli Kütüphane kayıtları incelenirse yaptığımız bağışın belgelerine rahatlıkla ulaşılabilir” diyerek sözlerini noktaladı.
………………..





