Yozgat’ın Parlayan Yıldızı

Abone Ol

Biz Anadolu insanıyız. Gizlidir duygularımız bizim. Aşikâr etmeyiz cümle âleme… Dillerde sakız değildir sevgilerimiz. O yüzden bir sır gibi severiz evlatlarımızı, sevdalılarımızı ve memleketimizi. İşte bu yüzdendir en sevdiklerimizin isimlerini dilimize değil gönlümüze işlememiz.

İnsan memleketini neden çok sever bilir misiniz? Kendisini her şeyiyle oraya ait hisseder de ondan. Biz de bunun için çok severiz Yozgat’ı. Gidecek başka yerimiz yokmuş gibi. Bütün dünya Yozgat’tan ibaretmiş gibi. Hâlbuki hava durumlarında bile az görürüz adını. Zaten biz onun soğuğunu haberlerden değil hohlayarak ısıtmaya çalıştığımız ellerimizden öğreniriz. Ama sadece bedenimizi üşütür Yozgat’ın soğuğu, içimize ise tarifsiz bir sıcaklık verir. Başka bir şehre gider, bir aracın plakasında “66”yı görür, seviniriz sanki memleketten bir dost görmüşçesine.

Bazen Çamlık’ın başında bir duman oluruz, bazen Sürmeli olur düşeriz dillere. Hüznümüzü de sevincimizi de içimizde yaşarız. Gönül Dağı dizisinde gördük memleketimizi. Gönlü geniş insanımızı, unuttuklarımızı, yanı başımızda olsa da hatırlayamadıklarımızı… Yozgatlı Mustafa Çiftçi dokundu gönüllerimize. Yozgat geldi gündeme. Bütün Yozgatlılar, bütün Türkiye kilitlendi ekrana. Herkes kendinden bir şeyler buldu dizide. Kimi sevdasını hatırladı, kimi kaybedip bulamadıklarını.

Bugünlerde herkes Mustafa Çiftçi’nin kaleminden süzülüp gelen bu bozkırın hikâyesini konuşsa da 15 yıldır başka bir hikâye yazılıyor bu topraklarda. Hikâye değil aslında… Bir destan. Bozkırın ve Bozok’un destanı. Bozok Üniversitesi Destanı. 15 yıl önce Anadolu’nun kalbine dikilen bir fidan kocaman bir çınar oldu bugün. Dal, budak verdi çevresine. Yeni fidanlar yeşertti Yozgat’ın ilçelerinde. Buram buram kokan memleket çiçeklerini topladı bünyesine. Sonra su verdi onlara, pırıl pırıl Anadolu güneşiyle besledi onları. Ve saldı her birini cennet vatanın dört bir köşesine. Kimi bir mühendis oldu Dilek gibi, kimi yeni yeni icatlar yaptı Taner gibi, kimi de uzak dağ köylerine ilim irfan götürdü Gülsüm Öğretmen gibi.

Bugünlerde vizyon sahibi yönetimiyle, yaptığı çalışmalarla adından sıkça söz ettiriyor Bozok Üniversitesi. Uçsuz bucaksız bozkırın sınırlarını aşıyor. Doğudan batıya, kuzeyden güneye, dünden yarına ve en önemlisi gönülden gönüle uzanıyor. 15 yıl önce yazılmaya başlanan bu başarı hikâyesi yoluna emin adımlarla ve kararlılıkla devam ediyor. Bugün her alanda büyük bir atılımın eşiğinde olan Yozgat’ta bir lokomotif görevi yapıyor. Şehrin ekonomisine can veriyor, damarlarına kan pompalıyor. Her gün daha güçlü duyuyoruz kalp atışlarını ve daha umutlu bakıyoruz yarınlara. Adı her duyulduğunda göğsü kabarıyor Yozgatlının. Ben de mensubu olmanın gururunu yaşıyorum ve diyorum ki nice 15 yıllara Bozok Üniversitesi.