Yozgat’ın su problemini birlikte çözeceğiz

Abone Ol

Haftanın ilk günü…
İnsanın zihni de kalbi de biraz daha açık oluyor. O yüzden lafı dolandırmadan söyleyeyim: Yozgat’ın su meselesi bir belediye tartışması değil, bir gelecek meselesidir.
Yıllarca Yozgat’a, Alaca tarafındaki Arap Seyfi kuyularından su geldi. Öyle sıradan bir su değil; mazotla, elektrikle, neredeyse benzin parası öder gibi pompalanan bir su. Bozok Yaylası’nın göbeğinde yaşayıp bu kadar pahalı su kullanmak insana tuhaf geliyor, evet… Ama gerçek buydu.
Şimdi dönüp bakıyoruz: “Yozgat su fakiri mi?”
Bu coğrafyada yaşayan biri için inanması zor bir cümle. Ama kuraklık, iklim değişikliği ve yıllarca ertelenen planlama gerçeği bize şunu söylüyor: Su fakirliği bir kader değil, ihmalin sonucu.
2017’den bu yana Yozgat’a can suyu olan Cemil Çiçek Barajı bugün kritik seviyenin de altına düştü. Neredeyse kurudu. Bunun sonucu olarak şehirde kesintiler başladı. Coğrafya acımasız; Bahçeşehir, Erdoğan Akdağ, Yukarı Nohutlu, Eski Pazar’ın üst kesimleri… Su oralara ya hiç çıkmıyor ya da saatle, dakikayla geliyor.
Son günlerde özellikle Bahçeşehir’den çok sayıda serzeniş alıyorum. İnsanlar haklı. Su geldiği saatlerde işte olan, evde olmayan vatandaş ne yapsın? Bidonla mı yaşayacak, takvimle mi duş alacak? Tepki kaçınılmaz oluyor. Ve isyanın yöneldiği adres de doğal olarak Yozgat Belediyesi ve Belediye Başkanı Kazım Arslan.
Ama burada durup bir nefes almak gerekiyor.
Bu susuzluk bugünün meselesi değil. Bağıra çağıra gelen bir problem. Kuraklık sadece Yozgat’ı mı vurdu? Hayır. Türkiye’yi vurdu, dünyayı vurdu. Fakat yarını planlayamayan şehirlerde bu etki daha sert hissedildi. Yozgat’ta bugün susuzluk adeta “kader” gibi yaşanıyor. Acı bir kelime ama tablo bu.
İşin içine siyaset girince mesele daha da karmaşıklaşıyor. “Belediye iktidar partisinden olsaydı susuzluk olmazdı” polemiği Ankara’da da, Yozgat’ta da yankı buluyor. Elbette bunun Yozgat’a bir yansıması var. Ama ben şuna inanıyorum: Bu sorun ne Kazım Arslan’ın tek başına sorunu, ne de sadece iktidarın. Bu sorun hepimizin.
Çünkü su; siyasi ego taşımaz. Parti rozetiyle akmaz. Kavga sevmez.
Bugün bildiğimiz net bir gerçek var: Belediye cephesinde Musabeyli (Cemil Çiçek) Barajı için ciddi bir çalışma yürütülüyor. DSİ sahada. Devlet Su İşleri 12. Bölge Müdürlüğü tüm imkanlarıyla destek veriyor. Bu noktada kurumun yaklaşımını önemsiyorum.
Ayrıca AK Parti Yozgat İl Başkanı Hasan Kandemir’in son dönemdeki duruşu da önemli. Çözüm odaklı olmak, laf üretmekten çok daha kıymetli. Belediye meclisinde yaşanan, bana göre içi tam dolmayan tartışmalardan sonra su meselesinde birlik görüntüsü verilmesi Yozgat adına umut verici.
Şimdi kritik soru şu:
Bu sorun geçici mi, kalıcı mı?
Bugün suyu bir şekilde idare ederiz. Tankerle, kesintiyle, sabırla… Peki yazın ne olacak? İşte burada iktidar gücüyle, yerel yönetimin, DSİ’nin, siyasetin aynı masada olması şart. Çekerek’ten, Yukarı Sarıkaya’dan su getirmek konuşuluyor. Maliyetler yüksek, süreçler uzun. Bunları biliyoruz. Ama “zor” demek, “vazgeçtik” demek değildir.
Yozgat’ta sonuca ulaşır mıyız?
Eğer “bu belediyenin sorunu”, “bu iktidarın ayıbı”, “bu geçmişten kaldı” deyip kenara çekilirsek; bir mum yakar, başında oturur ağlarız. Başka da bir şey yapamayız.
Ama “bu bizim sorunumuz” dersek, çözeriz.
Belki bugün, belki yarın…
Ama mutlaka çözeriz. Şartı belli, kalıcı adımlar atmak. Cemil Çiçek Barajı’nın ötesini bugünden konuşmak. Alternatifleri şeffaf biçimde kamuoyuyla paylaşmak.
Bu mesele bugün çözülse bile, eğer yarın için sağlam bir plan yapılmazsa; yarın çok daha büyük kayıplarla, çok daha ağır bedellerle karşılaşırız.
Biz de bu sürecin yakın takipçisi olacağız.
Çünkü Yozgat’ta musluktan akan su, sadece su değildir.
Hayattır. Huzurdur. Gelecektir
Ve bu problemi kalıcı olarak birlikte çözeceğiz.