Orta Doğu’da tırmanan ABD-İsrail ve İran gerilimi, küresel ekonomi ve enerji koridorlarını tehdit etmeye devam ediyor. Konuya ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulunan Yozgat Bozok Üniversitesi İktisat Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Özalp, bölgesel bir savaşın emarelerinin ortaya çıktığını vurguladı. Özalp, enerji arz güvenliğinden Türkiye’nin dış ticaret dengesine, stratejik savunma ihtiyaçlarından küresel piyasalardaki altın ve gümüş hareketliliğine kadar pek çok kritik noktaya dikkat çekti.
Doç. Dr. Mustafa Özalp, ABD’nin İsrail’in etkisiyle İran savaşına dahil olduğunu belirterek, çatışmanın her geçen gün büyüme potansiyeli taşıdığını ifade etti. İran’ın mevcut stratejisini değerlendiren Özalp, "İran şu an Körfez ülkelerindeki ABD üslerini hedef alıyor. Ancak stratejik olarak asıl hedef Umman Denizi'ndeki ABD uçak gemileri olmalı. Ayrı ayrı Körfez ülkelerine saldırmak yerine, tüm gücünü biriktirip kitlesel bir şekilde bir ABD uçak gemisini hedef alması İran açısından daha etkili olur. ABD'nin canı yanmadığı sürece bu savaşın durması zor görünüyor. Bir uçak gemisinin batırılması, denklemi tamamen değiştirebilir" dedi.

Hürmüz Boğazı ve Enerji Arzı
Küresel enerji tüketiminin yaklaşık %85’inin fosil yakıtlardan (petrol, doğalgaz, kömür) sağlandığını hatırlatan Özalp, Hürmüz Boğazı’nın kritik önemine değindi. Boğazın Umman, BAE, Bahreyn ve Katar gibi stratejik komşulara sahip olduğunu belirten Özalp, şu rakamları paylaştı:
"Dünya petrol tüketiminin yaklaşık %20’si (20 milyon varil) ve doğalgaz tüketiminin %20’si (300 milyon metreküp) bu boğazdan geçiyor. Bu arzın %80’i Çin, Hindistan ve Japonya gibi Asya devlerine, %20’si ise Avrupa’ya gidiyor. Bu kriz nedeniyle petrol fiyatları şimdiden %10 artmış durumda. Eğer Hürmüz Boğazı bir hafta kapalı kalırsa varil fiyatı 100 doları görür; bu süre iki haftayı bulursa petrol 150 dolar bandına ulaşabilir."
Enerji Fiyatlarındaki Artış Altın ve Gümüşe Talebi Tetikleyecek
Petrol fiyatlarındaki artışın sadece akaryakıtla sınırlı kalmayacağını, elektrik üretim maliyetlerini de doğrudan etkileyeceğini savunan Doç. Dr. Özalp, ekonomik belirsizliğin yatırımcıyı güvenli limanlara iteceğini söyledi. Özalp, "Enerji maliyetlerinin artması, küresel enflasyonu tetikleyecek ve bu da altın ile gümüşe olan talebi artıracaktır. Dolayısıyla piyasalarda bu madenlerin fiyatlarında da ciddi yükselişler beklenmelidir" ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin Enerji Bağımlılığı ve Ekonomi Üzerindeki Riskler
Türkiye’nin enerji arama faaliyetlerinde (Karadeniz ve Akdeniz) büyük gelişim göstermesine rağmen hala dışa bağımlı olduğunu hatırlatan Özalp, 2024 verilerine dikkat çekti. Türkiye’nin doğalgazda %95, petrolde ise yaklaşık %85-90 oranında dışa bağımlı olduğunu belirten Özalp, "EPDK verilerine göre doğalgazımızın %41’ini Rusya, %22’sini Azerbaycan ve %13-15’ini İran’dan alıyoruz. Uluslararası piyasalarda petrolün 1 dolar yükselmesi bile Türkiye ekonomisine ciddi bir mali yük getiriyor. İran ve Irak’ın istikrarsızlaşması, doğrudan bizim enerji faturamızın kabarması ve ekonomik zarar görmemiz demektir" dedi.
Savaşın jeopolitik sonuçlarına dair çarpıcı bir senaryo çizen Doç. Dr. Mustafa Özalp, Türkiye’nin sınır güvenliği konusunda uyardı. İran’ın parçalanması ihtimalinin Türkiye için beka sorunu olduğunu vurgulayan Özalp, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"İran bölünürse, Türkiye kendi sınırında İsrail ile komşu olma riskiyle karşı karşıya kalır. Bu, ileride İsrail'in vekil güçleri üzerinden İran topraklarında Türkiye ile savaşması anlamına gelir. Bölgesel barış için Türkiye’nin ivedilikle diplomasi trafiğini artırması gerekiyor. Müzakere masası kurulmalı, savaş derhal durdurulmalıdır. Aksi takdirde hem ekonomik hem de siyasi bilanço bölgemiz için çok ağır olacaktır."
Doç. Dr. Özalp’e göre, küresel enerji krizinin derinleşmemesi ve Türkiye’nin stratejik çıkarlarının korunması için tek çıkış yolu diplomasi. Bölgesel istikrarın bozulmasının sadece tarafları değil, tüm dünya piyasalarını sarsacak bir domino etkisine sahip olduğu vurgulanıyor.





