Henüz 7 aylıkken babasını kaybeden Nurcan teyze, yoklukla başlayan hayatını sevgiyle kurduğu bir yuva ile taçlandırdı.
Nurcan teyzenin yaşam öyküsü izleyenlerin yüreğine dokundu. Henüz 7 aylıkken babasını kaybeden Nurcan teyze, çocukluk yıllarını babasız büyümenin zorluklarıyla geçirdi. Hayatın eksikliği ve yokluğu erken yaşta öğrettiğini dile getiren Nurcan teyze, “Babasız büyümek çok zor” sözleriyle yılların içindeki hasreti ve hüznü gözler önüne serdi.
Hayatın acı yüzüne rağmen umudunu kaybetmeyen Nurcan teyze, 16 yaşında evlenerek yeni bir hayata adım attı. Eşiyle kurduğu yuvayı sevgi, saygı ve anlayış üzerine inşa ettiğini anlatan Nurcan teyze, geçmişe dönüp baktığında şükürle, “Gül gibi geçindik… Allah eşimden razı olsun” sözleriyle evliliğini özetledi.

“Çocuklar etkilenmesin diye kavga etmedik”
57 yıl süren evliliklerinde neredeyse hiç kavga etmediklerini söyleyen Nurcan teyzenin bu tercihi, hikâyenin en dikkat çeken noktalarından biri oldu. “Çocuklarım okuyor, etkilenmesinler diye kavga etmezdik” diyen Nurcan teyze, huzurlu bir yuvanın evlatlara bırakılabilecek en kıymetli miras olduğunu sözleriyle ortaya koydu.

Bir türküyle anlatılan vefa ve sevda
Nurcan teyze, eşine olan sevgisini “Sevemedim Karagözlüm Seni Doyunca, Ayırmasın Mevlam Bizi Ömür Boyunca” türküsüyle dile getiriyor. Söylediği her dize, bir ömrün sabrını, sadakatini ve vefasını yansıtıyor. Bu türkü, sadece bir ezgi değil; yıllarca emek verilmiş bir yuvanın duası olarak hafızalara kazınıyor.
Nurcan teyzenin hikayesi; hızlı tüketilen ilişkilerin, sabırsızlıkla dağılan yuvaların konuşulduğu günümüzde gençlere umut, ailelere ise güçlü bir ders niteliği taşıyor. Sabırla kurulan bir yuvanın, anlayışla büyütülen bir evliliğin nasıl kalıcı olabileceğini gösteriyor.
Nurcan Teyzenin eşi İsmet Amca da “2 yıldır eşimin yüzüne hasretim” sözleriyle izleyenleri derinden etkiledi. “Her gün işten sonra eve koşardım… Şimdi ne evimi ne sevdiklerimi görebiliyorum” ifadeleri, yüreklere dokundu.





