Aksaray Üniversitesi (ASÜ), kuruluşunun 20. yılını gurur dolu bir etkinlikle taçlandırdı. Üniversitenin en prestijli mezunlarından biri olan, Türk güreşinin yaşayan Yozgatlı efsanesi Rıza Kayaalp, kampüste coşkuyla karşılandı. ASÜ Spor Bilimleri Fakültesi Ar. Gör. Dr. Büşra Özdek’in moderatörlüğünde gerçekleşen söyleşide Kayaalp; spor kariyerindeki zorluklardan üniversite yıllarındaki esprili anılarına, antrenman disiplininden gelecek hedeflerine kadar pek çok konuda samimi açıklamalarda bulundu.
Söyleşinin açılışında, milli sporcumuzun uluslararası arenada kazandığı madalyalar ve Türk bayrağını göndere çektirdiği gurur dolu anlar barkovizyon eşliğinde hatırlatıldı. Salonu dolduran yüzlerce öğrencinin alkışları arasında sahneye çıkan Kayaalp, Aksaray Üniversitesi’nin kendisi için yerinin çok ayrı olduğunu vurguladı.
Yaklaşan Avrupa Şampiyonası için çok yoğun bir antrenman döneminde olduğunu belirten milli güreşçi, "Şampiyonaya çok kısa bir süre kaldı ve her dakikamız planlı. Ancak ASÜ’nün 20. yılı için gelen davet benim için bir emirdi. Burası benim yetiştiğim, eğitim aldığım yuva. Bu yoğun tempoya rağmen vefa borcumuzu ödemek ve genç kardeşlerimle buluşmak için burada olmayı özellikle istedim," dedi.

Güreşin Görünmeyen Yüzü: Kas Ağrıları ve Disiplin
Güreş sporunun sadece teknik değil, aynı zamanda muazzam bir fiziksel direnç gerektirdiğini anlatan Rıza Kayaalp, başarının arkasındaki ağır bedelleri şu sözlerle ifade etti: "Dışarıdan bakıldığında sadece bir müsabaka görülüyor ancak o bir dakikalık başarının arkasında yılların emeği ve binlerce kez tekrarlanan hareketler var. Antrenmanlardan sonra bazen parmağımızı kıpırdatacak halimiz kalmıyor. Kas ağrıları ve yorgunluk bir sonraki güne devrediyor. Ama bayrağımızı temsil etme düşüncesi, tüm bu yorgunluğu silip süpürüyor."
Kendi Branşındaki Dersten Kalan Dünya Şampiyonu!
Söyleşinin en dikkat çekici ve gülümseten anları ise Kayaalp’in akademik hayatına dair paylaşımları oldu. Milli takım kampları ve uluslararası turnuvalar nedeniyle derslere devam etmekte zorlandığını belirten şampiyon sporcu, mezuniyetinin bir yıl gecikmesine sebep olan o ilginç anısını anlattı: "Üniversite Olimpiyatları’na katıldığım için derslerimi takip edemiyordum. Hatta hiç unutmam, kendi branşım olan güreşle ilgili bir dersten devamsızlık ve yoğunluk nedeniyle kalmıştım. Akademik hayatla spor kariyerini bir arada yürütmek gerçekten zor bir zanaat. Ancak ASÜ yönetimi ve hocalarımız, milli sporculara her zaman sahip çıktı. Kayıt günü geçtiği için okuldan ayrılacakken, milli sporculara tanınan ek süreyi öğrenmem hayatımın dönüm noktası oldu."

Başarının Formülü: Yetenek, Hedef ve Çalışma
Gençlere altın değerinde tavsiyelerde bulunan Kayaalp, başarının tesadüf olmadığını, planlı bir inşa süreci gerektirdiğini belirtti. Köy hayatında kazandığı sorumluluk bilincinin ve çocukken kuzenleriyle yaptığı güreşlerin temellerini oluşturduğunu söyleyen Kayaalp, devletin sunduğu imkanların önemine de değindi. 11 yaşında başladığı Güreş Eğitim Merkezi süreciyle birlikte devletin tam desteğini hissettiğini, bunun da kendisine "milletine karşı sorumluluk" bilinci yüklediğini ifade etti.
Rektör Arıbaş: "Rıza Kayaalp Bir Karakter Abidesidir"
Programda konuşan ASÜ Rektörü Prof. Dr. Alpay Arıbaş, Kayaalp’in sadece bir sporcu değil, bir rol model olduğunu söyledi. Arıbaş, "Rıza evladımız sadece güreş kapasitesiyle değil, ahlakı, mütevazılığı ve örnek karakteriyle Türk milletinin gönlüne taht kurmuştur. Şu an dünyada bu seviyede iki isim var; biri Kübalı Nunez, diğeri Rıza Kayaalp’tir. Onun Avrupa Şampiyonası öncesi burada olması büyük bir vefa örneğidir. Dualarımız onunla," dedi.
Eski Günlere Yolculuk
Söyleşinin ardından ASÜ Rektörü Prof. Dr. Alpay Arıbaş tarafından Kayaalp’e plaket ve teşekkür belgesi takdim edildi. Rıza Kayaalp, daha sonra Rektörlük makamına geçerek üniversitenin şeref defterini imzaladı. Programın en duygusal anları ise Kayaalp’in mezun olduğu Spor Bilimleri Fakültesi’ni ziyareti sırasında yaşandı. Eski hocalarıyla hasret gideren ve fakülte koridorlarını gezen milli sporcuya, Fakülte Dekanı Prof. Dr. Mustafa Kayıhan Erbaş tarafından özel bir plaket sunuldu.





