Şiirlerinde bireyin iç dünyasını toplumsal gerçekliklerle harmanlayan Erbaş, hem edebi kişiliğiyle hem de dönem dönem eserleri etrafında gelişen tartışmalarla edebiyat tarihimizdeki yerini koruyor.

7 Eylül 1953 tarihinde Yozgat’ta dünyaya gelen Şükrü Erbaş’ın resmi nüfus kayıtlarına göre doğum tarihi 1 Ocak 1954’tür. Annesi Lalezar Hanım, babası ise Doğan Erbaş’tır. İlk ve ortaöğrenimini memleketi Yozgat’ta tamamlayan şair, çalışma hayatına 1972 yılında Toprak Mahsulleri Ofisi’nde (TMO) memur olarak adım atmıştır.

Erbaş, memuriyet hayatını sürdürürken eğitiminden de geri kalmamış ve Gazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü’nden 1978 yılında mezun olmuştur. Uzun yıllar emek verdiği TMO Genel Müdürlüğü'ndeki görevinden 1998 yılında emekliye ayrılmıştır.

Edebiyat Yolculuğu: Ödüllü Bir Kariyer

Şükrü Erbaş’ın edebiyat dünyasına girişi 1978 yılında Varlık dergisinde yayımlanan ilk şiiriyle gerçekleşmiştir. 1984 yılından itibaren edebiyat dünyasında daha aktif bir rol üstlenen şair, Yarın dergisinde kurul üyeliği yapmış, Edebiyatçılar Derneği’nde ise 1993-1995 yılları arasında genel sekreterlik, 1998-1999 yılları arasında başkanlık görevlerini üstlenmiştir.

1987 yılında yayımlanan Yolculuk adlı şiir kitabıyla Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü’nü kazanan Erbaş, şiirin yanı sıra deneme ve antoloji türlerinde de kıymetli eserler vermiştir. Günümüzde PEN Yazarlar Derneği üyesi olan Erbaş, şiirlerini ve yazılarını Varlık, Cumhuriyet Kitap, Evrensel Kültür, Gösteri ve Düşlem gibi Türkiye’nin en köklü edebiyat dergilerinde okurla buluşturmaya devam etmiştir.

Şükrüğ Erbaş

"Köylüleri Niçin Öldürmeliyiz" Tartışması

Şairin edebiyat kariyerindeki en çok konuşulan olaylardan biri, 27 Şubat 1994 tarihinde Milliyet gazetesinde Melih Aşık’ın köşesinde yayımlanan "Köylüleri Niçin Öldürmeliyiz" başlıklı şiiridir. Şiirin ismi, o dönemde kamuoyunda ve siyasi çevrelerde büyük bir yankı uyandırmış, dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ve çeşitli kurumlar tarafından yoğun eleştirilere maruz kalmıştır. Şair, bu eserinde aslında toplumsal bir eleştiri ve köylünün ihmal edilmişliğine dair sert bir ayna tutmuştur.

Şiir Anlayışı ve Edebi Etkileşimler

Sanat hayatında belirli bir akıma körü körüne bağlanmamayı tercih eden Şükrü Erbaş, başlangıçta İkinci Yeni akımının etkisinde kalsa da zamanla kendine has, toplumcu ve özgün bir ses inşa etmiştir. Etkilendiği isimleri ve sanatsal kırılma noktalarını şu şairlerle ilişkilendirmiştir:

· Ahmet Muhip Dıranas

· Ziya Osman Saba

· Ahmet Arif

· Metin Altıok

· İlhan Berk

· Edip Cansever

· Turgut Uyar

· Ece Ayhan

· Nazım Hikmet

· Behçet Necatigil

· Melih Cevdet Anday

· Cahit Külebi

Kendisine rakip olarak gördüğü bu isimler gibi yazamadığını ifade eden Erbaş, kendi üslubunu bu dev isimlerin gölgesinde değil, onların açtığı yoldan kendi özgünlüğüne ulaşarak kurmuştur.

Yozgat’ın İsim Kültüründe "Koruyucu" Gelenek: İsimlerin Arkasındaki Sır ne?
Yozgat’ın İsim Kültüründe "Koruyucu" Gelenek: İsimlerin Arkasındaki Sır ne?
İçeriği Görüntüle

Evli ve iki çocuk babası olan Şükrü Erbaş, 2000’li yılların başından bu yana Antalya’da yaşamakta ve yazı çalışmalarını bu şehirde sürdürmektedir.

Muhabir: Orhan Kalabalık