Yozgatlı Yazar Hemşehrimiz Şaban Çetin

Abone Ol

1976 yılında Yozgat’ın Çekerek ilçesine bağlı Tipideresi Köyü’nde doğdu. İlkokulu köyünde tamamladı. İmam Hatip Lisesi eğitimine Çekerek’te başlayıp İstanbul Pendik’te bitirdi. Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri ile Türk Dili ve Edebiyatı bölümlerinden mezun oldu.

İlk eserini 2014 yılında şiir dalında “Eylül ve Yağmur” adıyla yayımladı. İkinci eseri, hikâye türünde “Bir Ada Bin Hüzün”, üçüncü eseri ise bu yıl yine şiir dalında “Cemre” adıyla okuyucuyla buluştu.

Mirathaber ve Yenisöz Gazetesi’nde yazıları yayımlanmaktadır.

(Bir yazısından alıntı)

Türkülerimiz var bizim; ana sütü gibi…
Bize ruh veren, bizi ilmek ilmek ören, bizim hikâyemizle yine bizi nakış nakış işleyen türkülerimiz…

Türküler, millet olarak serencamımızı hikâye eder. Savaşlarımızı, sulhumuzu, yokluk ve yoksulluklarımızı, iyi ve kötü günlerimizi, sevdalarımızı, gurbeti, hasreti, vuslatı, mahkûmluğu ve hürriyeti türkülerimizde buluruz. Yani bizatihi kendimizi…

Millet olarak türkülerimiz; içinden geçtiğimiz şartları bir mızrap edinip gönül telimizden yükselttiğimiz eşsiz nağmelerimizdir. Onlar, ilk söyleyenleri bakımından şahsi olabilir. Ancak tasada ve sevinçte bir olduğumuz zamanlara has olduklarından, türkülerimiz gönüllerimizin ortak sedasıdır.

Ne vakit türkülerden söz açılsa ya da ben türkülerden söz edecek olsam, Veysel’in sözü gelir aklıma:
“Türk’üz, türkü çığırırız.”

Aklım yettiğinden beri türkülerin hayatımda yeri olageldi. Daha altı yedi yaşlarındayken kuzu ve oğlakları otlatırken dilimde şu türkü vardı:

“Dereye aşağı iner kurt izi
Kurdun ağzında bir körpe kuzu
Mevla’nı seversen ağlatma bizi
Gel koyun, meleme vazgeç kuzundan”

Bu, kuzusunu kurt yemiş bir koyunu teselli etmeye matuf bir çoban türküsüydü. Türkülerimiz, insanın; insanla, cemiyetle, tabiatla ve ötesiyle münasebetinin keyfiyetini ele veren sayısız misalle doludur. Türküleri olan bir cemiyet/millet, sahibi olduğu hayvanın hüznünü kendi hüznünden ayrı görmemektedir.