Daha önce kozalaktan reçel ve sirke üreten çift, bu kez “kozalak turşusu” yaparak doğal ürün yelpazesini genişletti.
Kimyasal ürünlerden uzak durarak doğal yöntemlere yönelen Muteber Hatun Er, Yozgat’ta topladığı yeşil çam kozalaklarını önce temizleyip işleme sürecinden geçiriyor. Reçel ve sirke üretimiyle başlayan süreç, zamanla farklı tariflerin geliştirilmesiyle devam etti.
Er, kozalakların sert yapısını özel yöntemlerle yumuşatarak geleneksel ve doğal üretim tekniklerini birleştirdiklerini ifade ediyor.

Baharatlarla Zenginleştirilen Tarif
Muteber Hatun Er, kozalak reçeli üretim sürecinde çeşitli baharatlar kullandığını belirterek üretim aşamalarını şu sözlerle anlattı: kozalakların sirkeli suda bekletildiğini, ardından uzun süre kaynatıldığını ve andız, udi hindi, çörek otu, karanfil, zencefil, zerdeçal gibi birçok doğal ürünle harmanlandığını söyledi.
Yaklaşık 18 saat süren kaynatma sürecinin ardından kozalakların reçel formuna getirildiği ifade ediliyor.

Kozalak Turşusu Dikkat Çekti
Çiftin geliştirdiği en yeni ürün ise kozalak turşusu oldu. Sirke, sarımsak, şeker ve turşu tuzu ile hazırlanan karışımın yaklaşık 15 gün bekletilerek tüketime hazır hale geldiği belirtiliyor.
Muteber Hatun Er, kozalak turşusunun suyu ve içeriğindeki doğal malzemeler nedeniyle farklı bir lezzet ortaya çıkardığını ifade ediyor.
“Eşimin Rahatsızlığıyla Başladı”
Doğal ürünlere yönelme sürecinin eşinin sağlık sorunlarıyla başladığını söyleyen Er, zamanla bitkisel karışımlar ve kozalak ürünleriyle farklı denemeler yaptıklarını belirtti. Ürünlerin kullanım süreciyle birlikte olumlu geri dönüşler aldıklarını ifade etti.

“Doğadan Gelen Ürünlere İlgi Artıyor”
Yasin Ali Er ise doğal ürünlerin hayatlarında önemli bir yer edindiğini belirterek, uzun süredir bu ürünleri kullandıklarını ve günlük yaşamlarında faydasını gördüklerini ifade etti.
Çift, ürettikleri kozalak reçeli, sirke ve turşuya artan ilgiden dolayı üretimi sürdürdüklerini ve doğal ürünlere olan talebin giderek arttığını dile getirdi.
Yozgat’ta başlayan bu doğal üretim hikâyesi, doğadan gelen ürünlerin farklı yöntemlerle değerlendirilebileceğini bir kez daha ortaya koydu.





