Yozgat’taki gizli yangın (!)

Abone Ol

Ülkenin bir bölümünde yangınlarla mücadele edilirken, Yozgat gibi şehirlerde var olanı koruma telaşı, korkusu sardı.
Bir de yürek yangınımız var tabi.
Dua ve üzüntü ile karışık duygular yaşıyoruz.
Gelelim Yozgat’taki görünmeyen yangına.
Doğayı sev, toprağı sev, fidan dik, ağacı koru, kuraklığı önle, sokak hayvanlarına sahip çık, … Bunları okul yıllarında öğreniyoruz daha çok.
Fakat sevgisini dışa yansıtanlarımız kadar bir de içten içe yaşayanlarımız var.
Bir de hayvan/doğa sevgisini uygulamaya ömrünü adayanlar.
İşte onlardan bir tanesi Sarıkayalı İş İnsanı Abdullah Karataş.
Bugüne kadar 250 binin üzerinde fidanın toprakla buluşmasını sağlamış. Sabahın ışıkları dünyaya vurmadan kalkıp, fidanları tek tek suluyor, bakımını yapıyor ve tüm bunları bir zorunluluk olduğu için değil sevgisinden yapıyor. Hoş, o yapmasa kim yapacak, kaderine terk edilecek tamamı.
Bizim evdeki saksıları sulamakla sıkıldığımız bir dünyada o aslında hiç de mecbur olmadığı bir işi yapıyor diktiği fidanları suluyor.
Şimdi gelelim asıl meseleye, Yozgat’ın görünmeyen yangınına.
Abdullah Bey, ülkemizi saran orman yangınlarına belki de yüreği en fazla yananlardan. Onun sevgisi öyle kuvvetli ki, o mesaisini, maddiyatını, ömrünü bu işe feda edebilecek kadar büyük yüreği var.
Yangınların olduğu bölgeye kendi imkanları ile 2 bin fidan dikmeyi planlıyor.
Allah ondan ve onun gibi yüreğe sahip olanlardan razı olsun.
Sohbet arasında bir serzenişte bulundu, inanamadım.
Abdullah Bey fidanları sadece bağışlamıyor bir kuruma hediye etti ise onun dikimi için de mücadele ediyor. Hatta yetmiyor suluyor, küçük fidanlar rüzgardan etkilenmesin diye sırıklarını dahi kendisi takıyor.
Parayla dahi çalışacak adam bulamadığından dert yandı.
Siz neden adam buluyorsunuz diye sordum, laf arasında şunları anlattı:
“Fidanları kurumlara bağışlıyorum, dikimini yapıyorum, sağ olsun belediye su konusunda yarımcı oluyor. Ancak kurumlar fidanlara sahip çıkmıyor. Korumuyor, kollamıyor. Aşırı sıcakların olduğu bu yaz tüm fidanlar kuruma tehlikesi ile karşı karşıya. Ne kurumlar sahip çıkıyor ne de benim sahip çıkmam noktasında destek oluyor. Geçenlerde bir kurumun kapısı kilitliydi yetkili birine ulaşıp da fidanları sulatma imkanı bulamadım.”
Hayretle dinledim Abdullah Bey’i.
Bir yanda orman yangınları, Yozgat’ta yürek yangını.
Bu işin kuralı, prosedürü böyle mi işliyor Yozgat’ta acaba.
Ya da kurumlar, Abdullah Bey’e fidan bağışladı fazladan iş çıkardı diye kızıyor mu?
Asıl yangın bu değil de nedir kıymetli hemşerilerim.
Fidanı bağışlayan, hem dikimini yapıp, hem sulamasını ve bakımını yapmak zorunda mı?
Yoksa Abdullah Bey, kurumlara fazladan iş çıkaran kötü bir adam mı?
Takdir sizin…