Yozgat, köklü geçmişini aydınlatmaya devam ediyor. Yozgat Bozok Üniversitesi’nin kültürel ve ilmi hafızayı koruma misyonuyla hayata geçirdiği "Yozgat’ın Değerleri" panel serisi, bu kez Cumhuriyet döneminin ilk Yozgat Müftüsü Mehmet Hulusi Efendi’ye odaklandı. Vefatının 62. yılında düzenlenen anma programı, Hulusi Efendi’nin mezarı başında yapılan ziyaretle başladı ve ardından Yozgat Belediyesi Büyük Sinema Kültür ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilen panel ile devam etti.

"Mücadele Adamı" Bir Aydın
Panelin açılış konuşmasını yapan Yozgat Bozok Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Evren Yaşar, üniversitelerin sadece bilgi üreten değil, aynı zamanda şehrin kültürel kodlarını ve tarihe mal olmuş şahsiyetlerini gelecek nesillere aktaran kurumlar olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Yaşar, Mehmet Hulusi Efendi’nin müderrislikten milletvekilliğine, Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti başkanlığından Diyanet İşleri’ndeki danışmanlık görevlerine kadar uzanan 76 yıllık hayatının, bir "mücadele adamı" portresi çizdiğini belirtti.
Panelde, Doç. Dr. Nilüfer Ateş tarafından Hulusi Efendi’nin biyografisi üzerinden yapılan değerlendirmelerde, onun Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş döneminde "köprü kuran bir aydın" olduğu ifade edildi.

Tarihi Çarpıtmalara "Belgeli" Cevap
Panelin en çarpıcı bölümünde, ünlü gazeteci Taha Akyol, büyük amcası Mehmet Hulusi Efendi’ye yönelik yıllardır sürdürülen karalama kampanyalarına akademik ve somut belgelerle yanıt verdi. Akyol, tarih yazımında "vesika" kullanmanın önemine dikkat çekerek şu iddiaları çürüttü:
· "Hain Müftü" İftirası: Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey’in yargılanması sırasında "katliam görmedim ama söylentiler duydum" şeklinde ifade vererek mahkumiyetine sebep olduğu öne sürülen ismin Mehmet Hulusi Efendi değil, Mehmet Hüsnü Efendi olduğu arşiv belgeleriyle ortaya kondu. İsim benzerliği ve eski harflerin yanlış okunmasından kaynaklanan bu hatanın, kötü niyetle bir itibar suikastına dönüştürüldüğü vurgulandı.
· "Gerici" Söylemi: Hulusi Efendi’nin frengi hastalığıyla mücadele kapsamında hazırlanan kanun teklifine karşı çıktığı iddiasının gerçeği yansıtmadığı, aksine onun "bakire kızların mahremiyetini" korumak için itiraz ettiği belirtildi. Hulusi Efendi’nin "Hayat en mukaddem (öncelikli) değerdir" ilkesini benimsediği, itirazıyla kanuna daha insani bir düzenleme kazandırdığı açıklandı.
· "Irgatlık" Kompleksi: Çapanoğulları’nın ırgatı olduğu için isyanı kışkırttığı iddiasının, ailenin mezar taşlarındaki "El-Hac Bekir Ağa" ve "İshak bin Bekir Ağa" ibareleriyle ekonomik ve sosyal olarak saygın bir statüde olduğunu kanıtlamasıyla çürütüldüğü ifade edildi.

"Anayasa Hukukçusu Bir Alim"
Panelde, Hulusi Efendi’nin 1921 Anayasası (Teşkilat-ı Esasiye) müzakerelerinde sergilediği tutum, modern anayasa hukukundaki "denetim ve denge" (checks and balances) prensibiyle ilişkilendirildi. Hulusi Efendi’nin sınırsız yetkilere karşı çıkarak, devlet yönetiminde "hukuk ve halkın yararı" (erfak) vurgusu yaptığı, bunun Mustafa Kemal Paşa’ya karşı değil, demokratik bir hukuk devleti anlayışına yönelik bir vizyon olduğu belirtildi.
Yozgat’ın Şahin Yuvası Dönemi
Panelde söz alan Dr. Ali Şakir Ergin, Yozgat’ın o dönemdeki atmosferini "şahin yuvası" olarak nitelendirerek, savaşlar nedeniyle yetişmiş insan gücünü kaybetmiş bir şehre, Hulusi Efendi gibi bir ilim adamının dönmesinin şehrin kaderi için bir "aydınlanma" olduğunu dile getirdi.
Moderatörlüğünü Öğretim Görevlisi Kamil Büyüker’in yaptığı; panelistler Dr. Büşra Nur Topal Akdoğmuş’un da katkı sunduğu etkinlik, Hulusi Efendi’nin hem geleneksel değerlere bağlı hem de modern dünyaya açık, hukuk temelli yönetim anlayışını savunan örnek bir "Cumhuriyet aydını" olduğunu bir kez daha tescilledi.





