Gimat Mağazalar Zinciri Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Özışık: Bu imtihanı hep birlikte vereceğiz
Gimat Mağazalar Zinciri Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Özışık, Çamlık TV’de Tarık Yılmaz’ın hazırlayıp, sunduğu Yozgat Gündemine konuk oldu.

Gimat Mağazalar Zinciri Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Özışık, Çamlık TV’de Tarık Yılmaz’ın hazırlayıp, sunduğu Yozgat Gündemine konuk oldu.
Türkiye’nin her zaman bir imtihan verdiğini aktaran Zafer Özışık, “Bu imtihanı da hep birlikte vereceğiz. Terzi, krizden etkilendi mi etkilendi. Çünkü konfeksiyonda alışveriş yok. pantolonun paçasını kimse yaptırmıyor. Bizim lokantamız kapalı. Orada dolap arıza yapmıyor, kebap ocağı arıza yapmıyor, su tesisatı arıza yapmıyor. Buradaki diğer arkadaşlara iş düşmüyor. Burada benim isteğim şu, büyük bir dayanışma içinde, berberler traş yapmıyor. İnsanlar sanki berbere tıraş olmuş gibi onlara yardımcı olsunlar. Küçük esnaf gururludur. Hiç kimseden yardım talebinde bulunmaz. Bunlara elimizden geldiği ölçüde yardımcı olalım. Bizde yardımcı oluyoruz. İnşallah bu süreci de en kısa sürede atlatacağız” şeklinde konuştu.

KÖTÜ SEBEP OLMASIN
Özışık, Yüce Allah’ın herkesi bu koronavirüs salgınında kurtararak, Ramazan ayını ağızlarının tadıyla geçirip bayrama ulaşmayı nasip etmesi temennisinde bulundu.
Koronavirüs salgınında iyileşen hasta sayının yüzde 50 oranında fazlalaştığına dikkat çeken Zafer Özışık, “Vefat eden sayımızda yüzün altına düştü. İnşallah bu işin ucu gözüktü. Yozgatlı hemşerilerimizden şunu rica edeyim bende. Fırın işin lütfen çok abartmayalım. 2 de aldığımız ekmek veya 5’te aldığımız ekmek iftara zaten soğuyor. Lütfen fırınlarda yoğunluk oluşturmadan, sosyal mesafeyi koruyarak bu ekmeğimizi alalım. Ramazan bu işe kötü bir sebep olmasın” dedi.
TEŞEKKÜR EDERİM
Belediye Başkanı Celal Köse’ye teşekkür eden Zafer Özışık, “Kendisi Yozgatlı tüccarları iyi tahlil etmiş. Biz hiçbir mala zam yapmadık. Elimize zamlı gelen mala zam yapmak zorunda kaldık. Hiçbir malı, depodaki mala koronavirüsü fırsat bilerek zam yapmadık. Yozgat halkının bunu böyle bilmesini istiyorum. Gece gündüz süreci çok iyi yönettik. İşin başındaydık. Yozgat halkı diyemez ki biz gıda sıkıntısı yaşadık, fahiş fiyatla ürün aldık. Çünkü biz bunu yapmadık. Belediye Başkanı Celal beyde olayı izlemiş teşekkür etmiş, bende ona gıda esnafı adına teşekkür ediyorum” diye konuştu.
Zafer Özışık’ın konuşmasının satır başları ise şöyle:
ÖZLEMLE ANIYORUZ
Ramazan eski de kaldı. Modern hayata geçişte hep eskiyi özlemle anıyoruz. Nerede o eski Yozgat’taki Ramazanlar dediğimiz de İstanbul’da öyle, Kars’ta öyle. Her yerde bir değişkenlik var. Bu değişkenliğin önüne geçme şansımız yok. Biz çocukluğumuzda Alacalıoğlu Camiine giderdik. Derviş Baran hocamız yakınlarda vefat etti. O oranın imamıydı. Bir de Kadir Hafız vardı. Oraya giderdik. Çocuktuk. Tevarih’e gitmek arkada durmak, orada kikir kikir gülmek. Sevende vardı, kızanda vardı ama o camilerin süsü, biberiymiş o çocuklar. Bizi büyüklerimiz araya durur, sağına ve soluna alırdı. O sıkı tedbirlere rağmen biz birbirimizi güldürürdük. Tandırda yapılan bazlamadan evde ocakta yapılan bazlamaya oradan da fırında yapılan katmere geçti. Çağın önünde kimse duramıyor. Ama o günleri özlemle anıyoruz. O tandırlığı yakacak bayanda kalmadı, yapacak bayanda kalmadı diye düşünüyorum.
ONLRA BİZİM DEĞERİMİZ
İsmail Aldemir ve Osman Aldemir. Bunları evden çıkartmıyoruz. Şöyle çıkartmıyoruz. Bunlar gidip, insanlara sarılabilir. Onları vasisi Hasan abi var. Amcalarının oğlu. Onların resmi işlerini o takip ediyor. Devletin verdiği az bir maaş var. Onların kanuni işlerini Hasan abi takip ediyor. Hasan abiyle biz görüştük, dışarı çıkartmama kararı aldık. Çünkü dışarı gidip sarıldığında, belki Allah korusun İsmail abiye koronavirüs teşhisi konulsa biz onu nasıl yapacağız. Bir de ömür boyu vicdan azabı çekmek zorunda kalırız. Bunlar Yozgat’ın bir değeri. Bir de onların hiçbir hesabı yok. Ben İsmail abi ile 34 yıldır beraberim. Ona hiçbir zaman yüzümü ekşitmedim. Biz ilgileniyoruz. Onları babaları kurban ile bulmuş. Divanlılı Ömer Çavuş onları babası. Ömer çavuş erkek evladım olmuyor diye kurban kesiyor. Bir de Almanya’da kardeşleri var. Ali Aldemir diye o da ilgileniyor. Üç tane ablaları var. Anneleri de vefat etti. 6 yıl önce. Evde ikisi beraber kalıyorlar. Bizim oraya gelirler. Bizim orada görevleri var. Çayın altını yakmak için onda çakmak var. Orada faturalar var, muhasebeye gidecek faturalar onları götürür. Öğlen olunca canı ne isterse onu yer. Eskiden ikindi vaktinde giderlerdi eve ama şimdi artık öğlenden sonra gidiyorlar. Onlar bizim varlıklarımız. Allah herkese hayırlı ömürler versin. Bana bir şey olsa bile çocuklarıma tembih ettim. Bunların emaneti sana. Benim ortanca oğlum Furkan bey. O bile gidip evlerine onlarla görüşüyor. Amca diye önünü geçmez. Benim oğlum, abim nasılsa onlarda aynı. Hatta bazı vatandaşlar diyor ki: ‘bunlar senin abin niye saklıyorsun’ dedim ki; bu benim abim değil. Soyadı Aldemir. Ben Divanlılı değilim. Benim saklamak gibi bir derdim yok. sen abim görmek istiyorsan öyle göre öyle gör.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.