Altın 6368.96 %0.4
BIST 14421.15 %0
Dolar 46.435 %0.04
Euro 53.4305 %-0.35
Sterlin 61.4731 %0

23 YILDIR BiTMEYEN ACI!

23 YILDIR BiTMEYEN ACI!

Sorgun’da 1995 yılında bir kömür ocağında 40 kişinin ölümü ile sonuçlanan grizu patlamasının tanıkları, aradan geçen 23 yıla rağmen o gün yaşadıkları acı ve ıstırap yüklü anları dün gibi hissediyor ve yaşıyor.

Kimi kazadan son anda kurtulmuş kimi mahşeri can pazarına şahitlik etmiş o günün tanıkları, patlamanın yıl dönümünde duygularını Yozgat Çamlık Gazetesi’ne anlattılar.
Yozgat’ın Sorgun İlçesi’nde Madsan Maden Şirketi’ne ait kömür ocağında 26 Mart 1995 yılında meydana gelen grizu patlamasında ilk etapta 3 işçi öldü, 11 kişi yaralandı. Sonrasında meydana gelen göçükte ise 37 işçi yaşamını yitirdi. 40 maden işçisinin şehit düştüğü acı olayın ardından geçen yıllar o günün tanıklarına yaşananları unutturmadı.


40 KİŞİ YAŞAMINI YİTİRDİ
Patlama 26 Mart 1995 tarihi saat 14:45 sıralarında meydana geldi. 900 metre uzunluğundaki galerinin alev alması sonucu 11 kişi ağır yaralandı. Yaralılar Kayseri’ye nakledildi. Olay sonrasın yapılan arama kurtarma çalışmalarından ilk etapta maden işçileri Ali Göçer, Aydın Kubascık ve Cevat Tanrıverdi’nin cansız bedenlerine ulaşıldı. Olaydan hemen sonra olay yerine gelen kurtarma ekipleri, yangının çok güçlü olması nedeniyle çalışma esnasında büyük güçlüklerle karşılaştı. Göçük altında kalan madencileri arama kurtarma çalışması oldukça uzun sürdü. İlk etapta madenden 2 ceset ve 6 yaralı çıkarıldı. Saatler ilerledikçe ölenlerin sayısı 40’a ulaştı.


İŞTEN ATMASALAR PATLAMADA O DA OLACAKTI
O günün tanıkları Çamlık Gazetesi Yazıişleri Müdürü Tarık Yılmaz’a patlama günü yaşananlarla birlikte, maden kazasının göz göre gerçekleşmesine zemin hazırlayan nedenlerin anlattılar
Nizam Avcı, grizu patlamasının yaşandığı maden ocağında çavuşluk yapan işçilerden bir tanesi.
O dönemin yöneticileri Avcı ile birlikte bazı işçileri sendika kurmak istedikleri gerekçesi ile iş akitlerine son verdi.
Avcı; “Çalışıyor olsaydım, o patlamanın içinde mutlaka ben de olurdum, demek ki yiyecek ekmeğimiz, içecek suyumuz varmış” dedi.


“OCAKTA NEFESLİK YOKTU”
Maden ocağında çalışma koşullarının sağlıksız olduğunu belirten Avcı, sıcaklığın aşırı derecede olmasından dolayı iç çamaşırı, çizme ve baretle çalışmak zorunda olduklarını, havalandırma bulunmamasından dolayı grizu emniyetinin alınmadığını söyledi.
Avcı, çoğu zaman emniyetin olmadığı ocaktaki şartları ve patlamayla ilgili bildiklerini şöyle anlattı:
“Patlamanın olduğunda orada değildim ama ocağın durumunu biliyordum. Ocakta nefeslik yoktu, sıcak suyun etkisi vardı, ocak çok sıcak oluyordu. Çalışırken bir iç çamaşırı, bir çizme, bir baret vardı. Çoğu zaman da emniyet yoktu. Bu kadar sıcak olduğu zaman havalandırma olmadığı için grizu emniyeti alamıyorlardı. Tekrar bir baca daha açmanın maliyetine girmek istemiyorlar, kolay para kazanmayı tercih ediyorlardı. Bizim köyden Ömer Yiğit isimli bir kişi, onun dışında yanımda çalışan işçilerden 40 kişi vefat etti.”
İşçilerin işlerini kaybetme korkusu yüzünden olumsuz koşullara itiraz edemediğin söyleyen Nizam Avcı, sendika kurma sürecinde kendisi ile birlikte pek çok işçinin işten çıkarıldığını ileri sürdü.
Avcı; “İşçiler sendika kuralım dediler, benim haberim dahi yoktu, beni de o gerekçe ile işten çıkardılar. Ne var sanki sendika kurulursa ocağını tüm mü satın alacak işçi? Sabunu veriyordun, elbiseyi veriyordun, ayakkabıyı veriyordun, kömürü de veriyordun, sendika da kurulsa alacağı buydu. Sendika kuruyorsun diye bizden işten çıkardılar. Patlama anında çalışıyor olsaydım orada olurdum, hem çavuş hem de şefliğe bakıyordum, en azından gündüz vardiyasında olurdum. Her şey kısmet demek ki vademiz yetmemiş, o zamanlar bir şey vesile oldu. Bizi işten çıkardılar. Vademiz yetseydi orada kalırdık, bizi işten çıkardılar, peşine patlama yaşandı. Artık şartlar daha iyi. Çalışanlar daha bilinçli. Devlet Soma faciası sonrası madenin üzerine daha da düştü. Maaşları çok düşüktü. O zamanlar aldığımız para kendimize zor yetiyordu” diye konuştu.


USTA BAŞI YAŞANANLARI ANLATTI
67 yaşındaki İbrahim Demir de, patlamanın meydana geldiği maden ocağından 5 yıl önce emekli olan işçilerden. Atölyede ustabaşılık yapan Demir, patlama sırasında yer altında olmadığı için can pazarından kurtulan işçilerden.
BİR KARA DUMAN ÇIKTI
Patlamanın yaşandığı anlara şahitlik eden Demir, o anları şöyle anlattı: “Bir kara duman çıktı baca ağzından. Öyle bir duman ki her yanı kapladı. O arada bir panik oldu müdürler, mühendisler. Bir içeri girecek oldular bir çıkacak oldular. Hepimiz şaşırdık, fakat ora müdür ‘eyvah aşağıdakiler gitti’ dedi. O patlamada beraber çalıştığımız atölyeden 3 kişi öldü. Elektrikçi çocuk vardı Hüdayi isimli Amasyalı, ‘Ölüyorum, anam’ diyerek çıktı. Patlamayı ilk defa gördüğümüz için pis hava çekildikten bir gün sonra indik yer altına. Tahir Bey isimli mühendisimiz vardı, taş baca denilen yere kadar indik, devamına ekip girdi. Cenazeler saniyelik patlamada adeta tamamen yanmıştı. 40 işçi arkadaşımız vardı, 3’ü yaralı olarak çıktı. Biri bizim elektrikçimizdi, birisi Araplı Köyü’nden Ali Göçer’di. Usta bacadan deliği delmiş, ben bidonla su getireyim demiş tam çıkışın oraya geliyor o sıra patlama oluyor. Bir de Zonguldaklı İbrahim vardı. O da kancacıydı. Bunların üçü sağ çıktı, bunları Kayseri’ye götürdük. Doktor ‘Allah’a yalvarın da ölsünler’ dedi. Patlamanın iç organları parçaladığını, sağ kalsalar dahi akıl dengesi olmaz dediler. Onlar da hastanede öldü, 40 arkadaşımız o patlamada yaşamını yitirdi.
O patlamadan sonra yer altına indik ama uzun süre korku içinde indik. O cenazeleri gördük, her biri bir yerde simsiyah olmuş yatıyor, tahmin edemiyorsun bu adam mı diye. Yaralı arkadaşımız Ali Goçer ‘Bir ateş vardı dağladı gitti’ dedi.!


İHMAL PATLAMAYA NEDEN OLDU
Yerin 900 metre altında meydana gelen patlama alanına indiklerinde nedenini kolaylıkla tespit ettiklerini söyleyen Demir; “Kapalı 200-300 metre baca gidiliyor. Bacadan havayla gidiliyor. Bu bacaların önüne baraj örüyorlar. Orası hava olmayınca gaz birikiyor. Orayı açmaları için delik açılıyor. Oraya hava veriliyor, orası bir iki gün havalanıyor. Sonra yine mevcut oksijenle işleme başlatılıyor. 50 metre baca gitmişler, diğer bacaya yakın olduğu için birini iptal etmişler. Bacanın ağzına tahta çakmışlar, girişine girilmesi yasak yazmışlar. Olay günü mühendis yarım saat önce çıkıyor. O dönem işçiye pirim veriliyordu. Mühendisler gidince işçiler daha çok prim almak için kömür almaya çalışılıyorlar. Çekerekli bir usta yasak olan yerde kapalı bacayı deliyor. Hava olmadığı için orada patlama oluyor. Öyle bir patlama oluyor ki barajın önünde vinç kuruluydu, yukarı tavana sıkışıktı, onu dahi 30-40 metre havaya atmış patlamanın etkisi” dedi.
ARTIK ŞARTLAR ESKİSİ GİBİ DEĞİL
İbrahim Demir, günümüzde madenciliğin eskisi gibi olmadığını, denetimlerin bu tür tavizlere müsaade etmediğini söyledi.
Demir, denetimlerin yanı sıra yer üstünden yer altındaki gazı anında tespit eden cihazlar ve alarm sisteminin hayati öneme sahip olduğunu bildirdi.
DENETİMLER YETERSİZDİ,
DEVLET DE BOŞLUK VARDI

Patlamanın şahitlerinden Mevlüt Gündüz de, Pazar günü öğle sonrası yaşanan patlama anına şahitlik eden vatandaşlardan.
Ses ve toz bulutunun ardından büyük bir gürültü ile patlamanın meydana geldiğini söyleyen Gündüz, o günkü patlamayı denetimlerin yetersizliğine bağladı.
Gündüz; “Patlamanın basınçtan dolayı olduğu söylendi. Bazı insanları patlama bacadan dışarı fırlatmış, çıkamayanlar da içeride vefat etmiş. Haftalar geçti, bazı cenazelere zor ulaşıldı. Düzenli denetimlerin olmadığı söyleniyordu o dönemdi. Belirli aralıklarla cenazeler çıkıyordu. O dönemde 32 cenaze var dediler, sonradan yaralılardan da ölenler oldu zannedersem 40 kişi vefat etti. Çocukluk arkadaşlarımdan da ölenler oldu. Düzenli şekilde denetim yoktu, o dönem müfettişler lokantada yemek yiyor gidiyordu. Devlette büyük bir boşluk vardı, eksik vardı. Ama şu anki denetimler güzel. İş güvenliği dikkate alınmıyordu, şimdi çok güzel.”


MUHTAR YAŞANAN CAN PAZARINI ANLATTI
Patlamanın yaşandığı yıl mahalle muhtarı olan, eski maden işçilerinden Osman Bolat, maden işçisi olduğu için yaşanan patlamanın çok cana mal olacağını ilk anda hissettiğini söyledi.
Bolat; “Koşarak gittik maden ocağına. Ocak benim mahalleye bitişik. Arkadaşları çıkardılar o dönem 39 kişiydi, yanmıştı. Çoğunun cenazesi belli değildi. Biz yer altında olmadığımız için yaşanan can pazarını bilemezdik. Ben de daha önce oranın çalışanıydım, oradan Yeni Çeltek Kömür İşletmelerine geçmiştim” dedi.
HERKES BİR ŞEY SÖYLÜYOR
Emekli maden işçilerinden Hadi Arslan da grizu patlamasına ilişkin yaşananları şöyle anlattı:
“Grizu patladığında biz yer üstünde çalışıyorduk. Akşamüzeri yaşandı olay. Yardıma geldik. Yetkililer aşağıya indi, Zonguldak’tan ekip geldi. Yapacak bir şey yoktu, teknisyenler vardı onlar indi. Küçük yardımlar yaptık. O zaman grizu patlaması dediler. Hızar motoru ile çalışıldığı için onun çıngısı ile olduğu söyleniyor, bazıları demire kazma vurdular ondan olduğu söyleniyor.”

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.