4 çocuğunu düşünmeden Köprüye koşan gazi!
15 Temmuz’da hainlere karşı mücadele verenlerin yaşanmış kahramanlık hikayelerini sizlerle paylaşmaya devam ediyoruz. Bu kez ki kahramanımız Çekerekli 31 yaşındaki 4 çocuk Mustafa Durmaz. O gece bedenine isabet eden G-3 mermisinin sebep olduğu ağır yara, köprüde patlamak üzere olan tanker onu bir an olsun yolunda alı koymadı.

15 Temmuz Gazisi Mustafa Durmaz. 4 çocuğu ile birlikte Çekerek İlçesi’nde yaşıyor. Gazi olduktan sonra doğduğu topraklara yerleşen ve yeni bir hayata başlayan Durmaz, o karanlık geceyi ve yaşadıklarını Yozgat Çamlık Gazetesi’ne anlattı.
O GECE MUĞLA’YA
TAŞINACAKTI!
İstanbul’da tekstilde çalışan Mustafa, İstanbul’un ağır ekonomik şartları altında geçinemediği için Muğla’ya taşınmaya karar vermişti ve 15 Temmuz gecesi ailesi ile birlikte yeni ikametgahına doğru yola çıkacaktı.
Bir millete kendi kaderini tayin etme iradesi veren kader Mustafa’nın da kaderini öyle bir değiştirecekti ki, o gece hem gazi olacak hem de memleketi, baba ocağı Yozgat’ın Çekerek İlçesi’ne taşınacaktı.
O dönem aynı zamanda inşaat işçiliği de yaptığını söyleyen Mustafa Durmaz, 15 Temmuz gecesine meşale gibi aydınlatan yüreğindeki sarsılmaz iman ve vatan aşkının götürdüğü kutlu yolculuğu anlattı.
“İNŞAATTA ÇALIŞIYORDUM,
ERKEN UYUMUŞTUM”
Durmaz, şöyle konuştu: “İnşaat işinde çalışıyordum. Cuma günü çalışmadık. Erkenden uyudum. Telefon geldi arkadaşlarımdan. Ortalığın karıştığını dışarı çıkarken boş çıkma dediler. Televizyonu açıp baktığımda vatandaşlar askerin üzerine gidiyor, asker silah sıkıyor. Ben bunu görünce evden kalktım. Yanımda 19 yaşında yeğenim vardı. O da gazi oldu. Şimdi asker. Direk Emniyete gittik. Sultanbeyli merkez karakoluna gittik. Orada bir şey olmadığını imkanı olanların havaalanlarına gidin denildi. Bizde 9-10 kişi Sabiha Gökçen Havaalanına giderken yolu kesmişlerdi. Gittiğimizde çok sayıda polisimiz vurulmuştu, şehit olmuştu. Ayakta olan polisleri hemen vuruyorlarmış. Zaten orada olanlar subay ve astsubaylarmış. Oraya yaklaştık. 3 tane rütbeli gördüm. Kalabalıktan şunların silahlarını alalım dendi. Yaklaştık ve ilerledikçe bir baktım yanımızda kimse yok. Ben ve yeğenim kalmışız. Benim yeğenim yanımdan ayrılma dedim. Yeğenimle beraber gittik. Askerlerle bir metre mesafeye kadar geldik. Havaya ateş ediyorlardı.”
“ONLARIN ELİNDE SİLAH BENİM
ELİMDE KÜREK SAPI VARDI”
Mustafa, askerle burun buruna gelmişti. Namlunun ucunda ölümle burun burunaydı. Karşısındaki silahlara karşı yüreğindeki korku bilmez vatan aşkı ve bir de yol kenarında bulduğu kürek sapı vardı.
O anları şöyle anlatıyor Mustafa: “Benim elimde de kürek sapı var. Sıkma, yapma etme, sende bizde bu vatanın evladıyız dedim. Hala ateş ediyordu. O an bu elimdekini bunlara atarsam kaçarlar dağılırlar dedim. O esnada attım 3’ü de dağıldı. Biz onları gönderdik. Ben ve yeğenim en baştaki gişelerden en sondaki gişelere geldik. Zaten gişelere 20 metre altında mevzilenmişler. Hakim bölgeye keskin nişancılar siper aldık. Orada 3 tane şehidimiz vardı. Hemen iki metre önümüzde direk kafadan vurmuşlardı. Bizde köşede dururken 8-10 kişi daha geldi. Orada dururken herkesi bacağından vurdular. Bir kişi sırtından vurdular. Ben ilk şarampneli kasık bölgesinden aldım. Çıkma şansımız yoktu. Aradan beş dakika geçti geçmedi bir elimle tampon yapıyordum. O anda kolumun düştüğünü gördüm.”
G-3 KOLUNU
PARÇALADI GEÇTİ
Mustafa, kasıktan aldığı şaraplen yarasının ardından bir anda kolunun cansız bir şekilde yere düştüğünü hissetti. O an G-3 mermisinin kolunu parçalayıp geçtiğini gördü.
Mustafa Durmaz, kolundan ağır yaralandığı anları şöyle anlattı:
“G3 mermisi eklem kemiğine geliyor komple parçalıyor. Orada arkadaşları arıyorum. Yerimiz şurası vurulduk diyorum. Kimse gelip bize alamıyor. 11.30’da orada yaralı vaziyette dururken saat gece 03.15 oldu yoğun bir kalabalık gelmeye başladı. Tekbirler çekerek geldi. Diğerlerinin yarası çok hafifti. Hafif derken kimi kolundan kimi bacağından. Halk gelirken rütbeliler bu sefer o gelen gruba ateş etmeye başladı.”
“ZİFT KAMYONU
PATLAMAK
ÜZEREYDİ”
Bizim önümüzde yakıt kamyonu delinmişti zift gibi akıyordu. Sürünerek çıkalım dediler. Ben sürünemiyorum. Ne bacağım tutuyor ne kolum. Yeğenim beni çekmeye başladı, olmadı. 20-25 dakika sol kolumun üzerinde sürünürken halkın oraya kendimizi attık. Oradan arabaya aldılar. Hastaneye gittik. Bana burada bir şey yapamayacaklarını söylediler. Oradan beni ambulansla başka hastaneye gönderdiler. Oraya gittiğimde de bilincim açıktı. Ameliyat masasına yattım. Tam narkozu vurmuşlar. Makasla üzerimi kesmeye başladıklarında bayılmışım. 9 da ameliyattan çıktım. 15 gün hastanede yattım. Hastane bir katını gazi ve yaralılara ayırmıştı. Herkes taburcu oldu bir tek ben kaldım. O zaman taşınma aşamasında olduğumuz için ben çocuklarımı Ankara’da ağabeyime gönderdim. Ben kendimi iyi hissediyordum kendim taburcu olmak istiyorum dedim. İmzamı attım. Oradan araba temin ettiler. Ankara’da tedavimi oldum. Evime gittim. Evde 6 ay sağlık hizmeti gördüm. Şuanda çok şükür iyiyim. “
“ÇOCUKLARIMI DÜŞÜNMEDİM
ÇÜNKÜ ONLAR VE TOPRAĞIM İÇİN ORDAYDIM”
Ölümle burun buruna geldiği anlarda çocuklarının bir kere olsun aklından geçmediğini söyleyen Gazi Mustafa Durmaz; “O anda çocuklarımı düşündüm ama o çocuklar için vatan için ordasın. Toprağın, çocuklarımızın geleceği için ordasın. Öldürmeyen Allah öldürmüyor. Allah o gün benim yüzüme baktı ki çocuklarıma bağışladı. Çünkü 2 tane mermi yemişim. Dünyanın kanını kaybetmişim. Kendi imkanlarımla oradan çıkmışım. Çocuklarımın en büyüğü 6,5 yaşında, onun küçüğü ikiz 2,5 yaşında, en küçük de 10 aylık” diye konuştu.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.