Ahiliğin yerini 'AH' aldı
Çamlık Gazetesi esnaf köşesinin konuğu yarım asırdır Çile Kitapevi Sahibi Mehmet Özel oldu. Özel’e 52 yıldır sürdürdüğü kitapevi ve kırtasiyecilik mesleğinin geçmişten günümüze yaşadığı değişimleri sorduk.

Mehmet Özel 1947 yılında Yozgat’ta doğdum. 2 oğlan bir kız 3 çocuk babası ve 5 torun sahibiyim. 52 yıldır da Çile Kitapevi ve kırtasiyeyi işletiyorum.
60’LI YILLARDA SERGİLERLE KİTAP SATILIRDI
Bu işe gençler bu işi biraz yaşları itibari görmediler bilmiyorlar. Yaşadıkları sıkıntıları görüp bilmedikleri için onları anlatmak istiyorum. Yozgat’ta 1960’lı yıllarda milli ve manevi değerlere sahip kitap ve kırtasiye işlerini takip eden hiçbir işyeri yoktu. Büyük camii etrafındaki yerlere darendililer Pazar olarak sergileri sererler ve orada cenk kitaplarına benzer kitaplar bulunurdu. Hatta Elif Cüzi ve Kuran’ı-Kerimi bile bulma zorluğu vardı. Vatandaşlar Ankara’ya gider veya başka yerlerde Kuran’ı Kerim’i almak için çaba sarf ederlerdi. Bizde o dönemlerde yeni yetişip geliyorduk. Bunun açıklığını ve yokluğunu hissettik. Manevi değerlere sahip olan bir kitapevinin açılması gerektiğine inandık.
İŞYERİ İSMİNİ NECİP FAZIL’IN ÇİLE İSİMLİ KİTABINDAN ALDIK
Ben asıl sanat okulu mezunuyum. Sanat okulunu bitirdikten sonra bu işi kardeşlerimizle beraber ve istişare etmek suretiyle İmam hatiplerde okuyan öğretmen ve öğrencilerle birlikte böyle bir açıklığın olduğunu hissettik. Bizde bu istişareye uyarak kitapevimizi açtık. O dönemlerde de rahmetlik Necip Fazıl Kısakürek’in büyük doğum ekolü, bununla beraber Çile isminde kitabı var. Çile ismini de oradan almış olduk.
HAYALİM MÜHENDİS OLMAKTI
Benim hayalimde sanat okulu mezunu olduğum için rahmetli Erbakan Hoca’yı da o dönemden tanıdığım için iyi bir makine Mühendisi olmak istiyordum. Ama Allah nasip etmedi ve olmadı.
İNSANLARIMIZ ÇOK DÜNYEVİLEŞTİ
Esnaflık hayatında çok şeyler değişti. Her şeyden önce eskiden birbirlerine sevgi, saygı, muhabbet vardı. Esnaflar A çeşidi birinde var ise B çeşidini getirmezdi. Aynı çeşitleri yan yana olan esnaf getirmezdi ki komşumda da olsun diye. Hani Fatih Sultan Mehmet’in bir alış veriş için eline listeyi alıp bir bakkala yere gidiyor. O esnaf ben siftahımı yaptım diğer komşum yapmadı diye ona gönderiyordu. Onun gibi o dönemlerde öyle bir usul vardı. Şimdi hepsi benim olsun deniyor. İnsanlarımız çok dünyevileşti, maddileşti. Tarifi mümkün olmayacak kadar hep benim olsun, hep benden olsun düşüncesi hakim olmaya başladı.
ESNAFIN HABERİ OLMADAN YARDIM EDİLİRDİ
Bir sıkıntı olduğu zaman o dönemdeki esnaflar bu esnafın haberi olmadan o bölgenin büyüklerinden, esnaflarından onun sıkıntısını idrak eder, anlar ve bununla birlikte diğer esnaflardan yardımlar toplanır ve o arkadaşımızın sıkıntısı giderilirdi. Ama şimdi en yakın komşular birbirleri ile salamlaşmıyorlar. İrtibatlarını kestiler, konuşmuyorlar. Dünden bugünü mukayese etmek çok zor. Dün bambaşkaydı.
AHİLİK KALMADI
Ahilik dediğimiz deminde dediğim gibi söylediğim şeyler. Ama Ahilik kalmadı. Şimdi Ahilik yerine Ah kaldı.
HERŞEYDEN ÖNCE DOĞRULUK, DÜRÜSTLÜK, EMİNLİK
Yeni işyeri kuracak esnaflara tavsiyem her şeyden önce doğruluk, dürüstlük ve eminlik. Bunlar bizim sıfatlarımızdan olan şeyler. Bir iş yerine gittiğimde ben biliyorum bu insanlar beni kandırmaz. Bu insanlar bana karşı düzgün muamele yapar. Bunu verdikten sonra ticaret helal rızık kazanmak, helali haramı takip ederekten yapmak gerekir.
Bununla birlikte bizim genel anlamda atasözümüz var. “50 kuruşluk kına al onu sat yine al” derler. Yani sizin öz sermayeniz olacak. Öz sermayeniz olmazsa tüccarın malıyla içeri malı getirip tüccarın malını kendi malı zannederek kazandığın paraları har hur edersen, kazandığım para benim oradan gideyim bir araba, ev alayım dersen kriz anında sıkıntıların içerisine girersin. Bu sefer aldığım arabayı evi de satamıyorsun. İflasa doğru gidiyorsun.
GENÇLERE ÖĞÜT OLARAK SÖYLÜYORUM
52 yıllık ticaret hayatımda gençlere öğüt olarak söylemek istediğim var. Servet her ne kadar ev, araba gibi bir başka yerde tarla gibi de gözükse, servet dediğinde cebine elini attığın zaman eline gelen para, kasanı çektiğin zaman kasadan gelen para servettir. Onun dışında servet elbet bir zaman değer, para eder ama sıkıştığın an değer etmiyor. Onun için gençlere onu söylüyorum. Eğer bir ay önceki çek’in, senet’in parası bir ay sonraya yetebilecek güçte, kasanda duruyorsa sıkıntı yok demektir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.