Altın 6370.28 %0.42
BIST 14421.15 %0
Dolar 46.4338 %0.04
Euro 53.4476 %-0.34
Sterlin 61.4755 %0

Bebeklere bile maaş bağlamıştı

Bebeklere bile maaş bağlamıştı

Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: “Pazara gitmekte olan malı önceden karşılamayın. Hayvanların sütünü memelerinde (günlerce bekleterek) biriktirmeyin. Birbirinize karşı (müşteriyi kızıştırmak için alıcı olmadığınız halde, yüksek fiyat vererek) malın değerini artırmayın.” (TİRMİZİ)

Prof. Dr. Adnan Demircan şehircilikten ekonomiye İslam devletine getirdiği yeni uygulamalarla Hz. Ömer devrini Derin Tarih okurları için yazdı.
Benden sonra peygamber gelseydi, Ömer peygamber olurdu, buyuruyor Peygamber Efendimiz onun hakkında. Hz. Ömer adaleti, cesareti, sadakati ve sarsılmaz imanı hürmetine kainatın efendisinin dilinde en değerli övgülerden birine mazhar oluyordu. Öyle bir adalet ki, “Dicle kenarında bir kurt bir kuzuyu kapsa, ilahi adalet Ömer'den sorar” diyebilecek kadar mesuliyet duygusu ile yoğrulmuş, en aciz insanın dahi sığınabileceği sahil-i selamet hükmünde.
Dönemi hem fetihler, hem de icraatlar bakımından İslam tarihinin köşe taşlarından biriydi. O, yaşadığı devre şekil vermiş, aldığı kararlarla İslam dünyasının geleceğini biçimlendirmiş örnek bir idareciydi. Yöneticiliği bir yük olarak görüyor ve ruh dünyasında, icraatlarından dolayı hesap veremeyecek olmanın korku ve sıkıntılarını taşıyordu. Bunun sancılarını, yerden bir saman çöpü alarak “Keşke bu çöp olsaydım! Keşke yaratılmamış olsaydım! Keşke annem beni doğurmasaydı! Keşke bir hiç olsaydım! Keşke unutulup gitmiş olsaydım!” diyecek kadar derinden hissedecekti.
Kılı kırk yaran hassasiyeti sebebiyle ne kendisine, ne ailesine, ne de akrabalarına bir imtiyaz sağladı Hz. Ömer. Aksine onlara, harcamaları ve davranışları konusunda daha dikkatli olmaları gerektiğini hatırlatırdı sık sık. Bir kıtlık döneminde et ve hayvansal yağ yiyemeyen insanlar olduğu için gıda maddeleri bollaşıncaya kadar ağzına bu yiyeceklerden koymadığı, bu yüzden renginin değişmeye başlayıp sağlığının bozulduğu rivayet edilir.
Halifelik makamı için kendisine neyin helal olacağını soran bir sahabiye verdiği cevap, dengeye ve adalete ne denli önem verdiğini açıkça gösterir:
“Allah'ın malından kendime helal saydığım şeyleri ben size söyleyeyim: 'Birini kışın, birini de yazın sıcağında giyeceğim iki hulle (uzun giysi); üzerine binerek hac ve umre görevini eda edeceğim bir binek hayvanı; Kureyş'ten ne zengin ne de fakir, orta halli bir adamın zaruri gıdası kadar benim ve ailemin gıda ihtiyacı.' Sonra ben Müslümanlardan biriyim. Onlara isabet eden şey bana da isabet eder” (İbn Sa'd, III, 256).
Bu konuda Hz. Ömer'e dair nakledilen bir başka ifade de şudur: “Ben istifade etmem açısından Allah'ın malını yetim malı konumuna koydum. İhtiyacı olmayan yetim malına tenezzül etmesin. Muhtaç olansa meşru surette, ihtiyaç ve emeğine uygun olarak yararlansın” (İbn Sa'd, III, 256).
“PEYGAMBEREYAKINLIK ESASTIR”
Devlet gelirlerinin Müslümanlar arasında sistemli şekilde dağıtılması için divan teşkilatını Hz. Ömer oluşturmuştu. Divana kayıtlı olanların önemli bir kısmı askerlik hizmetini de ifa ediyordu. Onun bu alandaki uygulamaları bir standart oluşturarak asırlarca devam etti. Hatta ünlü tarihçi Muhammed b. Sa'd, 2 asır sonra Kitâbü't- Tabakâti'l-kebîr adlı değerli eserini yazarken ele aldığı kişilerin tasnifinde onun divan tasnifini esas alacaktı.
Hz. Ömer'in divanların oluşturulması konusunda Müslümanlarla istişare ettiği de bilinir. Sürecek

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.