Ben bugün oruçluyum -2
“Aziz ve celîl olan Allah “İnsanın oruç dışında her ameli kendisi içindir. Oruç benim içindir, mükâfatını da ben vereceğim” buyurmuştur."Ebû Hüreyre
Dünden devam
UMULUR Kİ
KORUNURSUNUZ
Oruç, Kur’an lügatinde “savm”, “siyam” kelimeleriyle ifade edilir. “Savm” ya da “siyam”ın kelime manası ise, “bir şeyden uzak durmak, bir şeye karşı kendini tutmak, korumak”tır.
Oruç da, nefsin isteğine sabırla engel olma ve kendini sakınma iradesini göstermektir. Allah Resulü (sav) orucu, nefs-i emmareye (emredici nefse) ve arzuların kışkırtılmasına karşı, koruyucu bir “kalkan” olarak tarif etmişti. Kur’an da orucun farz kılınmasını, “Umulur ki korunursunuz” (2/183) maksadıyla açıkladı. Oruç, nefisten kurtulma iradesinin ve Allah’a adanmanın bütün ümmetlere işaret edilmiş bir yolu olarak sadece yeme içmeden kesilmeyi değil; dilin, gözün, uzuvların ve arzuların da bu iradeye teslim olmasını gerekli kılar.
Nitekim Peygamber (sav), “Oruç emanetleri korur” (İbn Mace) diye haber verdi. Bu bir adanma amelidir, Allah’ın emanetlerini korumayan O’na nasıl adanabilir? Bu yüzden Allah Resulü (sav), “Nice oruçlu vardır ki açlık ve susuzluktan başka yanına bir şey kalmaz” buyurdu (İbn Mace). Zira oruç, koruyucudur; eğer insanı günahtan alıkoymuyor, gafletten uyandırmıyor, kendini bilmeyi fark ettirmiyor, tövbeyle ağlatmıyor, merhamet ve ülfet uyandırmıyor, kalbi imanla yenilemiyor, Allah’a yakınlığı hissettirmiyorsa açlık ve susuzluktan ibaret kuru bir emektir.
Oruçta, farkında olma, Allah’ın üzerindeki nimetlerinin kadrini bilme ve şükür olarak O’na kendini adama vardır. Nefsimize gem vurarak; gıybetten, yalandan kaçınarak; gözümüzü, kulağımızı haramdan sakınarak; kalbimize zikri, nafileleri sevdirerek; karşılıklı yardımlaşarak, fedakârlığı yayarak Allah’a adanma talimi yaparız. Hz. Meryem’in (as), insanların onu fesatla sorgulaması karşısındaki susma orucu; “Eğer insanlardan biri sana yaklaşırsa, ben bugün kendimi Allah’a oruca adadım” (19/26) demesinin istenmesi yahut Allah Resulü’nün, “Size sataşana karşılık vermeyin; ben oruçluyum, diyerek uzaklaşın” (Buhari) buyurması bu korunmaya/adanmaya işaret eder.
Başkalarının, vakaların ya da nefs-i emmarenin insanı günaha teşvik etmesi karşısında, “ben oruçluyum” yani “ben bir adanmışım” idraki orucun perdesi, insanı korumaya alan zırhıdır. İşte ramazan-ı şerif, insana bu adanmayı ve karşılığında geçmiş günahlardan affedilmeyi bağışlayan en mucizeli zamandır. Allah Resulü’nün buyurduğu üzere, “Eğer ramazan ayında ne olduğu bilinseydi bütün senenin ramazan olması istenirdi.”
Hatırla ki “Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak kendisinde Kur’an’ın indirildiği aydır. Öyleyse onu idrak edenler, ona kavuşunca oruç tutsun.” (2/185) Devamı yarın.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.