Bir şehidin kardeşi BİR GAZİ!
Beytullah ve Şakir Yeşilay. Onlar Ankara’da inşaat işçiliği yaparak hayatlarını kazanan iki kardeşti. Fakat kader, 15 Temmuz gecesini aydıntalan kahramanlar arasına isimlerini şehit ve gazi olarak yazdırdı.

Beytullah Yeşilay, Ankara’da inşaat işçiliği yapıyor, üniversite öğrencisi kardeşi Şakir de tatil dönemlerinde ona yardım ediyordu. Yozgatlı Yeşilay kardeşler, 15 Temmuz gecesi yorgun argın geldikleri evlerinde hainlerin oyununu bozmak için sokağa çıkıp, kahramanca mücadele etti.
Henüz bir yıllık evli olan Beytullah Yeşilay, üç aylık kızını ve eşini o karanlık gecede bir an olsun düşünmeden hainlere karşı yürüdü.
Genel Kurmay Başkanlığının bahçesinde darbeci hainlere karşı verdiği mücadele sırasında Beytullah şehit, kardeşi Şakir de gazi oldu.

KÖPRÜ FATİHİ’Nİ UNUTMADIK!
l kolunu kaldırıp dikilen Yozgatlı Muhammet Emin Tekin, aynı gecenin unutulmaz isimlerinden. O vatana olan sevdasını her fırsatta kendisi ile mücadele ederken şehit olan kahramanlara dua ederek daha da perçinliyor.
Gazi Muhammet Emin Tekin, Şehit Serkan Göker. 15 Temmuz karanlık ihanet gecesini aydınlatan iki kahraman... İlahiyat Fakültesi öğrencisi Muhammet, Boğaz Köprüsünde darbecilerin tankları ve silahlarına karşı sol kolunu kaldırmış, o gece direnişin simgesi olmuştu. Sol kolundan vurularak gazi olan Muhammet, aynı gece Ankara’da şehit düşen eski özel harekat polisi Serkan Göker’i Yerköy İlçe Şehitliğindeki kabrinde hiçbir zaman yalnız bırakmıyor.
DEĞİL BİR SENE YÜZLERCE SENE HATIRLANACAK BİR GECE
Tekin, 15 Temmuz’un bir sene değil yüzlerce sene hatırlanacak büyük bir hadise olduğunu söyledi.
“Bir milletin bir gecede dirilmesi tarihte eşine çok rastlanacak bir hadise değil. İnşallah ülkemiz ve milletimiz için çok daha güzel günlerin bir başlangıcı olacak” diyen Tekin; “Önümüzde belki bir 50 sene sonra baktıklarında önemli bir milat kabul edilecek. O gece bütün millet ne yaptı ise biz de aynısını yapmaya çalıştık. Milletin birlikteliği zaten bize de güç, kuvvet veren şey” dedi.
KADERİMİZİ KÜRESEL GÜÇLERİN ELİNE BIRAKMADIK
Muhammet Emin Tekin, Boğaz Köprüsünde darbecilerin karşına dikildiği gece Serkan Göker’in Ankara’da kahramanca mücadele ederken şehit düştüğünü hatırlatarak, şöyle konuştu:
“Yüzlerce şehit verdik o gece. O gece kimse kendi kaderini küresel güçlerin, artık üst akıl diye tabir edilen başka odakların eline bırakmak istemedi. Adnan Menderes’te yaşadığımız veya başka zamanlarda yaşadığı acıyı tatmak istemedi. Kendi eli ile kendi kaderini çizmek istedi ve orada o dirilişi, duruşu sergilemek istedi. Bunu her zaman yapabilecek güçte olduğumuzu ortaya koyduk. Biz şehitlerimizi, o gecedeki ruhu hiçbir zaman kaybetmemeye devam ediyoruz, devam edeceğiz ömrümüz boyunca inşallah. Biz bunun yansımasını he alanda görmek istiyoruz, ülkemizin başka ülkelerin k boyunduruğundan kurtulup kendi kaderini çizen bir ülke istiyoruz.”
O GECE KENDİMİZE KÖTÜ BİR İHTİMAL BIRAKMADI
O gece Allah’a sığınıp, kötü bir ihtimal bırakmadıklarını ifade eden Tekin, ulaşılabilecek şehitlik makamının bu dünyada kazanabilecek en kıymetli makamlardan olduğunu söyledi.
Tekin; “Şehitlerimiz Allah’ın izni cennette olduğunu ka, insanın ulaşabileceği en yüksek makam. O yüzden biz o gece yaptığımız şeyle bir ömür gurur duyacağız ve inşallah Allah göstermez tekrar öyle bir şeyi ülkemize. Ama her zaman hazırız, şehit olan insanlara baktığımız zaman hepsinin seçilmiş insanlar olduğunu görüyorsunuz. Hayatlarını okuduğunuzda, karakterlerini tanıdıkça bu insanların gerçekten bir ömür öyle yaşadıklarını hayretle görüyorsunuz. O gece bütün millet şehit adayıydı, herkes bu ruhla çıktığı sokağa, çıkan tüm insanların bu ruha sahip olduğunu biliyoruz. Bunu yaşamayan insanlara nasıl anlatabiliriz bilemiyorum. O geceyi yaşayanlar zaten biliyorlar bunun anlatılması ve önümüzdeki nesillere aktarılması için büyük çalışmaların yapılması lazım. Bazen bir şeyi yaşamaktan önemlisi onu anlatmak, onu aktarabilmek oluyor, onu hissettirebilmek de yaşamak kadar önemli. Biz şehitlerimizi Allah’ın izni ile hiçbir zaman unutmayacağız. Onların ruhunu incitecek şeylerden kaçınacağız, onların davasını, onların manasını her yerde savunacağız, unutturmamaya çalışacağız. Allah hepimize böyle güzel bir ölüm nasip etsin. Hepimiz neticede öleceğiz ama şehitlerin ölümü gibi böyle güzel ölüm kime nasip olur, izleyenlerden de dualarını talep ediyorum” diye konuştu.

“Yine olsun yine çıkarım!”
Yozgatlı İlahiyat Fakültesi Öğrencisi Muhammet Ekinci, Darbe Gecesi İstanbul Köprüsü’nde Kurşunlara göğsünü siper ederken, aynı anlarda sınırdan geçiş yapmak üzere olan babası Bulgar polisinin ‘Türkiye bitti’ sözüne karşılık Türkiye’ye giriş yaptı.
Gurbetçi çocuğu Muhammet Ekinci, darbe gecesi İstanbul Köprüsü’nü geçilmez yapan kahramanlardan bir tanesi. Muhammet, o gece darbeyi yurdunda öğrenir öğrenmez sokağa çıkmak için bir an olsun tereddüt etmedi.
Askerlerin ateş etmeyeceğini düşünen Muhammet, üzerine yağan kurşunlar karşısında göğsünü siper etmekten geri durmadı.
Sabah saatler 06.00’yı gösterirken askerlerin teslim olması ile köprü açılır ve Muhammet Ekinci’nin oğullarının verdiği mücadeleden haberi olmayan ailesi köprüden geçip Yozgat’a gider.
Olaylarda yaralanarak gazilik mertebesine ulaşan Muhammet, yaşadıklarını anlattı.
O anları şöyle anlattı kahraman gazi: “Bizim formasyon dersleri 6’da başlıyor. Saat 9 oldu, iki numaralı otobüs vardı Üsküdar-Kadıköy hattında bindim. 29 Mayıs Erkek Öğrenci yurduna doğru gidiyordum. O saatlerde trafik tıkanmaz. Ne olduysa trafik tıkanmaya başladı. Sağımızdan solumuzdan motosikletli polis araçları geçmeye başladı hepsi köprüye doğru gidiyordu. İlk önce terör saldırısı zannettik. Zor da olsa yurduma ulaştım, 10-15 dakika yatağıma uzandım. Acaba köprüyü de kapatmışlardı ne oluyordu ki diye düşünmeye başladım. Yukarı çıkıp televizyonu açtığımda Başbakanımız ‘Bu bir darbe girişimidir’ dediği an ben de sokağa çıktım. Baktım köprüden silah sesleri geliyor. Orada Üsküdar AK Parti İlçe Başkanlığı var, orada insanlar toplanmış ben de oraya gittim. Oradan Kısıkla’ya kadar gittik. Orada Cumhurbaşkanımızın sokağa inin açıklamasını öğrendik. Sayımız çoğalsın diye bekledik. Sayımız binleri aştı. O sırada köprünün altından geçiş yapan tankları gördük. Sonra hep birlikte köprüye yürüdük. Ben köprüye gittiğimde askerlerin bize ateş etmeyeceğini düşündüm. Köprüye indiğimizde ön sıralardaydım. Oraya gelir gelmez hiçbir ikaz da bulunmadan yaylım ateşinde bulundular. Önümde 4-5 kişi vuruldu şehit oldu, yaralananlar oldu. Hatta önümde bir polis vuruldu. Polisi tutup götürdük. O sırada silahı yerinden düştü. Silahını aldık diğer polis arkadaşına verdim. O da kendinden geçmişti bırakın beni hepsini öldüreceğim diyordu.
Helikopterler ve uçaklar alçak uçuş yaptı halkı korkutmak için. Bomba atar gibi ses çıkarıyorlardı. Köprüde tank 4 kez üzerimize ateş etti. Benim arkamda paramparça olmuş insanlar vardı. Bir askeri helikopter geldi, insanlar önce polis helikopteri zannetti. Halbuki askeri helikoptermiş. Bütün polisler ateş etti ona. Köprüdeki askerler gece 24.00’ten sabah 06.00’ya kadar vatandaşı şehit etti keskin nişancısına tankçısına kadar. Sabah saat 06.30’da teslim oldular. Hatta şunu yaptılar askerler teslim oluyoruz ayağına yattılar, bayrak açtılar. Biz de teslim oluyorlar, bunları teslim alalım diye üzerlerine koştuk. O sırada tekrar milleti taradılar. Tekrar polisle bağlantıya geçtiler. Polis koşmayın, askerler korkuyor dedi. Yapılan görüşmeler sonrasında teslim oldular. Olaylar sırasında parmağımdan yaralandım. Ayağıma biber gazı kapsülü denk geldi. Aynı şekilde ayağımın altından yara aldım.
Köprüye nasıl gittiğimi bende anlamıyorum. Sanki ayaklarım beni kendiliğinden götürdü. Mesele parti değil vatan meselesiydi. Direk gittim oraya. Karşıdan yaylım ateşi vardı, sağımdan, solumdan, yanımdan kurşunların geçtiğini hissediyordum ona rağmen gidiyordum. Ayaklarım beni götürüyordu.
Tek bir korkum vardı. Karşı taraftan ateş edildiği sırada kesinlikle zerre kadar korkum olmadı. Arkama dönüp baktım ki millet hafif geriye çekildi. O an korktum, millet gidiyor darbe olacak, meydan bunlara kalacak. Onun için gerçekten çok korktum.
Olayların yaşandığı sırada ailem Edirne’den Türkiye’ye giriş yapacaktı.
Kendi kendime dedim ki gidip köprüyü açalım da bizimkiler köprüden geçsinler, Yozgat’a gidelim. Elhamdülillah da oldu. Sabah saat 06.00’da köprü açıldı.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.