Altın 6371.37 %0.44
BIST 14421.15 %0
Dolar 46.4355 %0.04
Euro 53.425 %-0.36
Sterlin 61.4708 %-0.01

Bir şehir efsanesi

Bir şehir efsanesi

Peygamberimiz buyuruyor ki: "Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor: İnsanoğlunun her ameli kendisi içindir.

Yalnız oruç bunun dışındadır, oruç benim içindir, onun kaışılığını da ben vereceğim. Oruç, Cehennem'e karşı bir engeldir. Sizden biriniz oruçlu olduğu gün kötü bir söz söylemesin, kavga etmesin. Eğer birisi ona söver veya sataşırsa, "Ben oruçluyum" desin. Nefsimi kudretinde tutan Allah'a yemin ederim ki, oruçlu bir kimsenin ağız kokusu, Allah katında misk kokusundan daha güzeldir. Oruçlu olan kimse için iki sevinç vardır. Bunlardan biri iftar ettiği an, diğeri de orucunun sevabiyle Allah'a kavuştuğu andır." BUHÂRİ VE MÜSLİM-Ebû Hüreyre (R.A.)

Sadettin Ökten, Hayatımdan Portreler adlı kitabında çocukluğunun İstanbul'unu ve kahramanlarını anlatıyor. Bugün için bize bir “masal ülkesi” gibi gelen o şehrin kapısından girmek için buyurun…
Beş altı yaşlarında bir çocuk. En sevdiği oyunlardan biri, babasıyla oynadığı: Baba bir beyit söylüyor, o da aynı âhenkle tekrar ediyor:
Evvel ne idi ne oldu bilmemLebriz idi ol ne doldu bilmem
“Evvel” kelimesi tamam da acaba “lebriz” ne demek? diye aklından geçirse de, beyitlerin vezinlerini bulmada gayet başarılı. Üstelik bu pırıltılı sözleri okurken tarifsiz bir haz da alıyor:
Âkil ağlar geçen eyyâmı içinDeli bayram geliyor der sevinir
Okuduğu mısraların ne manaya geldiğini tam olarak kavrayamasa da, babanın bu “oyun”u oynamasının birkaç sebebi var: Küçük yaşlarda, evladında klasik şiirin estetiğine ve Türkçeye karşı bir hassasiyet geliştirmek.
Bu arada unutmadan söyleyeyim: Bahsettiğimiz oyunun baba-oğul kahramanları Celaleddin Ökten, İmam-Hatip okullarının açılmasındaki gayretleriyle tanınan, bu okullarda görev yapan nâm-ı diğer Celal Hoca ve Sadettin Ökten.
Sadettin Hoca'nın Hayatımdan Portreler adıyla yakınlarda neşredilen kitabında anlattığı bu sahneye bakarak 1950'li yılların İstanbul'unda bütün baba-çocuk ilişkilerinin böyle olduğunu söyleyemeyiz elbette ama nadirattan da sayamayız bu tabloyu. Mahalledeki bekçi babaların Ramazan'da maniler okuduğu, sokak satıcılarının makamla zerzevat sattığı bir şehirden bahsediyoruz neticede.
Hayatımdan Portreler her ne kadar Sadettin Ökten'in aile büyükleri ve yakınlarından bahsetse de, muhtevası bundan ibaret değil. Son dönem Osmanlı İstanbul'unun karmaşık ve başdöndürücü kültürel haritasına hem şahıs hem de mekân boyutunda önemli katkılar sunuyor.
Yüksek inşaat mühendisi olan ve uzun yıllar çeşitli üniversitelerde mimarî, şehir tarihi ve estetiği üzerine dersler veren Sadettin Ökten'in yazılarını okuyup konuşmalarını dinleyenler için bu önemli katkılar tahmin edilebilir. Ancak adını ilk kez bu sayfalarda gören okuyucularımız için filmi başa, en başa almakta yarar var:

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.