CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Yozgat'a geldi
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Yozgat ziyaretinde Yozgat Belediyesi Kültür Merkezi'nde Kanaat Önderleri, Muhtarlar ve STK’larla buluştu.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Yozgat ziyaretinde Yozgat Belediyesi Kültür Merkezi'nde Kanaat Önderleri, Muhtarlar ve STK’larla buluştu.
Kılıçdaroğlu, Yozgat’a 7’nci kez geldiğini, daha önce kanaat önderleri, muhtarlar, bölgenin sevilen ve sayılan insanları ile görüştüğünü ama ilk kez dertleşmek için geldiğini söyledi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Memleketin ne halde olduğunu bende vatandaşlarımız da iyi biliyor. Sorunları çözecek olan biziz, beraber çözeceğiz. Dışarıdan biri gelip bizim sorunlarımızı çözemez. Böyle bir şeye ihtiyacımız da yok ve böyle bir şeye şiddetle de karşıyız. Kendi irademizle, gücümüzle, bilgimizle, tarihimizle, kendi ilmimiz ve irfanımızla sorunlarımızı çözebiliriz. Eğer bu konuda birlik olabilirsek, gücümüzü ortaklaştırabilirsek inanın Türkiye'nin önünde hiçbir güç duramaz. Biz bütün sorunları tereyağından kıl çeker gibi çekeriz ve çözeriz. Bu nedenle sizinle dertleşmeye geldim" dedi.

2 KIRMIZI ÇİZGİMİZ VAR
Cumhuriyet Hareket Partisi olarak 2 kırmızı çizgilerinin olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, “Ülkesine vatanına bayrağına sahip çıkmak kadar değerli bir şey var mı? Ben bu topraklarda hiçbir zaman yabancı bir asker postalı istemiyorum. Bizim altı okumuzdan biri milliyetçiliktir. Herkesin şunu çok iyi bilmesi gerekir. 2 kırmızı çizgimiz var birisi vatandır, ikincisi bayraktır. Yabancı bir asker postalının gelmesini istemiyorum. 35 yıldır terörle mücadele ediyor bu memleket. Yabancılar mı yaptı bu mücadeleyi? Meclis kürsüsünde sordum, kim bu yabancı askerler? Amerikalıları mı, Ruslar mı Yunanlılar mı, Almanlar mı? Çıkın bunu açıklayın. Özellikle Bahçeli’ye söyledim, asla. Bizim ülkemiz var mücadeleyi yapan şerefli polislerimiz, askerlerimizdir. Yaptılar o mücadeleyi sonuna kadar yaptılar yapıyorlar da. Söz veriyorum söz, o Kandil denen yuvayı da yerle yeksan etmezsem bana da Kılıçdaroğlu demesinler” şeklinde konuştu.
BU ÜLKEYİ BÜYÜTECEĞİZ
Yeni bir başlangıç yapacaklarını da anlatan Kılıçdaroğlu, “Bu ülkeyi büyüteceğiz, bölgesinin en güçlü ülkesi haline getireceğiz ama bunu yaparken barışı, huzuru, kardeşliği elden bırakmayacağız. Beraber ve birlikte olacağız” ifadelerini kullandı.
230 ÜZERİNDE FABRİKA KAPANDI
Kendi irademizle, gücümüzle, bilgimizle, tarihimizle, kendi ilmimiz ve irfanımızla sorunlarımızı çözebiliriz diyen Kılıçdaroğlu, “Eğer bu konuda birlik olabilirsek, gücümüzü ortaklaştırabilirsek inanın Türkiye'nin önünde hiçbir güç duramaz. Yozgat'ın en az 5 bin yıllık tarihi var. Bu zengin kültürü bütün dünyanın bilmesi gerekir. Bu manada Yozgat tanıtılmıyor. Tanıtımını birlikte yapacağız. 2000'li yıllarda 680 bini aştığı Yozgat’ta 2021 yılında ise 419 bine düştü. Son 20 yıl içerisinde Yozgat'ta irili ufaklı 230'un üzerinde fabrikanın kapandı” dedi.

DÜNYADA HER ÜLKE TARIMA DESTEK VERİYOR
Dünyada her ülkenin tarıma destek verdiğine ve tarımın stratejik bir sektör olduğuna işaret eden Kılıçdaroğlu, “Biz bunun farkında bile değiliz. Farkında değiliz derken çiftçiyi kastetmiyorum. Siyaset kurumu bunun farkında mı? Siyaset kurumu, yani devleti yönetenler, bunun farkında değil. Tarım Kanunu var, burada 'her yıl en az milli gelirin yüzde 1'i oranında çiftçiye destek verilir' diyor. Kim söylüyor? Türkiye Büyük Millet Meclisi söylüyor. Neyle, bir kanun çıkararak söylüyor. Peki yürütme organı, bu kanunun gereğini yapıyor mu? Yapmıyor. Bir kişi kanuna aykırı iş yaptığı takdirde savcı yakalayıp götürüyor, değil mi? 'Neden kanuna aykırı iş yaptın' diye. Peki bir yürütme organı, çıkan yasayı uygulamıyor, çiftçiye milli gelirin en az yüzde 1'i oranında destek verilir' hükmünü çalıştırmıyorsa ne yapmak gerekir? Herhalde yakalayıp savcıya götürmeyeceğiz. Bu bir siyasi tercihtir, tercihin değerlendirileceği yer sandıktır. Sandık geldiği zaman, yani seçim dönemi geldiği zaman bütün çiftçilerin şunu söylemesi lazım, besicilerin şunu sorması lazım, sen neden kanunun gereğini yapmadın ve yüzde 1 teşvikimi vermedin bize. O zaman kusura bakma, ben sandıkta oyumun rengini değiştireceğim' demesi lazım. Bu olduğu takdirde her şey yürür” dedi.

İKTİDARA GELİNCE İZLEYECEKLERİ POLİTİKAYI ANLATTI
Kendi irademizle, gücümüzle, bilgimizle, tarihimizle, kendi ilmimiz ve irfanımızla sorunlarımızı çözebiliriz. Eğer bu konuda birlik olabilirsek, gücümüzü ortaklaştırabilirsek inanın Türkiye'nin önünde hiçbir güç duramaz. İktidara geldiklerinde tarım alanında izleyeceğimiz politikalar var. Allah'ın izniyle destek verir ve bizi yetkilendirirseniz, yapılacak iş şudur, çiftçinin ürettiği ürünün maliyetini bulacaksınız. Öyle ya, mazottu, gübreydi falan filan, maliyetini bulacaksınız. Kiminle, ziraat odaları ile birlikte. Üstüne makul bir kar ilave edeceksiniz, eşittir o taban fiyat olacak. Maliyet artı kar, eşittir taban fiyat olacak. Böylece çiftçilerin ektikleri ürünlere ilişkin planların ve programlar yapılacak. Kimin neyi ekeceğini herkes bilecek ve hiç kimse zarar etmeyecek. Taban fiyat belli, taban fiyatın üzerinde müşteri bulursan götür sat kardeşim. Taban fiyatın altına düştü mü, devlet diyecek ki 'ben alacağım, çiftçiye zarar ettirmeyeceğim'. İşin özü, mantığı budur. Bizde tarım planlaması var mı? Tarım planlaması yok. Şöyle yapıyoruz genelde, bu sene hep beraber ne ekiyoruz, patates ekiyoruz, belki zarar ediyoruz. Bir bakıyoruz soğan iyi fiyat etti bu sene, ertesi yıl hep beraber soğan ekiyoruz ve yine hep beraber zarar ediyoruz. Planlama nedir? Planlama şudur, sınırsız ihtiyaçlarla sınırlı kaynaklar arasında sağlıklı bir dengeyi sağlamaktır. Planlama budur. İhtiyaçlar sonsuzdur ama kaynaklar sınırlıdır. Kaynaklar ile ihtiyaçlar arasında sağlıklı dengenin kurulması lazım" diye konuştu.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.