Altın 6371.37 %0.44
BIST 14421.15 %0
Dolar 46.4355 %0.04
Euro 53.425 %-0.36
Sterlin 61.4708 %-0.01

Cuma Sayfası

Cuma Sayfası

“Yaptığınızı güzel yapın; Allah güzel yapanları sever.” Bakara Suresi, 2/195.

HELAL VE HARAM

Helal, dinen yapılması veya yenilip içilmesi yasaklanmayan serbest bırakılan şey demektir. Haram, dinen yapılması ve yenilip içilmesi kesin olarak yasaklanmış olan şeylere denir. Haram olan şeyler sınırlı ve sayılı olup bunun dışında kalanlar helaldir. Allah Teâlâ iyi, temiz ve insan sağlığına yararlı olan şeyleri helal; kötü, pis ve zararlı olan şeyleri haram kılmıştır. Allah’ın helal kıldıklarını helal, haram kıldıklarını haram kabul etmek gerekir. Bunun tersi dinden çıkmaya sebeptir.

Dini emir ve yasaklar ancak vahiy ile sabit olur. Vahiy ile emredilenler farz yasaklananlar da haramdır. Allah’tan başka hiç kimsenin dine ilave yasaklar koymaya hakkı yoktur. “De ki: Allah'ın, kulları için yarattığı ziyneti ve temiz rızkı kim haram kılmış? De ki: Bunlar, dünya hayatında mü'minler içindir. Kıyamet gününde ise yalnız onlara özgüdür. İşte bilen bir topluluk için âyetleri, ayrı ayrı açıklıyoruz.” (Araf suresi, 7/32.) Harama götüren sebepler ve yollarda haramdır. Mesela zina haramdır. İnsanı zinaya sürükleyici bir faktör olarak harama bakmak da haramdır. Mahremi olmayan bir insana zaruret olmaksızın dokunmak, aynı ortamda baş başa kalmak da haramdır. Zina haramdır, bu harama yol açabilecek ‘tesettürsüzlük’ de haramdır. Helaller ve haramlar şartlara, siyasi ve ekonomik koşullara göre şekillendirilemez, çağdaş ve çağdışı olarak sınıflandırılamazlar. Mesela bir Müslüman; ‘faiz bir dünya gerçeğidir. Bu zamanda faizsiz alışveriş yapılamaz’ deme hak ve yetkisine sahip değildir. Müslümanlar faizsiz, adil bir ekonomiyi mutlaka ama mutlaka kurmakla mükelleftirler. Allah’ın dini kıyamete kadar kendisine uyulsun diye gönderilmiştir. Helal mi haram mı olduğu hususunda kesin bir şey söylenemeyen hususlar ‘şüpheli’ şeylerdir. Peygamber Efendimiz (s.a.s) haramlardan kaçındığımız gibi şüphelilerden de kaçınmamızı bizlere nasihat etmiştir.

İnsan hem kendisi hem de bakmakla yükümlü olduğu kişiler için helal yollardan kazanç elde etmek zorundadır. Kazanılan mal ve yenilen gıdaların helal veya haram olması, insanın duygularına ve amellerine tesir ettiği için insanın hayatı, beslendiği gıdanın manevi durumuna göre şekillenir. Başka bir ifadeyle, kazandığı mal insana hükmeder.

Allah Teâla hazreti Âdem ile Havva validemizi cennette yarattığında oradaki meyvelerden bol bol yemelerini sadece bir ağaca yaklaşmamalarını söylemişti. Ancak şeytan vesvese vererek onlara bu yasağı cazip gösterdi. Ağaçtan yedikleri takdirde melek olacakları ve cennette ebedi kalacakları gibi yüksek manevi vaatlerde bulunarak Allah’ın yasağını çiğnetti. Aynı şekilde dünyada Allah-u Teâlâ’nın helal kıldığı rızıklar pek çoktur haramları ise sınırlıdır. Fakat insandaki nefis ve şeytan; daha çok ve daha kolay kazanmak, kayıp yapmamak gibi muhtelif vaatlerde bulunarak haramları cazip gösterir ve pek çok kişiyi aldatır. Faiz, Kumar, Rüşvet, Kara borsacılık, Çalışanın hakkını yemek, Yetim malı yemek, Kamu malını zimmete geçirmek, Ölçü ve tartıda hile yapmak, Müşteriyi aldatmak, Şans oyunları vb. meşru emek, üretim ve hizmete dayanmayan her türlü iş ve icraatlar Dinimizde Haram Kazanç Olarak Değerlendirilen Şeylerden bazılarıdır.

Haramlar müminler için adeta yakıcı bir ateş yumağıdır. Allah’ın çizdiği hudutları aşan kimseler kendilerini bu alevli ateşin içinde buluverirler. Bu tehlikeden korunmanın en emniyetli yolu ise haramlarla helallerin arasındaki şüpheli şeylerden uzak durmaktır. Peygamber efendimiz (s.a.s) şöyle buyurur: “Kim şüpheli olduğunu sezdiği bir şeyi terk ederse, haramlığı belli olan şeyi daha çok terk eder. Kimde şüphelendiği şeyi yapmada cüretkâr olursa, haramlığı açık olan şeye düşmesi daha kolaydır.” İnsan, kazandığı şeylerin helal olmasına dikkat edip haram kazançtan kaçındığında bazılarının zannettiği gibi fakir olmaz, bilakis Allah (c.c) onun kazancına bereket ihsan eder. Helal, az bile olsa çok değerlidir. İslam âlimleri şöyle demişlerdir: Buğday tanesi ağırlığındaki bir helal, Allah katında dünyalar dolusu haramdan daha makbul ve sevimlidir. Çünkü haram pistir ve Allah tarafından reddedilmiştir. Helal ise iyi ve temizdir, Allah tarafından da kabul görmüştür.

Yüce Rabbimizin insanoğluna lütfettiği maddi ve manevi imkânlar emanet hükmünde olup nerede ve asıl kullanılması gerektiği ayet ve hadislerle açıklanmıştır. Herkes mesuliyeti oranında bu nimetlerden hesaba çekilecektir. Dolayısıyla Müslümanlar Allah(cc)’ın kendilerine lütfettiği nimetleri O’nun razı olduğu istikamette insanların hizmetinde kullanmaya gayret ederler. İhsan edilen bu nimetleri, içki, kumar, fuhuş, rüşvet, lüks ve gösteriş uğruna israf etmekten sakınırlar. İslâm israfın her çeşidini haram kılmıştır. Helalin ihtiyaçtan fazla harcanması ve kullanılması dahi israf sayılmıştır. Harama düşen, günah işleyen bir insan sonsuza kadar kötü kalacak değildir. O günah işleyerek yanlış bir iş yapmış ve zarara uğramıştır fakat insanlığını büsbütün kaybetmemiştir. Dolayısıyla insan hatasını anlar, üzerindeki günah kirlerini tevbe ve istiğfar ile temizlerse yine eski kıymetini kazanır. Nasıl matlaşan ve kirlenen ayna bir havlu ile silindiğinde asli mahiyetine dönerse, aynı şekilde kararan kalpte istiğfar ile günahların kir ve lekelerinden ayrılıp asli safiyetine döner. Maddi manevi sağlığımız haramlardan uzak durmaya bağlı iken maddi ve manevi hastalıklarımızın da çaresi haramlardan temizlenmektir. Toplum olarak özellikle İslam toplumu olarak buna ihtiyacımız var.

HELAL VE HARAM

HAFTANIN AYETİ,

“Yaptığınızı güzel yapın; Allah güzel yapanları sever.” Bakara Suresi, 2/195.

HAFTANIN HADİSİ,

“Helal bellidir. Haram da bellidir. İkisinin arasında ise bir takım şüpheli şeyler vardır ki insanların çoğu bunları bilmezler. Kim ki harama düşerim korkusuyla şüphelilerden sakınırsa dinini ve ırzını korumuş olur. Kim de şüpheli şeylere dalarsa harama dalmış olur. (Müslim, Mükat,7.)

GÜZEL SÖZ

Helal ile beslersen çocuğunu hürmet ile öder borcunu, haram ile beslersen o’nu hakaret ile öder borcunu. Necip Fazıl Kısakürek

KISSA

“BİR AĞZINDAN GİRENE, BİR DE AĞZINDAN ÇIKANA DİKKAT ET”

Haramla beslenen vücut, cehennem odunu olmaya lâyıktır. Dolayısıyla, Müslümanlar “Bir ağzından girene, bir de ağzından çıkana dikkat et!” sözünü düstûr edinirler.

Hz. Ebûbe­kir Sıd­dîk’ın bir hizmetçisi var­dı, ka­zan­cı­nın bel­li bir kıs­mı­nı ona ve­rir, o da bun­dan yer­di. Yi­ne bir gün hizmetçi ka­zan­dı­ğı bir şeyi ge­tir­di. Hz. Ebûbe­kir (r.a) de ondan bir lokma aldı. Bu­nun üze­ri­ne hizmetçi:

“–Her akşam bana kazancımın mâhiyetini sorardın, bu akşam sormadın?!” dedi. Ebûbe­kir (r.a):

“–Çok acıkmıştım, sormayı unuttum, peki söy­le ba­ka­lım nasıl kazandın?” di­ye­rek açık­la­ma­sı­nı is­te­di. Hizmetçi:

“–Câ­hi­li­ye dev­rin­de, hiç an­la­ma­dı­ğım hâl­de fal­cı­lık ya­pa­rak bir kişiyi al­dat­mış­tım. Bu­gün onun­la kar­şı­laş­tık. O yap­tı­ğım işe kar­şı­lık si­ze ik­ram et­ti­ğim bu yi­ye­ce­ği ver­di” de­yin­ce Hz. Ebûbe­kir, par­ma­ğı­nı bo­ğa­zı­na gö­tü­rdü ve (tüm ezi­ye­ti­ne rağ­men) ye­dik­le­ri­nin hep­si­ni çı­kar­dı. Hizmetçiye dönerek:

“–Yazıklar olsun sana! Az kaldı beni helâk ediyordun” dedi. Kendisine:

“–Bir lok­ma için bu ka­dar ezi­ye­te de­ğer miy­di?” diyenlere Hz. Sıd­dîk (r.a):

“–Ca­nımın çı­ka­ca­ğı­nı bil­seydim, yi­ne o lok­ma­yı çı­ka­rır­dım. Çünkü Peygamber Efendimiz’den duydum:

«Haramla beslenen vücuda cehennem daha lâyıktır» buyurdu” ceva­bı­nı ver­di. Bu hâdise üzerine Cenâb-ı Hak, Hz. Ebûbekir ve onun gibileri medhederek:

“Her kim Rabbinin makamında durup hesap vermekten korkar da nefsini hevâ ve heveslerden alıkoyarsa, şüphesiz onun varacağı yer Cennettir” âyetlerini inzâl buyurdu. (Nâziât, 40-41; Kurtubî, XIX, 135)

******

OKUL KÜTÜPHANEMİZ YENİLENDİ

Yozgat Anadolu İmam Hatip Lisesi olarak öğrencilerimize daha iyi bir gelecek ve daha iyi bir imkan sunabilmek için okul kütüphanemizi yenileyerek öğrencilerimizin hizmetine sunulmuştur. Okul kütüphanemizde onbin (10.000) e yakın kitap ve on(10) bilgisayar mevcut olup öğrencilerimizin kullanımına sunulmuştur. Öğrencilerimiz hafta içi ve hafta sonu kütüphanemize gelerek ders çalışmakta ve vakitlerini kaliteli bir şekilde geçirmektedir.

helaller ve haramlar vaaz ile ilgili görsel sonucuhelaller ve haramlar vaaz ile ilgili görsel sonucuhelaller ve haramlar vaaz ile ilgili görsel sonucuhelaller ve haramlar vaaz ile ilgili görsel sonucu

DEVR-İ ALEM

İnsan hep yaşarken “Müddet!” diyerek,

Yaşar kar firâkı “Hasret!” diyerek.

Usul usul visâle yürür semadan;

“Yârsız bana her yer gurbet,” diyerek.

Az değil üç mevsim vefakâr bulut,

Mahfuzunda gizler “Hürmet!” diyerek

Havadan küs gibi inerler bir dem,

Yerde cem olurlar “Devlet,” diyerek.

Bilirler birlikten hep kuvvet doğar;

Sırt sırta veririler “Heybet,” diyerek.

Kimi boran olur uğuldar birden:

“İşte meydan, hani cür’et? ” diyerek

Kimi öğüt verir yaradılmışa;

“Yılma zordan her an cebret! ” diyerek.

Hale tam bağrına düşünce birgün,

Veda eder cana “Sabret, ” diyerek

Önce renkten geçer zemine iner,

İçer maşuk onu “Şerbet,” diyerek.

Bırakır tahtını dostu cemreye;

“Senin olsun artık şöhret. ” diyerek

Nihayet tutunur nurun ipine;

“Döneceğim sana elbet” diyerek.

Ve düşer duayla OZAN dilinden;

“Ya Rab tez vakitte haşret” diyerek

Halil OZAN

Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.