CUMA SAYFASI
AYET\n\n“Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü sanmayın. Bilakis onlar diridirler; Allah’ın, lütuf ve kereminden kendilerine verdikleri ile sevinçli bir halde Rableri yanında rızıklara mazhar olmaktadırlar. Arkalarından gelecek ve henüz kendilerine katılmamış olan şehit kardeşlerine de hiçbir keder ve korku bulunmadığı müjdesinin sevincini duymaktadırlar. Onlar, Allah’tan gelen nimet ve keremin; Allah’ın, müminlerin ecrini zayi etmeyeceği müjdesinin sevinci içindedirler.” (Âl-i İmrân, 169-171)
HAZIRLAYAN: MİLLİ İRADE ANADOLU İMAM HATİP LİSESİ
AYET
“Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü sanmayın. Bilakis onlar diridirler; Allah’ın, lütuf ve kereminden kendilerine verdikleri ile sevinçli bir halde Rableri yanında rızıklara mazhar olmaktadırlar. Arkalarından gelecek ve henüz kendilerine katılmamış olan şehit kardeşlerine de hiçbir keder ve korku bulunmadığı müjdesinin sevincini duymaktadırlar. Onlar, Allah’tan gelen nimet ve keremin; Allah’ın, müminlerin ecrini zayi etmeyeceği müjdesinin sevinci içindedirler.” (Âl-i İmrân, 169-171)
HADİS
Peygamber Efendimiz buyurdular:
“Şehîtler beştir:
1- Tâundan (vebadan) ölen,
2- Karın (yani iç) hastalığından ölen,
3- Suda boğulan,
4- Yıkıntı altında kalıp ölen,
5- Bir de Allah yolunda şehît olandır.” (Buhârî, Ezân, 32)
GÜZEL SÖZ
Vatan için ölmekse kaderim, böyle kaderin ellerinden öperim. (Mehmet Akif Ersoy)
KISSA
ŞEHİTLİK
Câbir radıyallahu anh anlatıyor:
Peygamber aleyhisselâm bana rastladı ve:
— Ey Câbir seni neden üzüntülü görüyorum? diye sordu.
Ben de:
— Ey Allah'ın Resulü, babam Uhud harbinde şehîd oldu. Bir çok kız evlâd ile beraber büyük de bir borç geride bıraktı, diye cevap verdim.
Peygamber aleyhisselâm buyurdu ki:
— Sana Allah'ın babanı nasıl karşıladığını müjdeleyeyim mi? dedi. Ben de:
— Evet, müjdele, ey Allah'ın Resulü! dedim. Bunun üzerine Peygamber aleyhisselâm:
— Allahü Teâlâ hiç bir zaman perdesiz şekilde kimse ile konuş-mamıştır. Ancak babanı diriltip, kendisi ile perdesiz olarak konuştu ve: __ Ey kulum, dilediğini dile de, sana vereyim, buyurdu. Baban:
— Ey Rabbim, beni bir defa daha dirilt de senin yolunda ikinci olarak öldürüleyim, dedi. Allahü Teâlâ da:
— Hikmetim icabı, insanların' öldükten sonra ikinci bir defa dünyaya tekrar dönmeyeceklerine hükmettim, buyurdu, diye haber verdikten sonra şu «Allah yolunda öldürülenleri sakın öldüler zannetmeyin, aksine onlar Rablerinin nezdinde diridirler, cennet nimetleri ile rızıklanırlar» (Âl-i Imran Sûresi) mealindeki Ayet-i Kerîmenin nazil olduğunu söyledi.
****
ŞEHİDE AĞIT
Nasıl anlatayım ahvalim sana
Şehitlik de varmış bahtında oğul!
İnan tek teselli şudur ki bana
Makamın şuheda tahtında oğul!
Yüzünde tebessüm manolya gibi,
Mezarın çiçekten bir balya gibi,
Bir kanas kurşunu madalya gibi,
Bezenmiş göğsünün üstünde oğul!
Yaraşır bir tören oldu şanına,
Hain mazhar olmaz bir tek anına,
Bendeki ateşin tıpkı aynına,
Rastladım üstünde astında oğul!
Yiğidim bu derde yapılmaz yama!
Boş bakar sanırlar mermerden dama!
“Yavrum!” diye taşı okşarım ama
Dururum bıçağın sırtında oğul!
Dayanamam evlat seferim yakın,
Yakında görünür bana bir akın !
Derim dostlara hep “ Fezaya bakin.”
Yerin erenlerin katında oğul!
Halil OZAN
Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni
***
ŞEHİTLİK VE GAZİLİK
“Allah yolunda öldürülenlere (şehitlere) ölüler demeyin. Bilakis onlar diridirler fakat siz onu anlayamazsınız.” (Bakara Suresi – 154. ayet)
İnsan çalışarak pek çok rütbe ve unvanlar elde eder. Bu rütbelerin başında hiç şüphe yok ki, şehitlik ve gazilik gelir. Çünkü bu rütbeler hayat karşılığında elde edilmekte ve inanç sayesinde kazanılmaktadır. Hem Hak katında ve hem de halk yanında şehadet mertebesine yükselmek, büyük bir mazhariyettir.
Şehit, Allah’ın huzurunda diri olarak hazır bulunup, rızıklandırılacağı ve cennete gireceğine şehadet olunduğu için bu adı almıştır.
Gazi ise, Allah yolunda ve vatan uğrunda savaştığı ve şehit olmayı arzu ettiği halde ölmeyip, sağ kalan kimseye verilen addır. Gazi de şehit olmak ve bu mertebeye yükselmek için savaştığından dolayı o da şehitler derecesindedir. Hatta Peygamberimiz (SAV): “Bir kimse Allah yolunda şehit olmayı can-u gönülden isterse, yatağında ölse dahi Allah onu şehitler derecesine ulaştırır.” buyurmuştur.
Şehitlerin Fazileti
İnsan niçin şehit veya gazi olmayı ister? Çünkü başka bir çaba ile bu rütbelere erişemez de ondan. Bu rütbeler canı feda etme karşılığında elde edilir.
Peygamberimiz (SAV)’e bir adam sordu: “Ey Allah'ın Resulü, bana, savaşa denk olan bir amel göster?” Peygamberimiz (SAV): “Buna denk bir amel bulamıyorum.” buyurdu. Sonra da:“ Savaşçı savaşa çıktığı zaman, camiye kapanır durmadan ve usanmadan namaz kılmaya ve ara vermeden oruç tutmaya gücünüz yeter mi?” buyurdu. Bunun üzerine adam: “Buna kimin gücü yeter, ey Allah'ın Resulü?” dedi.
Özürsüz olarak evinde oturup herhangi bir ameli yapan kimseler ile Allah yolunda savaşanların Allah katındaki dereceleri itibariyle eşit olmadıklarını bildiren bir başka ayet-i kerime de şöyledir:
“Müminlerden özür sahibi olanlar dışında oturanlarla, malları ve canları ile Allah yolunda savaşanlar bir olmaz. Allah, malları ve canları ile savaşanları, derece bakımından oturanlardan üstün kıldı. Gerçi Allah hepsine cennet va’detmiştir, ama savaşanları, oturanlardan pek büyük ecirle üstün kılmıştır.” (Nisa Suresi – 95–96. ayetler)
Evet, insan niçin şehit olmak ister? Çünkü Allah şehâdet mertebesine yükselene cenneti va’d ediyor. Kur’an-ı Kerim şöyle buyuruyor:
“Allah müminlerden mallarını ve canlarını, kendilerine (verilecek) cennet karşılığında satın almıştır. Çünkü onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler, ölürler. (Bu),Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da Allah üzerine hak bir va’ddır. Allah’tan daha çok sözünü yerine getiren kim vardır? O halde O’nunla yapmış olduğunuz bu alışverişinizden dolayı sevinin. İşte bu, büyük bir kazançtır.” (Tevbe Suresi – 111. ayet)
Bir adam Peygamberimiz (SAV)’e:“Ey Allah'ın Resulü, Allah yolunda öldürülürsem yerim neresidir?” diye sordu. Peygamberimiz (SAV): “Cennettedir.” buyurdu. Adam, yemekte olduğu elindeki hurmaları bırakıp savaşa girdi ve sonunda şehit oldu.
Müslüman Türk’ü zaferden zafere koşturan ve tarih sayfalarını kahramanlık destanları ile süsleten, Allah’ın hak olan vadine ermek ve O’nun şehitler için hazırladığı mükâfata mazhar olma arzu ve isteğidir.
İslam için ve Müslümanlar için büyük bir felaket olan Haçlı ordularını bu ruh ve heyecanla durdurmuş, 1071 tarihinden itibaren Anadolu’yu Müslüman Türk’e anavatan yapmış, 1453’de İstanbul’un fethiyle Bizans imparatorluğunu yıkarak orta çağı kapatıp yeniçağı açmış, 30 Ağustos 1922’de Dumlupınar Meydan Savaşını kazanarak ülkeyi düşmandan temizlemiştir. Yakın tarihte 1974’de yine bu ruh ile Mehmetçik Kıbrıs’ta savaşmış, soydaş ve kardeşlerini Yunan mezaliminden kurtarmıştır.
İnsan niçin şehit olmak ister? Çünkü Cenab-ı Hak, şehitlerin ölü değil, diri olduklarını ve O’nun tarafından rızıklandırıldıklarını bildiriyor. İnsan, ancak ölmekle bu mertebeye yükseldiği halde Cenab-ı Hak onların ölü değil bizim anlayamayacağımız bir hayat ile diri olduklarını bildiriyor, şöyle buyuruyor:
“Allah yolunda öldürülenleri (şehitleri) sakın ölü sanmayın. Bilakis onlar diridirler; Allah’ın Lütuf ve kereminden kendilerine verdikleriyle sevinçli bir halde Rableri yanında rızıklara mazhar olmaktadırlar. Arkalarından gelecek ve henüz kendilerine katılmamış olan şehit kardeşlerine de hiç bir keder ve korku bulunmadığı müjdesinin sevincini duyurmaktadır.” (Ali-imran Suresi – 169–170. ayetler)
Sevgili Peygamberimiz (SAV),şehitliğin derecesiyle ilgili olarak şöyle buyurmuştur:
“Hiç kimse cennete girdikten sonra - bütün dünyaya sahip olsa bile tekrar dünyaya dönmek istemez. Yalnız şehitler, keramet (ve erdikleri nimetler) sebebiyle dünyaya dönüp on defa şehit olmayı arzu ederler.”
Bizzat Peygamberimiz (SAV), bir defa değil birkaç defa şehit olmayı istemiş ve şöyle buyurmuştur:
“Ruhumu kudret elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, Allah yolunda savaşıp öldürülmemi, sonra tekrar dirilip savaşarak tekrar öldürülmemi, yine dirilip savaşta öldürülmemi arzu ederim.”
Şehitlik olmadan vatan olmaz. Evet, vatan bir toprak parçasıdır, ama her toprak parçası vatan değildir. Vatan, uğruna şehitlerin kan akıttıkları toprak parçasıdır. “Toprak, eğer uğruna ölen varsa vatandır.” sözü, ne güzel bir sözdür.
Bugün sahip olduğumuz bu cennet vatan kahraman atalarımızın her karışını kanları ile sulayarak bize emanet ettikleri topraklardır. Şair güzel söylemiş:
“Ecdadını zannetme asırlarca uyurdu,
Nerden bulacaktın o zaman eldeki yurdu.”
Vatan, bir Müslüman’ın her şeyidir. Çünkü din, namus, şeref ve bağımsızlık gibi kutsal değerler ancak vatan sayesinde korunabilir. Bunun için atalarımız vatanımız için her fedakârlıkta bulunmuşlar, kanlarını akıtarak onu düşmana teslim etmemişlerdir.
Allah'a ve O’nun Peygamberi (SAV)’e imandan sonra, insanı en çok Allah’a yaklaştıran amel, hiç şüphe yok ki Allah yolunda savaşmaktır.
Ebû Zerr (RA) diyor ki: “Peygamberimiz (SAV)’e: “Ey Allah’ın Resulü, hangi amel daha faziletlidir?” diye sordum. Peygamberimiz (SAV): “Allah’a iman etmek ve O’nun yolunda savaşmaktır.” buyurdu.
Allah şehitlerimize rahmet eylesin, cennetiyle cemaliyle onları şereflendirsin, bizlere de onların yolundan yürümeyi nasip eylesin. Ülkemizi her türlü felâket ve musibetlerden muhafaza buyursun. Aziz milletimize kötü ve karanlık günler göstermesin. Âmin.
****
ŞEHİTLERİMİZ İÇİN GIYABİ CENAZE NAMAZI KILINDI
Yozgat Anadolu İmam Hatip Lisesi Fen ve Sosyal Bilimler Proje Okulu'nda Suriye'nin İdlib kentinde rejim unsurlarının saldırıları sonuç şehit olan askerler için gıyabi cenaze namazı kılındı.
Yozgat Anadolu İmam Hatip Lisesi Fen ve Sosyal Bilimler Proje Okulu öğrencileri tarafından Suriye'de sınırları ve bölge güvenliğini sağlamak için mücadele ettikleri sırada rejim unsurları tarafından düzenlenen saldırıda şehit olan Mehmetçikler için gıyabi cenaze namazı kılındı. Okul çıkışı törenden önce kılınan cenaze namazına öğrenci ve öğretmenler katıldı. Namazın ardından yapılan dua ile birlikte helallik istendiği sırada bazı öğrenci ve öğretmenler gözyaşlarını tutamadı. Ardından İstiklal marşı okunarak öğrenci ve öğretmenler dağıldı.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.