Devlet Bahçeli: Bunlara zillet demeyelim de ne diyelim?
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Siyaset ve Liderlik Okulu’nun genel merkezde düzenlenen 18. Dönem Sertifika Töreni'nde konuştu.
Bahçeli, "Türkiye'nin huzur ve güvenliği için teklif paylaşan tek bir muhalif siyasetçi cümlesi duydunuz mu? 6'lı masa gerçeklerden peşi sıra kaçmakta, ortalığı da velveleye, kuru hamasetle, kurşun gibi husumetle karıştırmaktadır. Bugün ki siyasi muhalefetin ahlakı donmuş ve çatlamıştır" dedi.

"LİDER ÜLKE TÜRKİYE"
Devlet Bahçeli, konuşmasında altılı masaya ve Ekrem İmamoğlu'nun Saraçhane çağrısına da tepki gösterdi. Bahçeli "Bu yeni yüzyıl, Türkiye sevdalılarının, milletini canından aziz bilen serdengeçti yüreklerin tarihi yeni baştan imar ve ihya edeceği, Lider Ülke Türkiye’yi bu duygu ve şuurla inşa edeceği bir zamanın tarifidir.
Saraçhane’de rol kapma derdine düşenlerin bu yeni yüzyılı bırakınız anlamasını, varlıklarını ibra etmeleri ve iddiayla sürdürmeleri bile akla ziyan bir haldir.
Babayla oğul arasındaki gelgitli sürece müdahil olan ablaların biz de varız çıkışı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni iki partinin kazandığını çatık kaşlarla hatırlatıp ikilik çıkarması malumu olduğumuz bir menfaat çatışmasıdır.
Hayatları basit hesaplarla geçenlerin hasbi olması, balığın kanat takarak uçmasını düşünmek kadar deli saçmasıdır.
İnsan kimliği hatıralarla oluşmaktadır.
Aile bu bakımdan hatıraların evidir.
Aile, bugünün küçük anılarını yarının paha biçilemez hatıraları kılan simyadır.
Ne var ki karşımızdaki siyaset tablosunda bir aile dramı yaşanmaktadır.
Baba ile oğul çekişmeli, babayla abla ihtilaflı, oğul ile abla kumpasçı, diğerleri de kendi siperlerinde seyircidir." ifadelerini kullandı.

"OLAN BİTEN ZİLLETTİR"
Devlet Bahçeli Meral Akşener'in çarparım kelimesine de tepki gösterdi. MHP Lideri "Biz bu olan bitenlere zillet demeyelim de ne diyelim?
Veli nimeti olan ittifak ortağına ‘çarparım’ diye tehditler savuranların nesine itibar edelim?
Siyaseti miras paylaşımına ve tarla kavgasına dönüştüren akılsız talancıların neyine bakalım, neresiyle alakadar olalım?
Türk-İslam medeniyetinin kavrayışında akıl üç büyük gücün simgesel değerini teşkil etmektedir:
Birincisi, dağınıklığı birleştiren gücü,
İkincisi, meselenin özünü kavrayan gücü,
Üçüncüsü de, nefsin azgınlığını durduran gücü.
Şu anda zillet ittifakını oluşturan hiçbir partinin yerli, milli ve müşterek bir aklı yoktur.
Aklın olmadığı yerde fikir de yoktur.
Fikir yoksa siyaset de yoktur.
Siyaset yoksa çetecilik mantığı vardır ve hakimdir.
Nihayetinde aklı olmayanlara bir ülkenin yönetiminin tevdi ve teslimini hayal dahi etmek felakettir.
Yusuf Has Hacip diyordu ki:
Akıl olmazsa insan kendini tutamaz,
Bilgi olmazsa işini yapamaz.
Her şey meydandadır, altılı masada oturanların kafası boşlukta dönen bir çark gibi manasız ve faydasız uğultularla doludur ve akılsızdır.
Her birisi anlatımı çabucak biten ve okuna okuna hiçbir cazibesi kalmayan eski bir kitap gibidir.
Küresel güçlerin denize attıkları, içine de talimatların ve telkinlerin iliştirildiği şişe hangi sahilde, hangi zillet partisi tarafından bulunup Arşimet gibi sevinç çığlıkları atılacağını doğrusunu isterseniz merak ediyoruz.
Merhum Mithat Cemal Kuntay’ın, ahlaki çöküntü ve siyasi krizleri anlatan, İstanbul’un üç ayrı döneminin olaylarına ayna tutan “Üç İstanbul” isimli romanının muhteviyatıyla altılı masanın siyaset zihniyeti arasında dikkat çeken paralellikler olduğunu yok saymak hakikaten de saflık derecesinde iyimserliktir.
Karaip Adaları’nda Vudu inancına mensup muhalif gruplar, birbirlerinin üstünü başını kirletirlermiş.
Karşıdakinin yüzü ne kadar kirletilirse, kirleten o kadar çok itibar göreceğine inanırmış.
İşte zillet ittifakının durumu tamı tamamına budur.
Türkiye’ye çamur atmakla kalmıyorlar, birbirlerini de çamura batırıyorlar.
Bu yüzden Cumhurbaşkanı adayı bile bulamıyorlar, bir aday üzerinde uzlaşamıyorlar." cümlelerini kurdu.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.