Er Meydanı - 2
Emekli Binbaşı Metin Özışık'ın hazırladığı 'Er Meydanı' yazı dizisi sürüyor. Bugün sizlerle bu yazı dizisinin ikinci bölümünü paylaşıyoruz..
- Sen misin Yozgatlı?
- Yozgatlıyım gomtanım
Gurban olurum dedim içimden senin” k “harfine “g” diyen gırtlağına. Neşet Ertaş’ın gırtlağı bu. Bozlak gırtlağı. Dinleyin neşet babadan Zahide’yi. “ ananda seni bağa verirse” deyişini. “N” harfi bile nasıl “g” oluyor. Hele de gurbette dinliyorsanız. Birde “ çamlığın başında tüter bir tütün” diyorsa. Kalbiniz yerinden çıkar ayak parmaklarınıza iner. Ne kadar uzakta olursanız olun alır sizi götürür camızlık pınarına. Ziyanın atına binersiniz o at kanatlanır. Çamlığın üzerinde uçar. Nohutluya selam verir. Gelir şehit kasımın zirvesinde şahlanır.
- Yozgat’ın neresindensin
- Aydıncık gomtanım
- Daha önce güreş yaptın mı?
- Köyde güleştik gomtanım
Çayırda güleşir derelerde çimerdik. İyi güzelde “ koç toprağım” karşındaki pehlivanın vücudu senden aşağı kalmaz. Boyunuz posunuzda aynı amma kulakları kırık. Kırık kulak ne demek bilir misin? Yani senin gibi güleşten gelmiyor. Güreşmiş.
- Sen güreş yaptın mı asker
- Yaptım komutanım minderde Türkiye derecelerim var.
Zor oyunu bozar derler. Amma. Ah hemşerim! Ah koç toprağım! İşimiz zor. Senin köyde arkadaşlarınla güleştiğine benzemez ki. Karşındaki profesyonel.
Serde Yozgatlı olmak var. Yiğidin harman olduğu yerden. Askeri okula başladığımdan beri nerelisin diye soran olunca
- Elhamdülillah Yozgatlıyım
Demişim. Şimdi bizim köylü pehlivanın karşısına minderde güreş tutmuş kulakları kırık bir güreşçi çıktı diye korkacak halimiz yok elbet
Hemşerimin sırtını sıvazladım. Kulağına eğildim
- Önce iyice yor onu. Oyuna girme. Yorulursa oyun kuramaz.
- Tamam gomtanım
Güreş başladı. Boyları denk. Kiloları denk. Pehlivan vücutlu iki asker. Önce tarttılar birbirlerini. Eller karşılaştı. Kollar karşılaştı. İkiside sağlam. Kulağı kırık olan ayağa dalar gibi yapıp bele girmeye çalışıyor. Hemşerimin gücü yerinde hemen boyunduruğa basıyor beline girmesine müsaade etmiyor. Kırık kulak boyunduruk yiteceğini anlayınca geri çekiliyor. Güreş yorucudur. Sadece kollar kapışsa bile müthiş güç harcarsınız. Haziran güneşi tepemizde on dakika geçmeden İkiside boncuk boncuk terledi. Bir ara bizimki ayağını kaptırdı. Direndi. Yere yatıp rakibinin arkasına geçmesine müsaade etse dinlenme fırsatı bulacak. Direniyor. Antrenör edasıyla seslendim.
-Bırak geçsin arkaya
Bizimki bıraktı kendini yere. Yayıldı çayıra. Rakibi kle takıp çevirmek istedi. Kleyi taktı ama çeviremedi. Gücü yetmedi. Bele girmek istedi. Bir sağa bir sola hareketlendi. Çırpmak istedi sağa çırpmak isterken bizimki sağ ayağını çekti karnına, sola çırpmak isterken sol ayağını. Oyun vermedi hemşerim. Sadece köyde güleştik diye beni acemi sanma der gibi idi hareketleri. Umutlandım. Yerden sonuç alınmayınca hakemlik yapan asteğmen kaldırdı güreşçileri. Arkadaşları terlerini sildi. Tekrar tuttular. Eller omuzlara vardı. Parmaklar karşılaştı. Kollar karşılaştı. Tezahüratlar yükseldi
- Haydi tertip
Askere gelmeden çok farklı kimliklerimiz olabilir. Bu ocak peygamber ocağıdır. Herkes aynı elbiseyi giyer. Aynı karavanaya kaşık sallar. Ayrı gayrı olmaz. Ama askerde de alt kimlikler vardır. En önemlisi de aynı devre olmaktır. Tertip olmaktır. Bir ara hareketlendi güreş ama zor oyunu yine bozdu. Bu güreş çok uzun sürecek derken bizimki bele girmeye çalıştı. Rakibi koltuk altına soktu elini diğer tarafa çengeli basınca hemşerimi sırtının üstüne vurdu. Hemen döndü bizimki. Ama nafile. Hakem asteğmen gözlerime baktı. Düdüğü çalacak güreşi bitirecek. Benden çekiniyor.
Gözleri diyor ki.
- Komutanım hemşeriniz yenildi.
Çömeldiğim yerde taş kesildim. Bir bulut kapattı güneşi. Buz tuttum sanki. Haziran gitti zemheri geldi.
DEVAM EDECEK
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.