Er Meydanı - 4
Emekli Binbaşı Metin Özışık'ın hazırladığı 'Er Meydanı' başlıklı yazı dizisinin bugün sizlerle paylaşıyoruz. Keyifli okumalar..
Aydıncıklı hakeme döndü
- En az bir dakika yerde tutması lazım. Dedi
Bölük sustu beni bekliyor. Hakem beni bekliyor. Ayağa kalktım. İlçeye uzana yola baktım. Şehit kasımın zirvesine baktım. İlçenin güneybatısında çok uzaklarda daha yüksek zirvelere baktım. O dağlarda bu gençlerle neler çektik. Çamur olduk. Toz olduk. Buz olduk. Yeri geldi terörist peşinde mermi olduk. Kılıç olduk. Mızrak olduk. Kar bora fırtına sükûn buldu, şimşek olduk. Evet, Yozgat sevgimi herkes bilir. Çok şükür Yozgatlıyım. Amma burada hepimiz kardeşiz. Yozgat ağzıyla söyleyim. - Hepimiz gardaşız
- Hakem çal düdüğü hemşerim yenildi.
O an aydıncıklının gözlerine öyle bir hüzün çöktü ki. Çamlığın başında ne kadar duman varsa geldi gözlerine oturdu. Sanki sadece o yenilmedi. Aydıncık yenildi. Çekerek yenildi. Yozgat yenildi. Celal atik yenildi. Nasuh akar yenildi. Hatta hasbekli Mahmut pehlivan vurdu da o gerili camız derisine, deri sağlam kaldı parmakları kırıldı.
Gittim yenen askeri tebrik ettim. Elini sıktım. Hemşerimi kucakladım. Canın sağ olsun. Dedim. O an zarif üsteğmenle göz göze geldik. Alaycı bakışları içimi acıttı.
-hani Yozgat yiğitlerin harman olduğu yerdi?
-hani Yozgat pehlivan yatağıydı
-hani Yozgat kınalı hasanın memleketiydi.
O bakışlarda bu cümleler var mıydı? O an benmi öyle anladım. Bilemiyorum. Elimi havaya kaldırdım.
-dinleyin beni
Şehit kasımın zirvesine baktım. Eğilmiş beni dinliyor. Üzerinde ziyanın atı hareketsiz bekliyor.
-dinleyin beni
-burada er meydanı dağlardır dağlar.
Herkes sessizce dağıldı. Ağır ağır yürüyerek merdivenlere geldim. Basamakları çıktım. Merdivenin bittiği yere sahanlığa oturdum. Benim haberci sıcak bir çay getirdi. Şehit kasıma baktım.
-Doğrumu söyledim dedim
Zirvedeki at şaha kalktı. Başını göğe uzattı.
Bir hafta geçti geçmedi. Kığı kuzeyinde büyük bir operasyona çıktık. Şeytan deresinin peri çayı ile birleştiği bölgeye. Bir ucu Yedisu’ya uzanan büyük bir operasyon. 3 üncü gün gece Yedisu tarafında temas sağlandı. Telsiz konuşmaları birbirine karıştı. Mermi sesleri kulaklarımızı çınlattı. Bir terörist grup büyük zayiat verdi. Bazıları kaçtı. Kaçanlar cevizli- aysaklı bölgesine geliyor dediler. Ben bölüğümle şeytan deresinin doğusundayım. Batımızda zarif üsteğmenin bölüğü var. Cevizli köyünün üstündeler. Sabaha kadar gözümüzü kırpmadık.
Yıldızları seyrettim. Yıldız kümelerine baktım. Büyükayı ile konuştum. Yedi kız kardeşe el salladım. O gece yarım ay vardı. Birkaç gün sonra hilal olacak belli. Döndüm dedim ki:
-Memlekete selam söyle ay dede.
Uyku ölüm demek buralarda. Uyku bastırınca. Göz kapaklarım ağırlaşınca. Saate baktım gece yarısı olmuş. Kalktım. Mevzileri dolaştım. Anadolu’nun dört bir tarafından 20 yaşında çocuklar. Elleri tetikte. Hepsi bana emanet. Şafak sayarlar şimdi. Kimi plakaya düştü. Kimi düşecek. Kaza bela olmadan terhisleri nasip olur inşallah. Gece yarısı bastırır uyku. Onu atlatınca sabaha kadar uğramaz bir daha. Siyah gökyüzü maviye döner önce. Alaca karanlık başlar. Tam o sırada bir daha ağırlaşır göz kapakları. Dağlar tepeler kaybolur. Özlem çektiğiniz ne varsa belirir önünüzde. Onuda atlatırsanız akşama kadar uğramaz bir daha. Sonra gökyüzü beyaza döner. Güneş kafayı uzatır doğudaki zirvenin üzerinden.
Gece zarif üsteğmenin bölüğe arama-tarama görevi verdiler. Güneş kafasını uzatmadan bölük hareket etti. Gece zayiat verip dağılan terörist gruptan kalanları bulacaklar. Yedisu istikametini taramaya başladılar. O bölüğün 1 nci tim komutanı Ahmet teğmen. Deli-dolu gözünü budaktan esirgemeyen, yiğit bir subay. Timiyle gün boyu araziyi tarıyor. Tim 4 gündür uykusuz. Her tarafta meşe kümeleri var. Hepsine tek tek bakıyorlar. Bir tepeden aşağı inmeye başlıyorlar. Yorgun olunca aşağı inmek daha zordur. Dizlerden aşağısını hissetmez insan. Tepenin ortasında bir meşe kümesinin içine bir terörist gece saklanmış. Grubunu dağılmış. Gelmiş meşenin içine tünemiş. Elinde bıxı makineli tüfek. Tim geçiyor sağından solundan. Kimse göremiyor. En sonda Ahmet teğmen. Terörist kaldırıyor kafayı. Timin tamamı önünde. En yakın hedef bir teğmen. Açıyor çatal ayağı. Şeridi çözmeye başlıyor. Hepsi mahkûma inmiş, kendisi hâkimde şimdi. Bu fırsat kaçmaz diyor.
Ama göremediği biri var. Ahmet teğmenin habercisi biraz geride kalmış. Bir gözü teğmeninde. Bir gözü arazide. Arkadaşlarım bir şey atladılar mı diye iyice bakınıyor etrafına. Uykusuz kalmaya alışık. Dağda tepede yatmaya alışık. Çok gezmiş malın davarın ardında. Çok yatmış yazıda. Hem de soğukkuyu ayakkabı ile dolaşmış. Gocuğunun üstünde yatmış. Çökelekli dürümle karnını doyurmuş. Şimdi ayağında kalın tabanlı postalı var. Kumanyasında barbunya pilaki, ton balığı, dana et kavurma var. Gece fırsat olursa sırt çantasının üstünde peti var. Taşın üstüne bile serse ortopedik yatağa uzanır gibi uzanır. Önce Allah sonra devlet dermiş dedesi. Öyle yetiştirmiş.
Askere uğurlarken de
- Allah devlete millete zeval vermesin oğul. Devlete millete yanlışın olursa sende gelme, cesedinde gelmesin. Demiş.
Terörist şeridi açmaya çalışınca sesi duyuyor. Bakıyor çalı kümesinin içine. Kara kuru bir terörist yanaştırmış yanağını bıxıye. Gezi gözü arpacığı getirmiş bir hizaya. Eli tetikte. Ayağını kaldırmasıyla teröristin beline vurması bir oluyor. Vururken de bağırıyor:
- Gomtanımmmmm
Terörist tekmeyi yiyince, kedi gibi dönüyor. Yerinden doğruluyor. Bizimkinin üstüne atlayacak. Hasbeklinin camız derisine vurduğu gibi sağ eliyle teröristin sol kulağına öyle bir şamar patlatıyor ki. Ben diyeyim geri tepmesiz top mermisi. Siz deyin şimşek çaktı. Terörist olduğu yere un çuvalı gibi yığılıp kalıyor.
Operasyon bitti. Kığıya döndük. Herkes o askeri konuşuyor. Bir şamarla bayıltmış teröristi.
Kimi diyor:
-Şamarla bayıltamaz dipçikle vurmuştur.
Kimi diyor:
- Yerden taş alıp vurmuştur.
Herkesin aklında bir soru daha var. Neden G-3 ile vurmamışta şamarla indirmiş?
Ahmet teğmenle konuştum. Uzun uzun anlattı.
Şamarla teröristi indiren kahramanı da çağırdım yanıma. Geldi.
- Emret Gomtanımmmmm
Senin gomtanım diyen gırtlağına Gurban olurum dedim. Ve bu kez içimden değil. Etraftaki herkes duysun diye bağıra bağıra söyledim.
Olayı anlattı. Koç toprağım. Gözleri ışıl ışıl. O anlatırken ben dinledim. Etraftakiler dinledi. Aydıncık dinledi. Yozgat dinledi. Hasbekli Mahmut pehlivan dinledi. Kınalı hasan geldi sırtını sıvazladı saçlarını okşadı. O gözlerden anladım aslında her şeyi yine de sordum. İstedim ki herkes duysun.
- Neden G-3 le vurmadın koç toprağım.
- Bağa ardı dönüktü gomtanım, biz Yozgatlıyık bize arkadan vurmak yakışmaz.
Zarif üsteğmende anladı. Burada er meydanı dağlardır. Dağlar.
METİN ÖZIŞIK 20 HAZİRAN 2019- YOZGAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.