Er Meydanı -5
Emekli Binbaşı Metin Özışık'ın hazırladığı 'Er meydanı' yazı dizisi sürüyor. Bugün yazı dizisinin 5. bölümünü sizlerle paylaşıyoruz. Keyifli okumalar..
BEYYURDU OSMAN
Sabri uzman koşarak yanıma geldi. Nefes nefese kalmıştı.
Komutanım yeni gelen askerlerden biri şapka takmıyor!!!
Üstelik Yozgatlı.
Aslında “ üstelik Yozgatlı” diyerek bana laf vuruyor. Yozgat’tan böyle problemli asker gelmez. Dedim. Kendi kendime. Kalktım. İndim aşağı. Yeni gelen askerler ana binanın arkasında içtima etmişler. Alay emrine geliyorlar. Dağıtımları yapılacak. Konya dutlukır’dayız. Emasya alayı.
-nerede şapka takmayan Yozgatlı?
- en arkada komutanım
Sadece en arkada olsa iyi. Önündeki askerinde en az 5 adım gerisinde. İlk fırsatta kaçacak belli. Yaklaştım yanına. Sadece şapka mı? Üstten bir düğmede açık. Orta boylu, esmer gözler göz değil bildiğin polis radarı. Korkutmuşlar belli. Pimi çekilmiş el bombası. Patlamak üzere
Giy ulan şapkayı !!!
Desem. Üzerime köşeye sıkışmış kedi gibi saldıracak. Eline ne geçerse taş, demir, değnek hatta bulabilirse bıçak önüne ilk çıkana sallayacak. Kendini tel örgülerden dışarı atacak. Yozgat’a kadar koşacak. Gözleri gözlerime değdiğinde korktum. Her iki gözünde birer tane RPG-7. Namlularına anti personel roketi sürülmüş. Uçlarındaki emniyet telleri çıkarılmış. Gelme üstüme “ ateşlerim” diyordu.
Bende Yozgatlıyım. Dedim.
Önce taş gibi yüzü yumuşadı. Hafiften gülümsedi. Gözlerindeki roketler kayboldu. Uçsuz bucaksız bir bozkır oturdu göz bebeklerine. İçinde tek tük ağaçların olduğu. Çok uzakta bir derenin aktığı. Derenin kenarında bir köy belirdi.
Benim köyüm burası diyordu. Gözleri. Gel misafirimiz ol. Anam ekmek ediyor tandırlıkta. Bazlama gözleme buz gibi ayranda var. Bölüşür yeriz. Gomutanım.
Elini iç cebine attı. En az sekiz kere katlanmış. Naylona sarılmış. Beyaz bir kâğıt parçası çıkardı. Bana uzattı. Aldım. Açtım. Okudum.
“Bunu okuyan sayın gomutanım,
Oğlumun yaşıtlarına göre zekâsı biraz kıttır. Hastaneye sevk ederseniz. Çürük verirler. Askerliği yapmadan gelirse. Çürük alırsa. Bizim buralarda askerliğini yapmayana kız vermezler. Köylünün yüzüne bakacak halimiz kalmaz. Zekâsı dışında bir eksiği yoktur. Taşı sıkar suyunu çıkarır. Önce Allaha sonra size emanettir.
Babası hacı Bolat
Adın ne hemşerim?
Osman
Soyadın?
Bolat
Yozgat’ın neresinden?
Ağzından kelimeleri kerpetenle söküyordum sanki. Son sorumada cevap vermemişti.
-yani köyün nere
- ha beyyurdu
Mektubu katladım. Cebime koydum. Kararımı vermiştim. Bu mektubu ben okuduğuma göre bana yazılmıştı. Babası oğlunu önce Allaha sonra bana emanet ediyordu. Ne büyük bir mevki, ne büyük bir makam. Konya’da binbaşı idim. Ama şu mektuptaki görevim çok daha büyüktü.
-alay karargâh bölüğü yazıcısı nerede?
- Ebubekir akbaba Yozgat emret komutanım.
Yozgat ili çekerek ilçesi beyyurdu köyünden Osman Bolatı alay karargâh bölüğüne verdim. Er yemekhanesine görevlendirdim. Yemekhanenin temizliğine baksın. Kantincilere yardım etsin. İçtimalara çıkmasın. İstedim. Herkesin duysun diyerek sesimi yükselttim
Osman’ı alay karargah bölüğüne veriyorum.!
Osman içtimalara çıkmadı. Şapkayı takmadı. Üstten bir düğmeyi hiç kapatmadı.
AMA
Bölüğün 5 km. teçhizatlı tüfekli koşularına katıldı. Tüm koşuları sırtında en az 4 tüfek elinde bölük flaması ile bölüğün en önünde bitirdi.
Tüm atışlara katıldı. Attığı hiçbir mermi hedef tahtasında birbirlerine küs durmadılar. Hepsi birbirlerine yanaşık düzen eğitimi yapıyormuş gibi yanaştılar.
Şınav, mekik, barfiks çekerken Osman’ın ne zaman duracağını kestirmek güçtü.
1000 m2 er yemekhanesini her gün 3 kere. Sabah. Öğlen. Akşam. Osman tek başına paspasladı.
Kola arabası geldiğinde kantin görevlileri Osman’dan yardım istiyorlardı. Herkes en fazla 3 kasa taşırken, Osman bir seferde 6 kasayı, gönlü olursa herkesi kenara çekip arabayı tek başına boşaltıyordu.
Her gün öğlen tam 12.30 da ana bina arka kapısında beni beklerdi. Arka kapıdan subay tabldotuna kadar beraber yürürdük. Tek kelime konuşmadan. Konuşmuyorduk ama beraberce Yozgat’a varıyor. Sorgundan çiğdemli yoluna dönüyorduk. Beyyurdu yamaçlarına oturuyor. Osman’ın davar güttüğü merada geziyor. Soğuk pınarların suyundan içiyorduk. Tabldottan çıktığımda Osman hazır olurdu. Beraber er gazinosuna geçer. İki tane maden suyu alırdık. Her seferinde
Bunu iç. Bu iyi gomutanım. Derdi.
Tam 12 ay her öğlen beraber maden suyu içtik. Osman’a benden başka maden suyu ısmarlamak isteyenlerde oldu. Zaman zaman. Ama hiç kabul etmedi. Sebebini hiç sormadım.
Nöbetçi olduğumda odama gelir. Karşıma oturur. Maden suyunu söylerdim. Yarım saat kadar oturur. Sessizce giderdi.
12 ay boyunca çarşıya hiç çıkmadı. Terhisine bir hafta kala hastane servisine bindirdim. Servisi kullanan Sivaslı Bülent uzmana sıkı sıkı tembih ettim.
Osman’ı ramazan abinin dükkânına götür dedim. Yozgatlı Mustafa binbaşı ile Osman’ı damat gibi terhis etmek istedik. Ramazan abinin haberi vardı. Osman’ı tanıdığı bir mağazaya götürdü. Takım elbise, gömlek, kravat ve ayakkabı alınacaktı. Mağaza sahibi ramazan abiye durumu sorar. Ramazan abi hayır işidir der.
Bir pantolon bir gömlekte ben vereyim ramazan usta
Pantolon gömlek gelir.
DEVAM EDECEK..
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.