Altın 6390.36 %0.74
BIST 14421.15 %0
Dolar 46.4311 %0.05
Euro 53.4337 %-0.34
Sterlin 61.4893 %0.02

Kaynakçı çıraklığından CERN'e uzanan yol!

Kaynakçı çıraklığından CERN'e uzanan yol!

Türkiye’nin Başkent’inden dünyaya iş yapan Yozgatlı bir işadamının başarı hikayesi:

Küçük yaşlarda babasının yanında kaynakçı çırağı olarak başladığı işini geliştirip bir başarı öyküsüne dönüştüren Bekir Sağlamyürek, araştırmacı kişiliğine zamanla mesleki birikimini de ekleyerek birçok önemli projeye imza atan bir sanayici. Aselsan ve Roketsan’da çalışan Sağlamyürek, CERN’den iş alan ilk Türk firması olan Dora Makina’nın da kurucu ortaklarından.

Meslek lisesinden 1982 yılında mezun olan Dora Makine Kurucu Ortağı Bekir Sağlamyürek, o dönemlerde okullarda ilk üçe giren başarılı öğrencileri işe davet eden Aselsan’ın isteği üzerine açılan sınavlara girer. Sınavlarda başarılı olduktan sonra Aselsan’da işe başlayan Sağlamyürek, işçi olarak çalışırken hafta sonları bilgi birikimini artırmak için hem fuarları ziyaret eder hem de OSTİM’deki talaşlı imalat yapan firmalara gidip araştırma yapar. Özellikle CNC makineleri konusunda bilgi birikimi artınca bazı firmalara danışmanlık yapan Sağlamyürek, hizmet verdiği firmalardan birinden teklif gelince ortaklarıyla birlikte tüm sektörlere makine ve yedek parça üretimi yapmak amacıyla 2004 yılında Dora Makina’yı kurar. Tüm bu süreçleri geçirdikten sonra bugün 90 çalışanı ve 30 makinesiyle yoluna devam eden Dora Makine, şimdilerde Aselsan, Roketsan, TÜBİTAK ve MKE’nin tüm birimleriyle ciddi bir alt yüklenicisi konumunda bulunuyor. Bu kurumların yaptığı AR-GE projelerinin ilk üretim ve iyileştirme süreçlerinde yer alan firma, yaptığı seri üretim sürecinde iş ortaklarının tasarımlarının üretilebilirliği noktasında da ciddi destek veriyor.
Biz de Sağlamyürek’le Aselsan’da başlayan iş yaşamı yolculuğundan gençlere tavsiyesine, hobilerinden günümüzde marka kimliğini güçlendiren Dora Makina’nın kuruluş sürecine, üretime kattığı artı değerden üretim felsefesine kadar bir dizi ayrıntıyı konuştuk...
Soru: Öncelikle Bekir Sağlamyürek’i tanıyabilir miyiz? İş hayatıyla tanışmanız nasıl ve ne zaman oldu?
Bekir Sağlamyürek:
Çocukluğumdan beri çalışıyorum, ortaokula başladığımda babamın kaynakçı dükkanında çıraklık yapardım. Yarım gün okula giderdim, geri kalan yarım günde dükkana gitmezsem fırça yerdim. Okuldan eve gelirken parkta filan oturduğum zamanda bile ödev yapardım. Anlayacağınız çalışmaya çok meraklıydım. Ortaokulda yaptığım ağaç oyma işleri, el işleri öğretmenlerimin çok hoşuna gidiyordu. Bunun için meslek lisesi torna tesviye bölümünde okudum. Bir işi severek yaparsanız başarılı olursunuz. Doğru kişiyle evlenmek gibi doğru işi seçmek de hayatta mutlu olmanızı sağlar. Doğru işi yapmak ömür boyu mutluluk getirir insana. Sevmeden yapılan işten başarı beklemek hata olur. Sonuçta ortaokuldan sonra meslek lisesi okudum, üniversiteyi de kazandım ama maddi imkansızlıktan dolayı okuyamadım. 18 yaşına bile girmeden Aselsan’da çalışmaya başladım. Daha sonra Roketsan’ın ilk NATO ortaklığında yaptığı güdümlü roketler projesinin içinde yer aldım. Çok ciddi bilgi birikimi oluşturdum. CNC tezgahları Türkiye’ye geldiğinde ilk kullanan kişilerden birisiyim. Avantajları kullanarak, yani işin mutfağını bilerek 2004 yılında da artık çalışmanın yeterli olduğunu düşüncesiyle bir firma kurmaya karar verdim. Ortaklarımın da verdiği katkıyla 2004’te Dora Makine’yı kurdum.
TOBB’DA YAPILAN
TOPLANTI DÖNÜM
NOKTASI OLDU

Soru: İşe ilk başladığınızda hedefleriniz neydi? Bu süreci kısaca anlatır mısınız?
Bekir Sağlamyürek:
İlk dönemde hedeflerimiz arasında savunma sanayi vardı ama birinci önceliğimiz değildi. İki eksenli bir tornayla işe başladık. Arkasında kaliteyi ön planda tutmak adına CMM makinesi, sonra beş eksen işleme merkezi aldık. Kurumsal kimliğimizi kazanmaya çalıştığımız bu süreçte TOBB’da bir toplantıya katıldık. Savunma sanayi müsteşarı toplantıda bize aldıkları stratejik kararı açıkladı. Müsteşarlık olarak Savunma Sanayi Bakanlığı envanterindeki tüm ekipmanların yüzde 25 olan yerli katkı oranını 2010 yılında kadar en az yüzde 50’ye çıkarmak istediklerini söyledi. Aynı konuşmada, vakıf şirketlerine verdikleri işlerin yüzde 40’ını da KOBİ’lere yaptırma zorunluluğu getireceklerine değindi. İşte bu toplantı bizim için bir hedef oldu. Böylece biz üretimde savunma sanayine yönelmeye karar verdik. Savunma sanayinde çalışanların ayrıldığı firmaya beş yıl iş yapma yasağı var. Bu koşullarda sizin de beş yıl Roketsan ile iş yapmamanız gerekiyordu.
Soru: Bu süreç nasıl ilerledi?
Bekir Sağlamyürek:
O dönemde bazı kritik parçaların üretimi için Türkiye’de birçok firmayı gezerek araştırma yaptılar ama istenilen hassasiyette iş yapabileni bulamadılar. Ben Roketsan’da çalışırken benzeri parçaların üretimini yapıyordum. Bu konudaki birikim ve tecrübemi bildikleri için bu parçaları imal etmemi istediler ve böylece yönetim kurulu kararıyla Roketsan’a üretim yapmaya başladık. 2008 yılında ortaklık yapımız değişti, diğer ortaklarımız ayrıldı. İbrahim Yarsan ve Hakan Başdal ile yolumuza devam ettik. Makine sayımız sekiz, çalışan sayımız ise 15’e çıktı. Daha sonra üretim alanımızı bin metrekarelik bir yere taşıdık. Bugün ise 2 bin 300 metrekare alanda 13’ü mühendis olmak üzere 90 kişiyle savunma sanayinin ihtiyaç duyduğu, üretilmesi zor kritik parçaların üretimini yapıyoruz. Bir de Doratek ve Ankes Otomasyon firmanız var.
Soru: Bu iki şirket ne yapıyor?
Bekir Sağlamyürek:
Dora Makina, Doratek Medikal diye bir firmanın da sahibi. Dora Makina’daki aynı kültürle Sağlık Bakanlığı’ndan onaylı bin 500 çeşit ürün yapıyoruz. Bu ürünleri de yaklaşık 10 ülkeye ihraç ediyoruz. Bunun dışında Ankes Otomasyon şirketimiz de satış ve pazarlama firması olarak faaliyet gösteriyor.
ÖNCELİKLERİ YERLİ
SAVUNMA SANAYİİ

Soru: Dora Makina, CERN’den iş alan ilk Türk firması unvanıyla kamuoyunda tanındı. Peki, bu sürece nasıl geldiniz?
Bekir Sağlamyürek:
Türkiye’nin CERN’e Mayıs 2015’te Asosiye üyeliği resmileşti. Bu üyeliğin arkasından da biz girişimlerde bulunduk, firmamızı tanıttık. Almanya, İsviçre gibi ülkelere üretim yaptığımızı bildirdik. Firmamızın CV’sini, iş yapabilirlik kabiliyetini, altyapısını anlattık. Yaptığımız çalışmalarla kalitemizi gördüler ve CERN’den ilk iş alan Türk firması olduk. O dönemden bugüne kadar 20 paket iş üstlendiğimiz gibi halen iki paket işle ilgili görüşmelerimiz de sürüyor.
Soru: Bu paketleri alırken teklif yarışı oluyor mu?
Bekir Sağlamyürek:
CERN, her iş için mutlaka teklif yarıştırıyor. Teklifi alamadıysanız ve kaçıncı sırada kaldıysanız bildiriyorlar, eğer kazandıysanız sipariş gönderiyorlar.
Soru: Önceliğiniz uluslararası kuruluşlar mı, yerli sanayi mi?
Bekir Sağlamyürek:
Bu yoğunluk içerisinde yurt dışında CERN gibi prestijli kurumlarla çalışmaya devam ediyoruz. Zaten yurt içi firmalarla yeterince kapasitemizi doldurduğumuz için anormal bir yarış veya daha fazla iş üstlenmek için koşturmuyoruz. Çok özel bir hassasiyetle ihtiyaç duyulan parçaların üretiminde birçok uluslararası kuruluşla da çalışıyoruz. Ancak bizim önceliğimiz yerli savunma sanayinde yerlileştirme adına ihtiyaç duyulan işlere dahil olmak ve kendi ürününü yapabilen bir Dora Makina’yı dünya markası yapabilmek.
“TEKNİK KADRO İLE AYNI
FREKANSTA DÜŞÜNEBİLMELİ”

Soru: Firma olarak kurumsallaşmak ve marka değerinizi artırmak için ne gibi çalışmalarınız var?
Bekir Sağlamyürek:
Bir şirket büyürken mutlaka kurumsallaşmak gerekiyor. Amatör ruhla yapabildiğimiz yere kadar getirebildik. Artık iş yükümüzü bu şirket kaldıramayacak duruma geldi. Kurumsallaşma adına bir program başlattık. Ürettiklerimizin daha çok izlenebilir olabilmesi için tüm işlemlerimizi ERP programıyla takip etmeye başladık. Altyapımızı sağlamlaştırıp ISO 9001’in içeriğini daha da geliştirip, ERP ile uyumlu hale getirdikten sonra hem ISO 9100 sertifikasını aldık. Üretim alanımızı ise 2 bin 300 metrekareden 10 bin metrekareye çıkarmak istiyoruz. Bunu yaparken de gerçekten sertifikalı ve eğitimli kadroya ihtiyacımız var. Büyümek, sadece makine almak ve yeri büyütmekle olmuyor. Bilgi birikimi olan, üretimi yapabilecek kaliteli eleman olduğu zaman anlam kazanıyor. Firma ve marka olmanın yolu da buradan geçiyor. Sadece yöneticilerin oluşturduğu yapıyla bu iş gelişmez. Alt kadrodaki teknik personelin çok iyi olması, aynı frekansta düşünebilmesi, aynı yol haritasıyla aynı hedeflere koşabilmesi önemli. Bunu yapabilirseniz büyümede engel yok demek.
GELİŞEN TEKNOLOJİYİ TAKİP ETMEK SİSTEMİN ÖNEMLİ BİR PARÇASI”
Soru: Daha fazla Türk şirketinin, CERN başta olmak üzere global üst düzey pazarlara yönelik üretim gerçekleştirmesi için neler yapılmalı?
Bekir Sağlamyürek:
Önce insan kaynağını, yetişmiş elemanı ve bu bilince sahip ekibi oluşturabilmek gerekiyor. Mühendisiniz gerçekten mühendislik, teknisyeniniz gerçekten teknisyenlik bilincine sahip olduktan sonra, gelişen teknolojiyi takip edip, son sistem makineleri kullanabilecek kapasite oluştuğu zaman her şeyi yapabilirsiniz. Belki üretim ayrı bir alan gibi görünüyor ama her şeyin temeli bütün bu birikimleri oluşturmaktan geçiyor. CERN’deki parçalardan otomobillerdekine, cep telefonundakilerden kolunuzdaki saatin parçalarına kadar her şey CNC tezgahlarda üretiliyor.
Bu üretimi yapabilecek altyapı olduktan sonra işin yapılabilirliğinde sıkıntı yok. Ne kadar çok firma olursa o kadar çok iş olur. Kendi sektörümde veya başka sektörlerde iş olmadığını söyleyen arkadaşlara, “İş yoksa sende iş yok. Sen iş alamıyorsun, işi takip edip, koşturup, altyapıyı kurup müşteriye kendini, kaliteni ispat edemiyorsun” diyorum. Önemli olan iş yapma kültürü ve birikimi.
Soru: Yani pazarda
yapılacak çok iş var?
Bekir Sağlamyürek:
2005 yılında çevremde OSTİM’de üç şirketten birinde CNC tezgahı vardı, CMM tezgahı sayısı ise 10’u geçmiyordu. Şimdi firmaların yarısında CMM var, o günden bu yana benim gibi 8-10 misli büyüyen çok sayıda firma var. Ben 30 makineye çıktım, çevremdeki diğer firmalarda makine sayısı 4-5 misli arttı. Demek ki bu makineleri doldurabilecek kadar iş var. Ben 24 saat çalışıyorum, halen yetiştiremiyorum.
GENÇLERE YABANCI
DİL TAVSİYESİ…

Soru: İş yaşamına girmek isteyen gençlere önerileriniz var mı?
Bekir Sağlamyürek:
Şöyle bir geçmişe baktığımda, üniversite okumak benim için avantaj olabilirdi, o zamanki imkanlar müsaade etmedi. İş hayatında yapmasaydım dediğim bir şey olmadı ama en büyük eksikliğini yaşadığım şey yabancı dil bilmemek oldu. Bu nedenle gençlere önce iyi bir eğitim almalarını ve mutlaka yabancı dil öğrenmelerini tavsiye ederim.
Soru: Makineler 24 saat çalışıyor. Peki, siz ne kadar çalışıyorsunuz?
Bekir Sağlamyürek:
Sabah ben de tüm personel gibi gelip 08.30’da çalışmaya başlarım. Gün içinde öncelikle mailleri kontrol ederim, ardından müşteri görüşmelerine geçerim.
Soru: Bu koşullarda ailenize nasıl vakit
ayırabiliyorsunuz?
Bekir Sağlamyürek:
Maalesef. Bu tip işlerin en büyük sıkıntısı o, aileme vakit ayıramıyorum. Üç çocuğum var, birisi öğretmen, ikisi üniversite son sınıfta. Onlar da alıştılar artık bu duruma. Eleman olarak çalışırken hafta sonları vardı, senede altı hafta da tatil... Şimdilerde yıl içinde bir haftalık tatile düşünce ailem de şok oldu. Ancak, memnunum.
Soru: Herhangi bir hobiniz var mı?
Bekir Sağlamyürek:
İhtiyaç duyarsam ağaç oyması, doğa yürüyüşü gibi farklılıklar oluyor hayatımda, ama iş yoğunluğu içinde hobilere zaman ayıramıyorum. Bundan 10 sene öncesine kadar, daha doğrusu şirketi kurduğum ilk yıllar haftada bir-iki gün halı saha maçları ve yürüyüş yapardım. Şu anda oturduğumuz yerden kalkamıyoruz. Yüzmeye gitme planı yapmaya kalktığımda da mutlaka bir şey çıkıyor. Maalesef hobilerimize zaman ayıramıyoruz, sporu bıraktık ama geçmişten gelen spor yapmanın verdiği dinçlik sayesinde de henüz vücut kendini bırakmadı. Koyu bir Galatasaraylıyım. Neredeyse her maçını izlerim, senede bir iki kez de İstanbul’a maça giderim.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.