Altın 6448.99 %1.66
BIST 14421.15 %0
Dolar 46.4298 %0.04
Euro 53.4766 %-0.28
Sterlin 61.5401 %0.11

Kayseri Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü ve aynı zamanda psikolojik danışman olan Nevzat Özer, korona virüs sürecini psikolojik açıdan değerlendirdi

Kayseri Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü ve aynı zamanda psikolojik danışman olan Nevzat Özer, korona virüs sürecini psikolojik açıdan değerlendirdi

Yozgat Gündemi’ne konuk olan hemşerimiz Kayseri Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü ve aynı zamanda psikolojik danışman olan Nevzat Özer, korona virüs sürecini psikolojik açıdan değerlendirdi. Salgının ardından bazı kurallarla yaşamayı öğrendiğimizi, sosyal mesafeye özen gösterdiğimizi anımsatan Özer, “Virüs bize çok şey öğretti. Dünyanın doyumluk değil tadımlık olduğunu, sarılmanın ve aile ile birlikte zaman geçirmenin ne kadar önemli olduğunu öğretti. Gereksiz şeyleri üzerimizden atmamız, asıl baş

Yozgat Gündemi’ne konuk olan hemşerimiz Kayseri Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü ve aynı zamanda psikolojik danışman olan Nevzat Özer, korona virüs sürecini psikolojik açıdan değerlendirdi. Salgının ardından bazı kurallarla yaşamayı öğrendiğimizi, sosyal mesafeye özen gösterdiğimizi anımsatan Özer, “Virüs bize çok şey öğretti. Dünyanın doyumluk değil tadımlık olduğunu, sarılmanın ve aile ile birlikte zaman geçirmenin ne kadar önemli olduğunu öğretti. Gereksiz şeyleri üzerimizden atmamız, asıl baş tacı yapacağımız olan şeyleri yani ailenin önemini öğretti” dedi.

VİRÜS KADAR KORKU VE PANİK DE BULAŞICIDIR

Salgının tüm Dünyayı olduğu gibi ülkemizi de derinden etkilediğini dile getiren Özer, bu dönemlerde özellikle sağ duyulu davranılması gerektiğine işaret ederek, “Virüs kadar korku ve panik de bulaşıcıdır” dedi. Panik havasının çok çabuk yayıldığını dile getiren Özer, “İnsan sosyal bir varlıktır. Bu nedenle kaotik durumlarda rasyonel düşünemez” diye konuştu.

BİZE ÇOK ŞEY ÖĞRETTİ

Tüm dünyayı etkisi altına alan korona virüs salgının insanlığa çok şey öğrettiğini dile getiren Özer, “Öncelikle bu salgın bize bir şey öğretti. Bu salgın gaza değil frene basmak gerektiğini, işin değil ilişkinin önemli olduğunu, bu dünyanın doyumluk değil tadımlık olduğunu, hayat tesadüflerle doludur tezahürünün ortaya çıktığını, kollarımızın ellerimizin aslında ne kadar şifacı olduğunu, gücün kudretin, zenginliğin ve teknolojinin ne kadar çaresiz kalabileceğini, ailenin son sığınak olduğunu gösterdi bize. Bu bahsetmiş olduğum bu argümanlar, felsefi, sosyolojik ve psikolojik alt yapı olan kavramlardır. Orada özellikle söylediğim bir cümle görmediğimiz ya da görmezden geldiğimiz her sosyal çığlığın iniltinin karesiyle, küpüyle bizden hesap sorabileceğini söyledim. Aslında bu cümle bizim var oluş sebebimizi, insanlığımız, bir kalbimizin olduğunu bu kalbin sadece vücuda kan pompalamakla ilgili bir görevinin olmadığını hatırlattı. Ve yine bu korona denilen bir taçlı virüsün belki de en cazip yanı, sosyolojik anlamda bir pozitif eleştiri yapacağımız zaman gereksiz taşları başımızdan düşürmemiz gerektiğini asıl baş tacı yapacağımız değerleri gösterdi. Yüce Yaratıcı bize bu konuda bize yön çiziyor gibi hissediyorum. Bugün dünya evinde. Dağda bayırda caddelerde şehirlerde hayvanlar geçiyor. Üzerinde düşünmemiz gereken bir çağdan geçiyoruz. Her gün şaşırıyorum. Bizim kuşak bunu hiç görmemişti. 80 kuşağının son gördüğü şey 12 Eylül ve arkasından 15 Temmuz’du. Gerçekten üzerinde düşünülmesi gereken bir vaka ile karşı karşıyayız. Yaşadığımız çağ, içinde bulunduğumuz modernizm tasasız Çilesiz bir hayat sunuyordu bize. Yani modernizmin ağrıya acıya hayal kırıklığına yer verme gibi bir niyet yoktur. Bütün kapitalist sistemler de bunu savunur. Yani hayatını yaşa. Ama bugün tüm dünya ciddi bir sorgulama yapıyor. Bu virüsün en büyük sonucu var oluş sebebimizi dini anlamda, felsefi anlamda sorgulamamız gerektiğini sorgulattı bize” ifadelerini kullandı.

YAKIŞMADI

Sokağa çıkma yasağının ardından yaşanan izdiham görüntülerini de değerlendiren Özer, “İnsan sosyal bir varlık ve bir kitle psikolojisi içinde hareket eden bir organizmayız. İnsanlar burada birbirinden etkilendiler. Ama Türkiye Cumhuriyetine yakışan bir davranış değildi. Cumhurbaşkanımız, bakanlarımız, özellikle Sağlık Bakanımız, İç İşleri bakanımız ciddi bir efor sarf ediyor. Bu çabanın heba olmaması gerekiyor. Çünkü bu virüs insandan insana bulaşıyor. Hepimiz çok duyarlı olmalıyız. Bu vahim sonuçlara yol açabilir. İnsan bu gibi kaos durumlarında maalesef ne yazık ki rasyonel hareket edemez. Aklını çok fazla kullanamaz. İnsanlar korku ve güvensizlikle hareket edebilir. Yani içgüdüsel hareket edebilir. Güvensizlik duygusu baskın olursa akıl dışı hareketler olabilir. Öncelikle güven duygusunun oluşturulması çok önemli. Görüntüler de nahoş. İnşallah bir daha tekrarlanmaz” ifadelerine yer verdi.

DUYARLI OLSUNLAR

Özer, geçtiğimiz hafta Yozgat’a geldiğini dile getirerek, “Memleketimde de belli bir kesim tarafından bazı kuralların ihlal edildiğini gördüm. Büyük caminin arkasında olan yerlerde sosyal mesafenin ihlal edildiğini gördüm. Kayseri’de olmama rağmen memleketim Yozgat’ı yakından takip ediyorum. daha duyarlı olmalarını istiyorum” dedi.

BÜYÜK BİR ÜLKEYİZ

“Devletimiz, ülkemiz büyük ve güçlü bir ülke” diyen Özer, şunları kaydetti; “Dünyada bu salgın ortaya çıktıktan sonra. Kollarını vatandaşına açan ülkelerden bir tanesiyiz. Örnek olan ülkelerden bir tanesiyiz. Ama bu örnekliğimiz bazı vakalara el atış tarzımız, erkenden önlem almamız, gerek sayıların artması erken müdahalelerimiz çok önemli. Hiç kimse bu güzel şeyleri heba etmesin istiyoruz. Tabi kaygılar korkular virüs gibi bulaşıcıdır. Özellikle bu pandemi sürecinde özellikle çocuklarımızın ve gençlerimizin sıkıldığını daraldığını biliyoruz. Anne ve babalar bu saatten sonra çocuklarımıza hayatın her zaman toz pembe olamayacağını, hayatın hayal kırıklarının da insanlara bir ibret der verebileceğini öğretmelerini istiyoruz. Bu sıkıntılar dindiğinde insanlar bir soru soracak hayatın öncelikleri neydi? Diye. Neden görmedik, neden ıskaladık diyeceğiz. Şimdi düşünme zamanı ve her şeyi bu anlamda sorgulama ve var oluş sebebimizi irdeleme zamanı.”

PAYLAŞIMLARA DİKKAT EDELİM

Özer, toplumda endişe ve panik havası oluşturan paylaşımlar yerine koruyup kollayıcı olan paylaşımlara yer verilmesi gerektiğini söyleyerek sözlerine şu şekilde devam etti: “Bir psikolojik danışman olarak söylemek istediklerim var benim de. Toplumumuzun ve insanlarımızın rahat olması gerekiyor. Bu virüs bulaşıcı ama bilinmeli ki kaygı da, panik ve korku da virüs gibi bulaşıcıdır ve insanları olumsuz yönde etkileyebilir. Özelikle vatandaşlarımızın panik ve korku oluşturan videoları ve yazıları sosyal medya aracılığı ile paylaşmamalarını istirham ediyorum. Bu süreçte daha çok birbirimizi destekleyici, koruyup kollayıcı mesajlar vererek, rahatlatmamız gerekiyor. Devletimiz büyük bir devlet ve bu anlamda her türlü desteği vermeye çalışıyor. Bu anlamda da vatandaş olarak hijyen kurallarına uyması, sosyal ve fiziksel kurallara riayet edilmesi, evde kal uyarılarına özelikle 65 yaş ve üstü vatandaşlarımızın uyması son derece önemli. Diğer önemli nokta da doğru kaynaklardan bilgilerin alınması ve bu kaynakların adresi de devletimizdir. Hepimiz önemli bir sınav veriyoruz ve bu konuda özellikle evde kal çağrıları çok önemli.”

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.