Altın 6414.45 %1.12
BIST 14421.15 %0
Dolar 46.4593 %0.04
Euro 53.4609 %-0.33
Sterlin 61.5308 %0.09

'Kendi nefeslerinde boğulsunlar'

'Kendi nefeslerinde boğulsunlar'

15 Temmuz hain darbe kalkışmasının yaşandığı karanlık gecenin canlı tanıklarından olan ve verdikleri mücadele sırasında yaralanan gaziler, bu dünyada hesabın er ya da geç idamla görülmesi gerektiğini belirtti.

15 Temmuz hain darbe kalkışmasının yaşandığı karanlık gecenin canlı tanıklarından olan ve verdikleri mücadele sırasında yaralanan gaziler, bu dünyada hesabın er ya da geç idamla görülmesi gerektiğini belirterek; “Allah nasip ederse o günü göreceğiz, biz görmesek de çoluğumuz çocuğumuz görsün. Ama bunlar son nefeslerini kendi nefeslerinde boğularak versinler.

15 Temmuz hain darbe kalkışmasının yaşandığı karanlık gecenin canlı tanıklarından olan ve verdikleri mücadele sırasında yaralanan gaziler, bu dünyada hesabın er ya da geç idamla görülmesi gerektiğini belirterek; “Allah nasip ederse o günü göreceğiz, biz görmesek de çoluğumuz çocuğumuz görsün. Ama bunlar son nefeslerini kendi nefeslerinde boğularak versinler. Bu güzelim ülkeye, bu güzelim millete bu acıyı yaşattıkları için onlardan ayrı ayrı iğreniyor, utanıyoruz. Allah nasip edecek o günü bize” dediler.

Yozgat Çamlık Gazetesi’nin sorumlu gazetecilik anlayışının en önemli paylaşımlarından olan “özel röportaj” yayınımızın üçüncü gününde yine o geceye dair çok önemli yaşanmışlıklar yer alıyor. Bu gün Sorgunlu Şevket Aslan ile Ankaralı Erhan Taş’ın kahramanlık hikayesi ve o geceye dair çok önemli yaşanmışlıkları okuyacaksınız.
GENELKURMAY GİRİŞİNDE GAZİ OLDU
Yozgat’ın Sorgun İlçesine bağlı Küçükeyneli Köylü olan Taş, Ankara’da yaşıyor. İşten çıkmış ,evine gitmek üzereyken aldığı haberle Genel Kurmay’ın önüne gidip, orada verilen mücadelede gazilik mertebesine ulaşan kahramanlardan.
Onun ibret dolu hikayesini noktasına virgülüne dokunmadan paylaşıyoruz:
“Genel Kurmay Başkanlığı’nda gazi oldum.
Çok şükür hamdolsun ayaktayız. Ben bir gözümü kaybettim. Bacaklarımdan yara aldım.
O gece dükkanımızı kapattık, radyodan, arkadaşlarımızla sohbet ederken olayın gerçekleştiği haberini aldık radyodan, insanlardan, arkadaşlarımızdan. Gideceğimiz en mantıklı yer Genel Kurmay’dı. Orada bir şey yoksa Külliyeye geçmek istiyorduk. Genel Kurmay karışık olunca orada kaldık. Orada destek verdik. Milletimizle beraber Genel Kurmayın içerisine girmeye çalışanlardan bir tanesiyim. Genel Kurmayın kapısının önünde kanımız aktı, orada nasip oldu bize gazilik.
Üzüntümüz var, Türkiye Cumhuriyeti’nin başına böyle bir olayın gelmesi. İçimizdeki abi dediğimiz, kardeş dediğimiz, aynı kanı taşıdığımız insanların böyle bir şey yapması bizi daha çok üzdü. Dışarıdan gelen bir tehdit olsaydı başla gözle beraber kanımızın son damlasına kadar savaşırdık. Yine savaşırdık ama karşımızdakinin ne olduğunu anlayamadık. Dost mu, düşman mı, bizden mi değil mi onu çözene kadar zaten olan oldu. Allah’ımıza çok şükür milletimizin bir aradaki dik duruşu önemli. Hala vardır belki ama biz hala elimizden geldiği kadar bunun peşindeyiz.
Şuan hepimiz değişik kurumlarda çalışıyoruz. Arkadaşlarımız hep bir endişe ile yaklaşıyor insanlara. Endişe etmediğimiz insanlara sonuna kadar yaklaşıyoruz. Bize niye çıktın o gece, niye yaptın diye de oldu bana mı yaptın diyen de oldu ama biz çok şükür yaptığımızdan onur duyuyoruz, şeref duyuyoruz.
Devletimizin bize verdiği gaziliği de kanımız akana kadar, nefesimiz durana kadar, onurla, şerefle taşıyacağız Allah’ın izni ile.
Bunun için o gece aynı kaderi yaşamış arkadaşlarımızla sürekli bir aradayız ve bir şeyler yapabilmek için bunu unutturmamak için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Maddi-manevi her yerde olmaya çalışıyoruz, her yerde anlatmaya çalışıyoruz. Oyun olduğunu söyleyenler var onlara bunun açıklamasını, izahını yapmaya çalışıyoruz.
Allah nasip ederse Ankara’da bir vakıf kuracağız 15 Temmuz’la ilgili. Şuan 15-20 günlük bir zaman kaldı. Allah nasip ederse devletimiz de bunu onay verdiğinde vakfımızı açacağız. İnsanlarla bir araya geliyoruz onlara her konuda yardımcı olmaya çalışıyoruz. Bu saatten sonra vazife daha çok yapmamız gereken daha çok iş var.
Bir de tek isteğimiz var, Allah nasip ederse bizim kanımız aksın onların kanı akmadan toprağa girmelerini istiyoruz. Rabbim o günü gösterir mi bilmem ama bütün gazilerin tek bir isteği var biz o mahkemelerin hepsini tek tek takip ediyoruz.
Her gün nöbetleşerek iş yerlerimizden izin alarak mahkemelere katılıyoruz. Orayı hiçbir zaman boş bırakmak istemiyoruz. Bırakmayacağız da Allah nasip ederse. Bunların yıllarca müebbet yatıp devletimizin ekmeğini daha fazla yemelerini istemiyoruz. İdam için ne gerekiyorsa isteyeceğiz, kapı kapı gezeceğiz.
Bunların idam edilmesini istiyoruz. Allah nasip ederse o günü göreceğiz, biz görmesek de çoluğumuz çocuğumuz görsün.
Ama bunlar son nefeslerini kendi nefeslerinde boğularak versinler. Bu güzelim ülkeye, bu güzelim millete bu acıyı yaşattıkları için onlardan ayrı ayrı iğreniyor, utanıyoruz. Allah nasip edecek o günü bize.”

Asker namluyu kalbinin üstüne dayadı!

Ankara’nın Akyurt İlçesi Uzunlar Köyü’nde yaşıyor Erhan Taş. O gece annesi kapıyı üzerinden kilitlemesine rağmen balkondan atlayıp Genelkurmay’ın önüne giden ve orada canı pahasına mücadele eden kahramanlardan.

Çamlık Gazetesi’ne o gece yaşananları anlatan Gazi Erhan Taş, bir uzman çavuşun emri ile insanları öldürmek için ateş eden askerlerin mermilerinden son anda kurtulmuş, o gece kurtuluşla birlikte kıyameti de yaşamış gazilerden.
Taş, o geceyi şöyle anlattı:
O gece evde misafirlerimiz vardı. Misafirleri yolcu ederken uçakların geçtiğini gördüm. Annem ne olursa ne olmaz diye (Ben biraz deliyimdir kanım çabuk kaynar), kapıyı, bacayı kilitledi dışarı çıkma diye. O esnada balkonda sigara içiyordum.
Çocukluk arkadaşım ‘Ben gidiyorum Erhan, bir sigara ver’ dedi. Nereye gidiyorsun dedim, ‘Ülke elden gidiyor sen oturacaksan otur’ dedi. Oğlum ne oturacağım dedim. Kapıya gittim kapı kapalı. Hemen oradan ayakkabımı aldım balkon
dan aşağıya atladım. Balkondan atlar atlamaz arabaya bindiğim gibi ittim.
Telefonlarımızı da almayı unutmuşuz aceleyle. Siteler polis karakoluna gittik önce. Ulus’a doğru giderken Samsun yoluna çıktık. Baktık her kes emniyete gidiyor, biz de emniyete doğru gittik.
Emniyete gittiğimizde köprünün üstündeyken arabadan inerken bomba düştü.
Öyle bir şey oldu ki anlatamam onu. Ortalık kan kırmızı. Siper aldık, etrafı kestik. Sonra köprüye doğru gittim yürüyerek, halk yürüyor yollar tıkanmış. Sonra kaçın bomba atıyorlar diye bir ses geldi. Ne kaçması buraya ölmeye geldik dedik en öne gitti. 4 tane er 1 tane uzman çavuş havaya ateş edip duruyor. Benim arkadaşım dedi ki, benim paramı boşa havaya ateş edip durma dedi kalbinin üzerine silahı dayadı. O esnada kolundan tuttum senin çocuğun çoluğun var dedim. Kenara çekmemle merminin sıyırması bir oldu.
Çekmesem kalbinin üstünden çıkacak. Kolunu sıyıran mermi arkadaki vatandaşın gırtlağından girdi. Arkadaki uzman çavuş emir verdi ‘Tarayın burada bir tane canlı kalmasın.’ Uzman emir veriri vermez dört er dizinin üstüne çöktü ve taradı.
O esnada ben kendimi korumak amaçlı arabanın arkasına siper aldım koşarak. Sonra geriye döndü taradı. Direk öldürmeye yönelik taradılar. Herkes bacağından bir mermi yedi, ikinci mermiyi kafasından gözünden yedi. En çok belki de şehidi orası verdi.
Kağımda şehit taşırken bir daha ateş açıldı. Şehidimiz taşıyoruz ateş etmeyin dedik. O esnada mermi sesi kesilince ben tepki olarak üzerlerine yürüdüm.
Tankı yumruklarken elim paletin arasına girdi. Elimden yaralandım, oradan beni aldılar eve götürdüler.
Yine duramadım bu kez de sala ile ‘Çocuk acil siteler polis karakoluna destek lazım’ deyince oraya gittim. Polis karakolunda sabaha kadar nöbet tuttum, sonra tedavi olmaya gittim.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.