Kendini eğitime adayan Yozgatlı emekli öğretmen Mustafa Eryılmaz: “GURUR DUYUYORUM”
Yozgatlı emekli öğretmen Mustafa Eryılmaz, öğretmenlik onun için bir meslekten öte bir sevda, tutku.
Yozgatlı emekli öğretmen Mustafa Eryılmaz, öğretmenlik onun için bir meslekten öte bir sevda, tutku. Öyle ki Mustafa öğretmen, bu sevdasını şu ifadelerle anlatıyor; “Hayata tekrar gelsem yine öğretmen olmak isterdim. Aklıma gelen başka hiçbir meslek yok. Bu mesleği yapmaktan her zaman gurur duydum ve duymaya devam edeceğim.”
ÖĞRENCİLERİME VAKFETTİM
Eryılmaz, 1967 yılında başladığı mesleğinin ilk yıllarında vekil öğretmen olarak Divanlı köyünde hizmet verdi. Öğretmenlik mesleğini her zaman gurur ve onurla yerine getirdiğini dile getiren Eryılmaz, “32 yıl kendimi eğitime, öğretime vakfettim. Bundan da her zaman gurur duydum. Her türlü vazifeye koştum. Şimdi öğrencilerim birçok meslek dalında görev yapıyor. Bu benim için ayrı bir gurur kaynağı” dedi.
ÇEŞİTLİ KÖYLERDE GÖREV ALDIM
Meslek hayatında her zaman canla başla çalıştığını dile getiren Eryılmaz, “ Çok güzel yıllarım oldu. 32 yıl boyunca öğretmenlik yaptım. Bundan da gurur duyuyorum. Çeşitli köylerde, merkezlerde her türlü hizmetlerde de bulundum. Çok şükür her türlü vazifelere koştum, ilgilendim. Birçok öğrencilerimden öğretmen, doktor olanlar var. Her türlü hizmette de öğrencilerim bulunmaktadır” şeklinde konuştu.
32 YILIN MEYVESİ
“Her türlü meslekte ve çalışmalarda çok öğrencim var” diyen Eryılmaz, şunları kaydetti; “32 yılın meyveleri pek çok çünkü. Bir ağaç olarak dikim yapmadım ben. İnşallah her türlü meyveyi yetiştirmeye uğraştım. Ondan da gurur duyuyorum. Çünkü her insan öğretmendir. Her diktiği fidanın meyvesi vardır. Benim diktiğim fidanların meyveleri de pek çoktur.”
ÖĞRETMEN OLMAK İSTEDİM
Her zaman öğretmen olmak istediğini, bu mesleği çok sevdiğini anlatan Eryılmaz, “İlkokuldan beri de öğretmenlerimi de çok seviyordum. Bende sevildiğimi zannediyordum. Sevildiğim için öğretmenliği de baş tacı yaptım. Öğretmenliği sevdim. İnsanın bildiğini öğretmesinden daha ziyade daha güzel bir şey yoktur. İşimi severek yaptım. Yoksa 32 yıl bitmezdi” dedi.

ÖĞRETMENLİK KUTSAL BİR MESLEK
Eryılmaz, öğretmenlik mesleğinin kendisi için her zaman kutsal bir meslek olduğunu belirterek, “Unutamadığım bir şey, Cumhuriyet İlkokulunda öğretmen iken 2 yıllığına müdür yardımcılığı yaptım. Sonra oradan ayrıldım. Belki yapamadım veya sevmedim. Öğretmenlik daha kutsaldır benim için. Oradan ayrılınca mezun ettiğim öğrencilerime 2 yıl sonra tekrar aynı 7’nci sınıfta İngilizce öğretmenleri oldum. Ve adımda Teacher oldu. İlkokulda adım öğretmendi. Ortaokulda derslere girdim. O zaman adım hoca oldu. İngilizce öğretmenliği yaptım adım Teacher oldu. 3 ismi de taşıdığım içinde mutluyum. Onu da unutamıyorum” şeklinde konuştu.
ÖĞRETMEK ÇOK ÖNEMLİ
“Emekli olunca öğrencilerimin her birine birer küçük kağıtlar dağıttım. Benim hakkında ne biliyorsanız yazın dedim. O hatıraları albümünde saklıyorum ve okuyorum” diyen Eryılmaz, şöyle konuştu; “O günlere tekrar dönüyorum. Bu da bana hayatın yenilenmesini öğretiyor. Bütün öğretmenlerin öğretmenler gününü kutluyorum. Öğretmenlik mesleğinin kutsal olduğunu hem kendileri biliyor. Hem de öğrencilerine aşılamalarını istiyorum. En güzel dileğim öğretmenin öğretmenlik gibi yapılmasını diliyorum. Herkes öğretmendir. Hangi meslek olursa olsun hiç fark etmiyor. Yeter ki, eğitim, öğretim, öğretmek olsun. Öğretmek sadece yazması, okumayı, A-B-C’yi değil, her şeyi öğretmek öğretmenliktir bence.”

ÜZÜLÜYORUM
Eski ve yeni eğitim sistemini de karşılaştıran Eryılmaz, “Eski eğitim ile şu anki eğitim arasında o programlarla bu program arasında yermek istemiyorum. Karşılaştırmak değil benim amacım. Yermekte, yargılamak da benim haddim de değil. Bir ilkokuldaki eğitim ve öğretimde yaptığımız programı yetiştiremezdik. İlkokulda dahi yetiştiremedik. Şimdiki zamanımızda her halde eğitimin kısaltılması veya programın azaltılması dolayısıyla biraz daha azaldı eğitim öğretim. O yönden de ben kendi kendime mustarip duyuyorum. Çünkü öğrencilerin boş kalıyor zannediyorum. O yönden biraz hayıflanıyorum, üzüntü duyuyorum. Çünkü biz Beden eğitim, resim, müzik gibi derslerde bazen meslektaşlarımdan alırdık ki Türkçe, Matematik, Fen yapalım diye. Belki program yetiştiremeyiz amacındaydık. Öğretmen ve öğrencileri kesmiyorum, yargılamıyorum. Bu benim haddim de değil. Fakat en güzeli giyim ve kuşamdır. Öğretmen ve öğrenci arasındaki bir farkı göremiyorum. Çünkü öğrenci aynı, öğretmende aynı giyim kuşamda. O zaman uzaktan baktığım zaman ben eski günlerimi hatırlayınca hiç fark edemiyorum ve ayrım yapamıyorum. O yönden üzülüyorum kendi kendime” diye konuştu.

PANDEMİDE UZAKLAŞTIK
Öğrencilerinin öğretmenler gününde kendisini aradığını ve öğretmenler gününü kutladığını anlatan Eryılmaz, pandemi nedeni ile insanların arasına mesafe girdiğini belirterek, “Öğretmenler gününde olsun, diğer gördükleri zaman öğrencilerim arıyorlar. Veya gördüklerinde konuşuyorlar. En çok öğretmenler gününde kutluyor. Yüzde 90’ı dışarıda oldukları için onları göremiyorum. Ama burada oldukları için gördükleri zaman da oluyor. Ortam pandemi dönemi olduğu için biraz da sakıncalı oluyor. Tam ziyaretimize gelen olmuyor. Hepimiz birbirimizden kaçıyoruz” ifadelerine yer verdi. Eda DEMİREL
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.