Altın 6434.5 %1.44
BIST 14421.15 %0
Dolar 46.4332 %0.04
Euro 53.4451 %-0.33
Sterlin 61.5287 %0.09

Kitaplar İle Dolu Bir Hayat: Öztürk, Yozgat'a 10 Bin Kitapla Dönüş Yaptı, Şimdi Kitaplarını Paylaşıyor!

Kitaplar İle Dolu Bir Hayat: Öztürk, Yozgat'a 10 Bin Kitapla Dönüş Yaptı, Şimdi Kitaplarını Paylaşıyor!

Yozgatlı Selahattin Öztürk, İstanbul’da 38 yıl boyunca yapmış olduğu kütüphanecilik mesleğinin ardından memleketi Yozgat’a 10 bin kitabıyla dönüş yaptı.

Zengin kütüphanesi ile Yozgat’a dönüş yapan Öztürk evinin neredeyse tamamını kitaplıklar ile çevreleyerek kütüphaneye çevirmiş durumda. Öztürk kitapların ve dergilerin birer yolculuğa ve seyahate kapı açtığını dile getirerek insanların boş zamanlarında kitap okumasını değil, kitap okumak için boş zaman sağlamaları gerektiğini dile getirdi.

Öztürk, 550 koli ile Yozgat’a geldiğini bu zaman diliminde 60 koli kitabın daha kütüphanesine yerleştiğini dile getirdi.

Kütüphanecilik Hayatım 38 Yıl Sürdü

Mesleğine başlama sürecinden bahseden Öztürk,

‘’1964 yılında Yozgat’ta doğdum. Lise sonuna kadar burada yaşadım. Daha sonrasında kütüphanecilik bölümünü okumak için İstanbul’a gittim. Kütüphaneciliğime bir kütüphane çalışanı sebep oldu. Arkasında duran kitabı bana vermediği için bu serüvenim başladı. Kütüphanecilik bölümünü bitirdim, stajı da burada yaptım. Özel bir kütüphane de fakültenin son sınıfında başlayan kütüphanecilik hayatım 38 yıl İstanbul’da sürdü. Daha sonra geçtiğimiz yılın eylül ayında gördüğünüz kütüphanem ile birlikte Yozgat’a dönüş kararı aldım. İsabetli de bir karar oldu. Bu sessizlik içerisinde kitaplarım, bahçem ile yaşamaya devam ediyorum’’ ifadelerine yer verdi.

Kitaplar benim sessiz sevgililerim

Kitap okumanın bir amaç ve zevk olarak ikiye ayrıldığını söyleyen Öztürk,

‘’Kitaplar benim sessiz sevgililerim. Yanlarına uğradığınızda onların heyecanlandığını hissedebilmek, duyguyu tadabilmek önemli. Bir amaç ile okumak var bir de zevk ile okumak var. Amaç ile okumak derken bir araştırma ya da çalışma için okumak var ama zevk ile okumak derken kahve eşliğinde, çay eşliğinde okumak var. Yeni şeyler öğrenmek, yeni seyahatlere çıkabilmek kitapların verdiği duygu benim için. Bu açıdan bu sessizlikte kitap okumanın keyfi anlatılacak gibi değil’’ şeklinde konuştu.

Toplam 8 bin koleksiyonum var

Kitap koleksiyonu hakkında açıklamada bulunan Öztürk,

‘’Buraya geliş serüveni sırasında 550 koli ile geldim ama geçtiğimiz 6 aylık süre içerisinde 50 ya da 60 koli daha ilave ettim. Kategori edişim benim çalışma gruplarına göre oldu. Kitapların konularına göre ayrıldı. Yapacağım çalışma ya da planladığım çalışmalara göre kitapları yakın koymayı tercih ettim. Kitapların listesini de yapmaya başladım. Hem isim olarak hem de sayı olarak hazırlıyorum öyle ortaya çıkacak ama 8 ila 10 bin arası kitap var. Esas ağırlıklı koleksiyonum süreli yayınlar ile ilgili olan kısım. Hem kütüphanecilik camiasında hem de kültür dünyası içerisinde birinci sayı dergi koleksiyonu ile tanınıyorum. 4 binin üzerinde Türkiye’de çıkan 1928’den bu yana çıkan tür ayrımı olmadan bulabildiğim, erişebildiğim dergileri topladım ve bir araya getirdim. Ayrıca bir 4 bin civarında da ilk sayısı olmayan ama farklı herhangi bir sayısı olan dergi var. Toplamda 8 bin civarında dergi koleksiyonuna sahibim. 150 tanede Osmanlıca basılmış süreli yayınlar ilk sayısı kütüphanem içerisinde mevcut. Değişik konulara ait olanlar var, bana imzalı başka isme imzalı olanlar var kütüphanemde’’ dedi.

Kitap okumak için zaman ayrılmalı

İnsanların yaşamdan tat almak istiyorlarsa evlerinde küçükte olsa bir kütüphaneleri olması gerektiğini vurgulayan Öztürk,

‘’Kitaplar ile insanlar çok harika seyahatlere gidebiliyorlar. Dergiler ile de keza öyle. Dergilerde seyahat sayısı artabiliyor çünkü kitapta bir kişinin hayal dünyası veya aktardığı ile seyahate çıkıyoruz ama dergilerde durum çok farklı. Bir şiir ile hüzünlenebiliyoruz, sevinebiliyoruz. Kısa bir öyküyle bir hayatı deneyimleyebiliyoruz. Bu yüzden hayatı yaşamak istiyorlarsa, hayattan bir tat almak istiyorlarsa kitapların içerisinde vakit geçirmeyi, küçükte olsa evlerinde bir kütüphane oluşturmalarını tavsiye ediyorum. Okumaya boş vakitte geçirilen bir zaman ya da eylem olarak bakıyoruz ama bu böyle değil. Boşa çıkarılan bir zamanda yapılması gereken bir eylem olmalı. Kitap okumaya bir zaman dilimi ayırmak gerekiyor’’ dedi.

İhtiyacı olan insanlara sunmak istiyorum

Yozgatlı hemşehrilerinin daha çok kitaba ihtiyacı olduğunu söyleyen Öztürk,

‘’Yozgat’a geliş sürecime baktığımız zaman İstanbul’un artık yaşanabilir bir şehir olmaması. Günde 3 saat ortalama yolda geçen bir zaman var. Artı olarak şehirde kalmanın da bir anlamı yoktu. Buraya dönme düşüncesi belirmişti sonrasında karar verdim buraya gelmek için. Geleceğimi duyanlar satıp gitsene dediler kitaplar için ama satacağım kitaba para vermedim. İkincisi ise kütüphanelere bağışlamamı istediler ben İstanbul’da her yerde kütüphane bulabiliyorum ama Yozgat’ta bir il halk kütüphanemiz var oda küçük ölçekli ben Yozgat’ta hemşehrilerime ve kitaba ihtiyacı olan insanlara sunmak istiyorum dedim. Şimdi ben yakın çevremden bağışlayarak okutmaya başladım, ödünç vermeye başladım. Alıp okuyup getirip yenisi alıyorlar, alabilirler. Bir yer veya imkan bulunursa ki yeni kütüphanemiz de yapılıyor bir yer tahsis edilirse orada bir tabela ile ismim ile bu kitapların epey bir kısmı orada hemşehrilerimin istifadesine sunulacak’’ ifadelerine yer verdi. 

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.