Altın 6443.1 %1.57
BIST 14421.15 %0
Dolar 46.4287 %0.04
Euro 53.491 %-0.26
Sterlin 61.5518 %0.12

KÖPRÜYE KOŞAN GAZİ!

KÖPRÜYE KOŞAN GAZİ!

15 Temmuz’da hainlere karşı mücadele verenlerin yaşanmış kahramanlık hikayelerini sizlerle paylaşmaya devam ediyoruz.

Bu kez ki kahramanımız Çekerekli 32 yaşındaki 4 çocuk Mustafa Durmaz. O gece bedenine isabet eden G-3 mermisinin sebep olduğu ağır yara, köprüde patlamak üzere olan tanker onu bir an olsun yolunda alı koymadı.

15 Temmuz Gazisi Mustafa Durmaz. 4 çocuğu ile birlikte Çekerek İlçesi’nde yaşıyor. Gazi olduktan sonra doğduğu topraklara yerleşen ve yeni bir hayata başlayan Durmaz, o karanlık geceyi ve yaşadıklarını anlattı.

İstanbul’da tekstilde çalışan Mustafa, İstanbul’un ağır ekonomik şartları altında geçinemediği için Muğla’ya taşınmaya karar vermişti ve 15 Temmuz gecesi ailesi ile birlikte yeni ikametgahına doğru yola çıkacaktı.

Bir millete kendi kaderini tayin etme iradesi veren kader Mustafa’nın da kaderini öyle bir değiştirecekti ki, o gece hem gazi olacak hem de memleketi, baba ocağı Yozgat’ın Çekerek İlçesi’ne taşınacaktı.

O dönem aynı zamanda inşaat işçiliği de yaptığını söyleyen Mustafa Durmaz, 15 Temmuz gecesine meşale gibi aydınlatan yüreğindeki sarsılmaz iman ve vatan aşkının götürdüğü kutlu yolculuğu anlattı.

Durmaz, şöyle konuştu: “İnşaat işinde çalışıyordum. Erkenden uyudum. Telefon geldi arkadaşlarımdan. Ortalığın karıştığını dışarı çıkarken boş çıkma dediler. Televizyonu açıp baktığımda vatandaşlar askerin üzerine gidiyor, asker silah sıkıyor. Ben bunu görünce evden kalktım. Yanımda 19 yaşında yeğenim vardı. O da gazi oldu. Şimdi asker. Direk Emniyete gittik. Sultanbeyli merkez karakoluna gittik. Orada bir şey olmadığını imkanı olanların havaalanlarına gidin denildi. Bizde 9-10 kişi Sabiha Gökçen Havaalanına giderken yolu kesmişlerdi. Gittiğimizde çok sayıda polisimiz vurulmuştu, şehit olmuştu. Ayakta olan polisleri hemen vuruyorlarmış. Zaten orada olanlar subay ve astsubaylarmış. Oraya yaklaştık. 3 tane rütbeli gördüm. Kalabalıktan şunların silahlarını alalım dendi. Yaklaştık ve ilerledikçe bir baktım yanımızda kimse yok. Ben ve yeğenim kalmışız. Benim yeğenim yanımdan ayrılma dedim. Yeğenimle beraber gittik. Askerlerle bir metre mesafeye kadar geldik. Havaya ateş ediyorlardı.”
Mustafa, askerle burun buruna gelmişti. Namlunun ucunda ölümle burun burunaydı. Karşısındaki silahlara karşı yüreğindeki korku bilmez vatan aşkı ve bir de yol kenarında bulduğu kürek sapı vardı.

O anları şöyle anlatıyor Mustafa: “Benim elimde de kürek sapı var. Sıkma, yapma etme, sende bizde bu vatanın evladıyız dedim. Hala ateş ediyordu. O an bu elimdekini bunlara atarsam kaçarlar dağılırlar dedim. O esnada attım 3’ü de dağıldı. Biz onları gönderdik. Ben ve yeğenim en baştaki gişelerden en sondaki gişelere geldik. Zaten gişelere 20 metre altında mevzilenmişler. Hakim bölgeye keskin nişancılar siper aldık. Orada 3 tane şehidimiz vardı. Hemen iki metre önümüzde direk kafadan vurmuşlardı. Bizde köşede dururken 8-10 kişi daha geldi. Orada dururken herkesi bacağından vurdular. Bir kişi sırtından vurdular. Ben ilk şarampneli kasık bölgesinden aldım. Çıkma şansımız yoktu. Aradan beş dakika geçti geçmedi bir elimle tampon yapıyordum. O anda kolumun düştüğünü gördüm.”

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.