Altın 6441.14 %1.54
BIST 14421.15 %0
Dolar 46.4355 %0.02
Euro 53.5103 %-0.24
Sterlin 61.5678 %0.15

'Laterna hayatın ta kendisi'

'Laterna hayatın ta kendisi'

Koray Biber. Türkiye’nin yetiştirdiği genç ama kalemi ile farkındalık oluşturan yazarlardan bir tanesi. Ufuk vaat ediyor, ışık tutuyor, farklılıkları ortaya koyuyor. İlk eseri ‘Laterna’ bu bakımdan toplumsal bakışın detaylarına mercek tutuyor.

Laterna hayatın içindeki tekrarlarla ilgili. Laterna bir müzik kutusu. Yalnızca daha önceden programlanmış şeyleri çalıyor. Bildiklerimizi hafızamızdan çağırdığımızı ve bunun içine hapsolmuş bir insanın hayatına neler yapabileceğini anlatıyor.
Hafızası sürekli aynı ana dönen ve aynı arayışlara yeni baştan başlayan bir kişinin karmaşık hayatını anlatırken, okuyucuya da aslında hayatın tekrarlarına hapsolduğumuzu, tekrar edilen şeyin zamanla ortadan kalkarak yok olduğunu anlatıyor. Acılar, mutluluklar ve hatta hayatın kendisi tekrarların içinde yok oluyor.
Koray Biber ilk eseri olan Laterna’da hayata dair sıradan şeyler yaşayanların hikayesini anlatıyor.
Hayat bazen, dün gece bıraktığın yerden başlamaz.
Gidenler rahat uyur. Arkasını dönüp gidenler, yön değiştirenler, gözünü kapayabilenler... Seninse daha fazla zamana ihtiyacın vardır...
“Bu hikâye, olmasa da olurların, olsa da fark etmezlerin hikâyesi... Bu hikâye önemsiz şeyler yaşayanların, anlatacak bir şeyi olmayanların hikâyesi. Muhabbetlere katılamayacak kadar sıradan şeyler yaşayanların hikâyesi. Benim hikâyem. Senin hikâyen. Ki zaten, her şeyi biliyorsun” şeklinde yorumluyor Laterna’yı Koray...
2016’da basılan ve ikinci baskısı hazırlanan kitabın yazarı ile gerçekleştirdğimiz ropörtaj öncesi kendisini tanıyalım.
KORAY BİBER
HAKKINDA:
Koray Biber 25 Şubat 1984'te, İstanbul'da doğdu. Yıldız Teknik Üniversitesi İktisat bölümünü bitirdikten sonra aynı üniversitede Siyaset Yüksek Lisansı yaptı. Çeşitli edebiyat dergi ve internet sitelerinde öykü ve şiirler yazdı. Doğan Online ve Hürriyet bünyesindeki, Türkiye'nin ilk blog platformlarından biri olan Onpunto'da editörlük yaptı. Birçok internet gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. Türkiye'nin büyük markalarına reklam metin yazarlığı ve editörlük hizmetleri verdi. İlk romanı Laterna, Kasım 2016'da yayımlandı.
RÖPORTAJIMIZ
Eğitiminizi bambaşka bir alanda tamamlamışsınız, yazarlık süreciniz nasıl başladı?
Benim yazma eylemim, insanların kitap okuma eylemi ile benzer şekilde işliyor. Bir kitabı elinize aldığınızda, ilk cümlelerde itibaren onun sırlarını merak edersiniz. okuduğunuz her satırda bir sonraki satırı ve her sayfada bir sonraki sayfada olacakları merak edersiniz. Benim de yazarken yaşadığım budur. Bir kişinin, kıvrımın, bir tavrın hayaline kapılıyor ve merak ediyorum. Bir tavır bir kişiliğe evrilirken onu neler yapabileceğini merak ediyorum. Genel bir kurgu kafamda olsa da kitabın nereye varacağını merak ediyorum yazarken. Bir satır sonrasını merak ediyorum. Bir sayfa sonra nasıl bir şeyle karşılaşacağım? Bu sebeple yazarlık sürecim, okuma sürecim ile birlikte başladı. Okuduğum bir kitabın bir yerinde durup hikayenin gerisini hayal ederek, kitaptaki bir kişiliğe yeni roller biçerek fark etmeden başladım.
Koray biber kimdir?
Günlük hayatta ne ile
meşgul olur ?
Herkesi meşgul eden şeylerle geçiyor hayatım. Etrafta çok gürültü var. Bunlardan kaçmaya çalışarak. Kimseye çarpmadan ilerlemeye çalışarak geçiyor. Bir dijital ajans sahibiyim. Firmalara metinler yazarak geçiyor. Bu koşuşturma içinde yazma eylemiyle meşgulüm.
Aynı zamanda sizin çok iyi bir okuyucu olduğunuzu da biliyoruz. Türkiye’de okumayı, takip etmeyi sevdiğiniz yazarları öğrenebilir miyiz?
Kişileri takip ederek okuyamıyorum uzun zamandır. Daha çok konu takip ederek okuyabiliyorum. Araştırdığım konular etrafında toplanmış kitapları okuyorum. Türkiye’de Ece Temelkuran, Hakan Günday, Emrah Serbes çalışmalarını taktir ettiğim genç yazarlar. Reşat Nuri Güntekin, Peyami Safa, Oğuz Atay, Nazım Hikmet, Attila İlhan, Orhan Kemal, Yaşar Kemal okuyarak büyüdüm.
Bazı yazarlar kitaplarını yazarken inzivaya çekilirler, kimileri yaşadıkları yerleri değiştirirler sizin yazma süreciniz nasıl gelişiyor?
Benim yazma eylemim, bir şeyin karşısına geçip aralıksız yazma şeklinde gerçekleşemiyor çoğunlukla. Gün içinde, hayatın olağan akışında sağa sola alınan notlar ile yazabiliyorum. Bir yere değil belki ama kısa anlarda sessizliğime çekiliyorum. Yolda yürürken durup 5-10 dakika nerede olduğumu, ne yaptığımı bir kenara bırakıp bir şeyler karalıyorum.
Sizce iyi bir yazar nasıl olmalıdır?
Metinleri birbirleriyle kıyaslayarak derecelendirmekten ziyade, o metni ortadan kaldırdığında, nokta kadar da olsa yerinde bir boşluk bırakabilen metinler önemlidir benim için.
Kitabın adı laterna orijinal bir isim sıradan değil hep aklınızda mıydı?
Yoksa romanı yazdıktan sonra mı gelişti ?
Bir şeyi yok etmenin en kestirme onu tekrar tekrar yaşamaktır. Başka bir şeye gücünüz yetmese bile tekrarlara yetebilir. Tekrar edilen şey zamanla görünmez olur. Hayatlarımız gibi. Aynı şeyleri yaşayarak etrafımızda ne varsa görünmez kılıyoruz. Yürünen aynı yollar, konuşulan aynı muhabbetler, tekrarlanan aynı başlangıç ve sonlar. Kendi kendimizi yokluğa ve anlamsızlığa sürüklüyoruz. Laterna bana bunu hatırlatıyor. Bu kısır döngüyü. Bize yeni şeyler lazım, farklı yollar ve yeni laternalar.
Size sorulan sorulardan belki de en önemlisi yazma isteği olanlardan geliyor. Bir şeyler yazan, yazdıklarının iyi olduğunu düşünen kişiler cesaret almak için sizden bir şeyler duymak istiyor. Ne tavsiye edersiniz onlara?
Bir şey yazmak için, bir kitap çıkarmak için, yani sonuç için yazılmaması gerektiğini düşünürüm. Yazmadan önce bir derdi olmalı insanın, bir meselesi... Yazmak bir şeylerin cevabı olarak değil belki, belki kafandaki soruları hikayeleştirerek başka insanlara sormanın bir yolu... anlatacak bir meselesi olmalı insanın. kafa yorulması gereken şey meselenin kendisi olmalı...
‘İnternetten araştırdığımızda birçok şiirleriniz var basılmamış ayrıca yazarlık yaşamınıza ilk olarak hangisi ile başladınız. Roman yazıyorsunuz. En çok kendinizi bulduğunuz tarz hangisi?
Yazmaya hikayelerle başladım, üniversite yıllarında şiir bir tutku oldu benim için, devam ediyorum. ama daha çok okumaya diyelim. Bir hikaye anlatmakla ilgileniyorum bu aralar.
2. kitaba hazırlandığınızı duyduk Nasıl bir kitap geliyor?
Laterna, bir plana sadık kalan bir roman değildi. Daha çok hayatın bir kesitine takılıp, duygu ve hayallere yer veren bir metindi. Devam eden bir olay örgüsü olsa da, asıl devam eden, birbirini takip eden şey duygu örgüsüydü. Okuyucuyla konuşma çabasında bir metindi. Yeni romanda olay örgüsü daha belirginleşiyor.
Daha önceleri böyle bir şeyin hayalini kurmuş muydunuz? Yazarlık aklınızda olan bir şey miydi?
Bir şey olacağımı da bir şey olduğumu da düşünmedim hiçbir zaman. Yazar, bir tanımı ifade etmekten çok bir eylemi ifade ediyor benim için. Yazmayı bıraktığımda yazar değilim.
Kitaplarınızda yazdığınız, en unutamadığınız cümle hangisi?
Hepsini unutuyorum. Unutamayacağım kadar büyük bir şey yazmadım henüz.
Okur kitleniz oldukça genç insanlardan oluşuyor. Özel olarak hitap ettiğiniz bir hedef kitleniz var hitap ederek yazdığım özel bir kitle yok.
İletişim kuruyor musunuz okurlarınızla?
Deniyorum. ama kolay olmuyor. hepimiz metinlere ve metinler arası boşluklara dalıp kendi meselelerimizi işliyoruz, kendi hikayemize devam ediyoruz.
Bilinen anlamının biraz dışında da olsa genellikle sizin yazdıklarınız için “yeraltı edebiyatı” deniliyor. Siz memnun musunuz bu tanımdan? Ve bu tarzın dışına çıkmayı düşünüyor musunuz?
Benzer şeyleri bir araya toplayıp, bir başlık altında toplamak, okuyucunun işini kolaylaştıran şeyler. ben bir şeyin içine olup olmadığımı bilmiyorum. içinden çıkmaya çalıştığım şey çoğunlukla kendimim. kendimden ve yazdıklarımdan sıkılıyorum bir süre sonra, haliyle başka şeyler yazmaya başlıyorum.
Buradan sizin karakterlerinize geçelim. Kitaplarınızdaki karakterler, arada argo da kullanıyorlar. Nasıl oluyor da bu kadar farklı kesimlerin argolarına hakim olabiliyorsunuz? Karakterlerinizi nasıl konuşturuyorsunuz?
Sokaktayım. sokakta olan ne varsa, küfür, nefret, sevgi, bütün bu gevezelikler kafamızda yankılanıyor. kelimeler, birer işarettir. bir şeyi işaret etmemizi sağlar. Bu genelde karşınızdakinin de bildiği bir şeydir. işaret parmağınızı bir şeye doğru uzatırsınız. O da bunu görür. küfür, ise söyleyenden çıksa da herkeste kendisinde olanı işaret ediyor gibi. Daha bizden bir şey gibi.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.