Altın 6374.49 %0.49
BIST 14421.15 %0
Dolar 46.4344 %0.04
Euro 53.4418 %-0.35
Sterlin 61.4755 %0

Rabbim o günleri getirmesin!

Rabbim o günleri getirmesin!

Bir din görevlisi gazinin dua ve temennisi: “Rabbim o günleri bir daha getirmesin…”

Bir din görevlisi gazinin dua ve temennisi: “Rabbim o günleri bir daha getirmesin…” Bir camide imam hatiplik görevi yürütürken bir anda tankların karşısında vatan sever bir asker olan genç imam, o gece yaşadıklarını Yozgat’ta Çamlık Gazetesi’ne anlattı.

15 Temmuz Hain Darbe Kalkışmasına vatan adına karşı duran kahramanların yaşanmış gerçek hikayelerini anlatan röportaj sayfasının son bölümünde Ankara Kızılcahamam’da din görevlisi iken gazi olan Çankırılı Mehmet Akif Arslan ve Arif Bostancı’nın paylaştıklarını aktaracağız.
BİR İMAM BİR GAZİ…
Mehmet Akif Arslan. Çankırılı. 15 Temmuz hain darbe kalkışmasının yaşandığı geceye kadar Ankara Kızılcahamam Kalender Mahallesi’nde cami imamlığı yapıyordu.
O gece evlerinin arkasından tanklar geçmeye, semadan jet sesleri duyulmaya başlamıştı. O andan sonra Arslan, sokağa çıkıp, tanklara, kurşunlara karşı vatanı için mücadele eden bir vatansever oldu.
Gazi imamın hikayesi kendinden dinleyelim:
“Çankırılıyım. Ben imam hatibim. Ankara’nın Kızılcahamam İlçesi Kalender Mahallesi’nde görevliydim o zaman. Eşim de Mamak’ta oturuyorlardı. Yatsı namazını kıldık hanımla sohbet ediyorduk, evin üzerinden jet geçiyor, tanklar evin arkasından yürüyor deyince tanklar paletle mi yürüyor yoksa kamyonun üzerinde mi yürüyor. Yok dedi paletlerle gidiyor. Tankların evin arkasında ne işi var dedim. 17-25 Aralık, tır baskınları derken bunların en son yapacakları ‘Eceli gelen it cami duvarına işer’ meselesi, bunların yaptıkları dedim. Evden çıktım, Akıncılar gişesinden Ankara’ya geldim. Emniyete doğru yaklaştığımda Çiftlik kavşağını geçtiğimde üzerimden jet geçti, bir sonik patlama gerçekleşti. Dedim korkutamayacaksınız bizi. O sırada yakınımızdaki camiden sala sesi geldi.
Arkadaşlarla organize olduk Genelkurmay’ı adres belirledik ve oraya gitmeye karar verdik. Ankamal’a doğru yaklaştığımızda bir tane polis memuru il emniyette sıkıntı var oraya gidin dedi. Biz de Ankamal’a doğru yaklaştık emniyete doğru gittik, arabayı park ettik. Oraya bomba attı jetler. Millet sağa sola kaçtı, köprünün üzerini kapatmışlar. Karşıda İskitler İtfaiye var, oradan itfaiye araçlarını çıkarmıyorlar.
Gözümüzün önünde il emniyet yanıyor, yıkıldı viran oldu. İnsanlar sağa sola kaçışıyor, üzerimizden mermi yağdırıyorlar. O zaman köprünün üzerinde tanklar vardı, tankın üzerine mevzi almış vatan hainleri üzerimize mermi sıkmaya başladı. Köprünün ayağında arkamızda 50-650 kişi vardı, bizim üzerlerine koştuğumuzu görünce zıpladılar tankın içerisine girdiler korkudan.
Bizim arkamızdan gelenler de koşmaya başlamışlar. Hani Çanakkale’de bir adım sonra öleceğini bilenler buna rağmen mevzilerden fırlayarak çıkıyorlardı, o gözümün önüne geldi. Onlar ZPT’nin kapağını kapacaklardı bizler taş atınca kapatamadılar. ZPT’nin kapağından silahları çıkardılar üzerimize atış yaptılar. Tankın üzerinden düşmüşüm, sonra tank oradan kaçmış. Kendime geldiğimde milleti topladık, emniyete girdik. Emniyete girdiğimizde sıra sıra tankları, ZPT’leri ele geçirmeye başladık.
Emniyetin oto parkında bir tane araç bırakmamışlar hepsini ezmişler. Sonra zar zor durdurduğumuz oldu. Kimi üzerinden elbiselerini yırtıyordu, egzozu kapatıyordu, kimi depolara kum dolduruyordu. Herkes bir şey yapmaya çalışıyordu.
Rabbim o günleri bir daha geri getirmesin. Biz vurulduğumuz halde o saate kadar orayı bırakmadık. Bizi korumakla mükellef olan polis “siz burayı bırakmayın, sizin burada olmanız bize güç veriyor” diyordu. Bu bizim için önemli, yeri geldiği zaman biz de vatan uğruna, din uğruna, mukaddesatımız uğruna canımızı koyacağımızı gösterdik. Biz de bir polis olduk, biz de bir asker olduk. Hainler, Peygamber Ocağı dediğimiz yerdeki insanlar hainliği tercih ederken biz vatan sevgisi imandandır düsturu ile çıktık yola. Ve elimizden geldiği kadar vatanımızı kurtarmaya çalıştık. Rabbim bir daha o günleri getirmesin.

KIRIKKALELİ ARİF’İN 15 TEMMUZ KAHRMANLIĞI

Arif Bostancı. Ankaralı. O geceyi Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde yaşayan ve orada gazi olan kanramanlarımızdan. Arif, o gece neden külliyeye gitti, uçakları görünce neler hissetti.

Arif Bostancı’nın ağzından o gece yaşananlar: Ankara’da Cumhurbaşkanlığı külliyesinde yaşadım ben o geceyi. O gece saat 21.30 civarlarında evimde otururken F-16’ların geçişini duydum. Tüylerim diken diken oldu ben zannettim ki başka bir devlet Amerika, İngiliz, İsrail devletimize saldırıyor. Jetlerin uçmasını başka bir devletin saldırısı. Hain darbe girişimi olduğu aklıma bile gelmedi. Ankara Yenimahalle’de oturuyorum oradan Cumhurbaşkanlığı külliyesine geçtim. Gittiğimizde 5-6 araba vardı orada. Devlet savaşı çıktığını düşünerek oradan ayrılmadık. Bize telefonla darbe girişimi olduğunu söylediler. İlk külliyeye gitmemizin sebebi şu. Eğer bir ülke ülkemize, devletimize saldırıyorsa devletin başını yok etmeye çalışacaklar. Biz de devletin başına, milli irademize, başkanına sahip çıkma adına kendi öz irademizle biz Cumhurbaşkanımızın sözlerinden öce oraya sadece ellerimizle, bedenimizle çıkmıştık. Cumhurbaşkanımızın halkı meydanlara davet ettiğini duyduktan sonra dünyalar bizim oldu. Niye? Cumhurbaşkanımız esir edilmemişti, devletin başına kimse alamamıştı. Darbe olduğunu duyduğumuz için insanlar kenetlenmişti.
Bir tane 9-10 yaşlarında kız çocuğu gördüm babasıyla gelmiş. Bizler evlerde bıraktık çocuklarımızı. Babasına ben kızdım, ‘Abi sen bu çocuğu neden getirdin buraya, biraz sonra burada bombalar patlar, bir şey olabilir.’ Adamcağız dedi ki, abi ben bu çocuğu evde durduramadım dedi. Allah Allah dedim. Çocuğun başını okşadım ‘Kızım sen neden geldin’ dedim buraya. ‘Amca bu vatan benim de vatanım’ dedi. Bunu her anlattığımda donuyorum. O çocuğun sözleri bizi daha da perçinledi. 10-15 dakika sonra helikopterler ateş açmaya başladı, hiç kimseye değmedi. Kaçsınlar diye uzağa attılar. Baktılar biz kaçmıyorlar. Gece 2 civarlarında helikopter bir daha atış yaptı. Bir çok insan yerlerdeydi, şehitlerimiz vardı. ZPT’ler geldi, bombalar geldi. Hülasa sabaha kadar Cumhurbaşkanlığı külliyesinde 30’a yakın şehit verdik. Cumhurbaşkanlığı külliyesinde gazi olduk. Elhamdülillah, biz vatanımızı, milletimizi, namusumuzu, bayrağımızı, kutsal olan her şeyimiz adına oradaydık. Allah bize gaziliği lütfetti, vatanımız düşmedi, şükürler olsun.

Yozgat Çamlık Gazetesi’nden not:

NEDEN 15 TEMMUZ’U YAZDIK!

Son günlerde peş peşe uluslararası arenada olaylar yaşıyoruz. Amerika artık oyunlarını açık kart oynuyor. Yani kimsenin eli kapalı değil.
17-25 Aralık, 15 Temmuz hain darbe kalkışması, ekonomik kriz çıkarma girişimleri, Zarrab ve son Kudüs mevzu. Bunların tamamının tesadüf olmadığı artık gün gibi aşikar.
Nasıl ki bu ülkede 28 Şubat’lar, ihtilaller, darbeler, idamlar tesadüf olmadıysa. Nasıl ki bu ülkede Ergenekon, Balyoz hikayeleri yazılıp, oynandıysa, bu gün de ülkemiz üzerinde oynanan oyunlar ne tesadüf, ne ilk ne de son olacak.
Bu ve benzeri iç ve dış olaylar neden oynanıyor?
Çabuk unuttuğumuzdan olmasın.
Dünü hatırlamadığımızdan olmasın.
Türk insanına yıllarca sahte tarihi öğretenler, Atatürk’ten, Alparslan’tan, Ertuğrul Gazi’den uzaklaştıranlar, adına emperyalizm dediğimiz oyunun sebebi neydi?
15 Temmuz da dünde kalmayacak, unutulmayacak, unutturulmayacak önemli tarihi vakalardan bir tanesi.
Fakat aradan geçen bir buçuk yıla bakıyorum da, çok çabuk unuttuk!
Unutmadığımız yerde ise içini boşalttık!
15 Temmuz maddeselleşti beyler!
Kimler maddeselleştirdi.
Onlar kendini biliyor.
O maddeselleşen 15 Temmuz’un aslında içinde yaşayan bir ruh, bir hakikat, tarihi bir ibret vesikası olduğunu hatırlatmak adına bu gün 15 Temmuz’a dair bir röportaj dizisi kaleme aldı Yozgat Çamlık Gazetesi.
Kimi zaman Yozgatlı gazilerden kimi zamanda her biri farklı şehirlerden ancak hikayeleri aynı ortak paydada birleşen gazileri yaşanmışlıklarını paylaştık.
15 Temmuz ruhunu, tıpkı Çanakkale, tıpkı Malazgirt, tıpkı Ergenekon misali canlı tutmak zorundayız.
Biz bu gün 15 Temmuz’u unutursak, yarın çocuklarımızın hatırlayacağı bir gerçeği hatırlayacağı bir ülkesi hatırlayacağı kendine ait özgür düşünce dünyası olmaz.
Unutmayanlardan olmanız dileğiyle.
Tarık Yılmaz
Yozgat Çamlık Gazetesi.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.