'Şehitliğe yürümez koşarız'
15 Temmuz’un kahraman isimlerinden Yozgatlı Gazi Muammer Erkaya, ne vücuduna isabet eden 3 kurşunu ne de 15 Temmuz’un karanlık gecesini unutmadı, o ‘Reis emir versin şehitliğe yürümez koşarız’ diyen kahramanlardan sadece bir tanesi.
Yozgatlı Muammer Erkaya. 15 Temmuz’un kahraman gazilerinden. Ankara’da Genel Kurmay Başkanlığı önünde vücuduna isabet eden 3 hain kurşunla gazi olan kahraman gazi, memleketi Yozgat’tan tüm dünyaya 15 Temmuz’un yıl dönümünde darbe mesajı verdi.
Erkaya, 15 Temmuz gecesi tüm dünyanın Türk milletine darbe yapılamayacağını gördüğünü söyledi.
“15 Temmuz’un hiçbir zaman unutulmaması gerekiyor, 15 Temmuz bir destandı” diyen Erkaya; “Hainlere hiçbir zaman yol vermediğimizi, tüm dünyaya da darbeye dur dediğimizi göstermenin bir amacının olduğunu düşünüyorum. Türkiye üzerinden oynanan oyunlar var, dünya Türkiye ile uğraşıyor. Sadece mazlumların babası olan Recep Tayyip Erdoğan mücadele veriyor. O mücadele ederken tek başına kalmadığını tüm Türkiye olarak yanında olduğumuzu hissettirmemiz gerekiyor.
15 Temmuz’da 3 kurşun yedim. Ayrıca helikopterden açılan ateş sonucu boğazıma, gözüme, yüzüme ve bazı bölgelerime şaramplen parçası geldi. Ben bunların uzuv kaybı ile yaşıyorum. Ama orada da şehit olabilirdim. Şehit olmak için şimdi olsun yine giderim. Vatanım için, bayrağım için, milletim için, toprağım için gözümü kırpmam” dedi.
Türkiye Cumhuriyeti Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın emir vermesi halinde yine seve seve şehit olmaya koşacağını söyleyen Erkaya, şu şekilde konuştu;
“Her zaman bir tek bir bayrak altında yaşamak zorundayız o da şanlı bayrağımızdır. Başka bir yere gidemeyiz bizi kimsenin kabul etmeyeceğini de biliyorum. Bazı şer odakları hala boş durmuyor. Türkiye’nin içinde hainler var. Bu hainlerin de teker teker tespit edilip cezalandırılmasını yürekten istiyorum. Hiçbir zaman onlara karşı durmayacağız. Hiçbir zaman Türkiye’yi onlara yedirmeyeceğiz. Eğer bu bayrak altında yaşıyorsak bu Türk milletinin sayesindedir. Şehit olmak için biz yürümüyor koşuyoruz adeta. Türkiye’miz 15 Temmuz’la imtihan verdi ama onla da kalmadı devamında dolardan vurmaya, darbe yapmaya çalıştılar. Daha başka şeylerden darbe yapmaya çalıştılar. Ama biz yine de buna göz yummadık. Yine Recep Tayyip Erdoğan’ın düğmeye basması ile Türk milleti bir daha gösterdi darbenin yapılamayacağını. Sadece 15 Temmuz darbesi değil hiçbir şekilde darbenin olmayacağını tüm dünyaya gösterdi.”
NASIL GAZİ OLDUĞUNU ANLATTI
15 Temmuz Gazisi Muammer Erkaya, o karanlık gece gazilik mertebesine ulaşmasına vesile olan olayları şöyle anlattı:
“O gece ben normalde teknik ressamım, akşam sekiz civarında yatar gece saat on iki bir civarında kalkarım. Varsa projelerimi, resimlerimi çizerim. Saat sekiz buçuk civarında yattım, o zamanlar Türkiye, Suriye’yi vuruyordu üzerimizden jetler geçince yine Suriye’ye gidiyor diye düşündüm. O sıra bir zil çaldı, Tanju, Bayram diye arkadaşımız savaş çıktı kalk diye tedirgin olacak şekilde çağırdı. Ben de ne savaşı dedim, televizyonu açtık, o sıra hiçbir şey verilmiyordu. Biraz bekledik televizyonda spiker bazı şeyler söylüyor ama söylediği şeylerin hiçbirini anlamıyoruz. O sıra interneti açalım dedik, internette Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısını gördük, yalnız yine demokrasi diyor, sahip çıkalım diyor, sokaklara davet ediyor ancak darbe demiyordu. O sıra üzerimizde eşofmanlar, elimizde bayrak, pet şişe suyla çıktık. Evim Kızılay’a 15 dakika yürüme mesafesinde. Oradan yürüyerek, tekbir getirerek gittik. Giderken bu Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlık sistemi yalanıdır diyenler oldu. Bize hakaret edenler oldu tabi biz kimseyi dinlemedik yine de yolumuza devam ettik. O saatlerde Kızılay meydanına girdiğimizde insanlar çok olur, araçlar, polisler çok olur. İnsan yoktu diyebilirim. Çünkü giderken toplam 300-400 kişi olduk kalabalık olduk. Gittiğimizde de 6 tane tank gördük. İnsanlar bu tankları nasıl durdurabiliriz, kışlasına nasıl götürebiliriz diye düşünüyorlardı. Elimizde ne varsa egzozu kapatalım, çalıştığında askerlere rica edelim kışlalarına götürmek için konuşalım istedik. Bunda da başarılı olduk. Elimizde pet şişeler vardı, tankın kaldırdığı taşlar vardı. Elimizde tahtalar, pet şişe sular vardı hepsini egzoza teptik. Elimizde muşamba vardı askeriyenin kamuflaj şeklinde onu da yırtarak egzozu bağladık ve elimizde taşlarla tanklara vurmaya başladık çalıştırsın diye. Çalışmıyor vaziyetteydi, çalıştırdıktan sonra egzozun içindeki duman içine girdi. Bunun üzerine askerler dumandan etkilenerek dışarı çıktı. Biz hurra tankın üzerine çıktık. O sıra tankın üzerine çıkınca askerlerin bazıları vurarak insanları indiriyordu, bazıları neden geldik, tatbikat amaçlı bize söylediler diyenler oldu. O sıra kışlanıza götürün diye rica ediyoruz, bazıları ricadan anlamıyor. Bazılarına kötü davranmak zorunda kalıyoruz. O sıra Kızılay Meydanından Genel Kurmaya kadar gittik. Ama giderken hem insanları eziyorlardı hem polis araçları ezerek geçiyorlardı. Hala darbenin olduğundan haberimiz yoktu. O sıra tankın üzerindeyiz ama bazı insanlar da arkadan geliyor.
Genel Kurmayın önüne geldik, geldikten sonra orada bir kalabalık vardı. Geldikten sonra içeriye girdik. İki tane helikopter genel kurmayın içine girmeye çalışıyordu. O sıra 4 tane özel harekat polisini gördüm. Biz kapıdan değil de yan duvarlardan genel kurmaya girmeye çalışıyorduk. Ondan önce de yaralıları taşıdık, üstümüz başımız her tarafımız kandı. Terlemiştik, çok yorulmuştuk. Oradaki özel harekat polisleri oradan girmeye çalışmayın, kapıyı kırıp içeriye girelim dedi. Biz de cesaret aldık. Ne var diye sorduğumuzda hem genel kurmay başkanı Hulusi Akar’ı kurtaralım darbe var dediler, o sıra öğrendik darbeyi. Kapı sürgülü, araları plastik. Plastikleri kırdık 50-60 kişi kapıyı sallayarak içeri girdik. Zaten önümüzde 2-3 metre mesafelerle askerler vardı. Kimi mevzilenmiş 30-40 tane asker bize silah doğrulttular. Başlarındaki şerefsiz (komutan demeye dilim varmıyor) herkesi vurabilirsiniz atış serbest dedi. O sıra bana tutan asker ben yapamam komutanım dedi kafasını çevirdi, o askeri o komutan vurdu. Biz o sesle kendimizi dışarıya attık. Zaten o sıra her tarafı taramaya başladılar. Ben vurulmuşum haberim yok ama vurulduğumdan. Biraz uzaklaşayım, karşı köprünün olduğu yere geleyim dedim. Köprünün oraya kadar koştum, tank namlusunu polis aracına geçirmiş insanları köprüden ata ata, sürükleyesürükleye geliyordu. Namlu düzelince orada da bir ölümden kurtuldum diyebilirim. Sonra karşıya koşayım dedim, orada 30-40 kişi sıkışmıştık, çünkü helikopter sağdan tarıyor, sol taraftan da tanklar geliyor. Biz karşıya koşarken 1-2 metre havaya uçtuk diyebilirim. Çünkü ben de havadaydım, arkama helikopter düştü zannettim, o sıra meclise bomba atmışlar. Yere düştüm baktım burnum kanıyor. Sonra ayağa kalkayım dedim, ayağa kalkarken vücudumda hiç direnç yoktu. Ayağa kalkmaya çalışırken helikopter tararken o sıra bir tın sesi, görüntü gitti kulakta ses gitti. O sıra güze bir uyku geldi bana, gözlerimi kapatayım dedim. Gözlerimi açamıyordum, uykuya dalayım dedim. Uykuya daldım, o sırada namaz kılıyordum, mezarlıkta koşuyordum, Allah’a dua ediyordum. Sonra kendi bilincime geldiğimde tekrar jet sesleri, silah sesleri. O sıra sadece sağ elimi kullanabiliyorum. Sağ elimdeki bayrağı da hiç bırakmamışım. Sol elimde direnç var, vücudumun hiç bir yerinde direnç yok. Biri geldi hepiniz yoldasınız sürünebilen sürünsün tank geliyor üzerinizden geçebilir dedi. O sıra bayrağı üstüme aldım sağ elimde hiç etki-tepki yoktu. Sağ elimle sağ bacağımı, sol elimle sol bacağımı kendime çektim. Ölümü bekledim diyebilirim orada. Sonra tank geçerken kemik seslerini duydum. Sol elim sıcak bir su zannediyordum ama ziftin üzerinde su olmayacağı için büyük ihtimal kandı. O sıra biri daha geldi abi seni almak zorundayım dedi. Bana demiyor zannettim ilk başta tepki vermedim. Tabi o sırada benim boğazım kesilmiş hiçbir şeyden haberim yok. Tekrar bağırdı, abi seni almak zorundayım dedi. Ben de durumu kötü insanlar varsa onları alın götürün benim durumum iyi dedim. Çünkü nefes alabiliyordum, önceden de yaralıları taşıdığım, durumu kötü insanların olduğunu bildiğim için biraz daha onlara yardım edebilir diye düşündüm. Sonra elimi uzattım, o arkadaş abi kafan yok, vücudun parçalanmış, seni almak zorundayım dedi. Kafan yok deyince beni korkuttu, o sıra korku içine girdim, elimi boğazıma attığımda açıldığını hissettim. Beni kaldırdılar arabanın içine koydular o sıra arabayı süren kişi bağırıyordu abi ne olur benle konuş ne iş yapıyorsun nerede otuyorsun diye. Bir şeyler soruyordu ben de konuşmaya çalışıyordum, teknik ressamım diyordum ama kulağım duymuyor, Abidin Paşa’da oturuyorum diyorum yine konuşuyorum duymuyor, ismim Muammer Erkaya diyorum duymuyor. Baktım olacak gibi değil Recep Tayyip Erdoğan’ın da dediği gibi "Biz dinimizi de beraber kazandık". Ben ona bir kez daha inandım, kelimeyi şahadet getireyim bari ölürken dedim. Kelimeyi şahadet getirirken öyle gür bir sesle çıktı ki yanımdaki çocuk da tekrarladı. O sırada, 15 Temmuz’da gözümü kapattım, 21 Temmuz’da gözlerimi açtım. Aradan 6 gün geçmiş, sonra şükrettim halime.
Şükürler olsun ki vatanımızı, milletimizi, bayrağımızı hala devam ettirebiliyorsak. Şuanda da devam ettirebiliyoruz. Onun için mutluyum diyebiliyorum kendi adıma. 18 gün hastanede kaldım, üç tane kurşun yemişim sırtımdan. Akciğer parçalanmış benim. Akciğer ameliyatı geçirdim, karın ameliyatı geçirdim, gözden iki kere ameliyat yapıldı retina yırtılmış. Şaraplen parçası boğazıma vurduğu zaman soluk borusuna zarar vermiş, boğaz ameliyatı da oldum. Küçük parçalar var sağımda solumda onların önemli olmadığını düşünüyorum. Bir tane son bir ameliyatım kaldı kara ciğerden.
Bütün dünya Türkiye’ye, hatta İslam ülkesine her zaman kötü olarak yaklaşmıştır. Hep de yaklaşıyor bunu hepimiz biliyoruz. 15 Temmuz’un başarıyla sonuçlanması biraz da Çanakkale savaşını da anımsatıyor diyebilirim. Çünkü orada benim gördüğüm annelerimiz, kardeşlerimiz, bacılarımız, abilerimiz vardı.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.