Sınır ötesi başarı
‘Kabalı Meyvecilik Projesi’. Türkiye’nin yeni yeni keşfettiği, örnek proje sadece bölge çiftçisini ihya etmekle kalmadı aynı zamanda Yozgat’ta göçü tersine çeviren ender projelerinden bir tanesi oldu.
Yozgat’ta 2009 yılında köylülerin sınırları kaldırıp, tarlalarını birleştirmesi ile oluşturduğu ‘Meyve Bahçesi’, kentten köye göçü başlattı, bölgesinde işsizliği bitirdi. İçerisinde Avrupa’nın en büyük meyve bahçesini de barındıran proje, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından Türkiye’nin 250 köyünde uygulayacak.
Kadışehri İlçesi Kabalı Köyü’nde dönemin kaymakamı ve muhtarının girişimleri sonucu başlatılan ‘Kabalı Meyvecilik Entegrasyon Projesi’, 600 tarlanın birleştirilmesi sonucu oluşturuldu. Bölgedeki üretimin ve köylünün gelirinin artırılması için başlatılan proje ‘Kentten Köye göçün’ fitilini ateşledi. Bölgede kalkınma hamlesi başlatan proje, bakanlığın da dikkatini çekince 250 köyde uygulanmasına karar verildi.

MUHTAR VE KAYMAKAM BAŞLATTI
2009 yılında ilçe kaymakamı İsmail Şanlı ve köy muhtarı Hüseyin Ünal’ın girişimi sonucunda başlatılan proje ile ilk olarak arazilerin birleştirilmesine karar verildi. Köylülerin ikna edilmesi zor da olsa kaymakam, köy muhtarı ve dönemin bakanlarından Bekir Bozdağ’ın gayretleri ile gerçekleşti. 10 bin 920 dekar arazi üzerinde iki etap halinde proje planlandı. 5 bin dönümlük kısmında meyve üretimi yapılan bahçede elma, armut, şeftali ve kiraz yetiştiriliyor. 
FAKIBABA HAYRAN KALDI
Köylüler, kiraya verdikleri arazilerinde çalışarak geçimini sağlıyor. Yaklaşık 2 ay önce meyve bahçesini ziyaret eden Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Eşref Fakıbaba, projenin Türkiye’nin 250 köyünde uygulanması için çalışma başlattı. Projenin mimarı o dönemin ilçe kaymakamı TİGEM Genel Müdürü olarak atandı.
İŞSİZLİK BİTTİ, REFAH SEVİYESİ ARTTI
İşsizliğin bittiği bölge proje sayesinde büyük kentlerden göç almaya başladı. Bir ande refah seviyesi değişen köylerde çok katlı evler yükselmeye başladı.
Kadın-erkek ve gençlerin kendi tarlasında çalışıp, geçimini sağladığı köyde yaşam bir anda değişmeye başladı. 
KABALI’NIN MİMARI O GÜNLERİ ANLATTI
Projenin mimarlarından köyün o dönem muhtarı olan Hüseyin Ünal, yaşadıkları zorlukları ve geçen 8 yıllık sürede elde edilen başarının ardındaki inanmışlığı anlattı.
Ünal; “Bu projenin ilk aşamasında ilçe kaymakamımız henüz yeni gelmişti. 2 aylık bir kaymakamdı. Muhtarları topladı Neyle geçiminizi sağlarsınız deyince biz ‘Kuru tarım ve hayvancılık yapıyoruz’ dedik. Arpa, buğday ekip, biçiyorduk. Sürekli ondan zarar ediyormuşuz meğer. Başka yapacak bir şeyimiz yoktu. Kaymakam Bey, ‘Arkadaşlar böyle olmaz, toplulaştıracağız arazileri büyük ölçek yapacağız’ dedi. Haycancılıkta olsa toplulaştırmadığımız zaman olmuyor. Bizim köüyümüzde 230 traktör vardı. 230 kişi gidecek, lastik harcayacak, akaryakıt harcayacak ama zarar edecek. Bölündüğü için araziler 1 dönüme kadar düşmüş. O yüzden ne yapılabilir diye düşününce meyvecilik yapılabilir dedi kaymakam bey. Kimseden ses çıkmayınca ben elimi kaldırdım, ‘Kaymakam bey ben bu projeye varım’ dedim. Böyle başladık.”
"MEĞER ZARAR EDİYORMUŞUZ"
Miras yolu ile küçülen arazilerinde aslında zarar ettiklerini zamanla anladıklarını söyleyen Ünal, ilçe kaymakamının gece gündüz köyden çıkmayarak köylüye projeyi anlattığını ifade etti.
Yaşlıları ikna etmek için okumuş çocukları ve torunları ile görüştüklerini hatırlatan Ünal; “Köylüler ikna oldu ama hepsi değil tabiki. Benim, arkadaşlarımla, ihtiyar heyetimle birlikte 2 bin dönüm arazinin muvaffakatını aldık. Kaymakam beye ilettim. Sonra anlattık, eğitimli arkadaşlarla toplantı yaptık. O eğitimli arkadaşlar dedisini ikna etti. Yaşlıları ikna etmek zor oluyor. Adam diyor ki ‘Yavrum ben sınırı 25 sene sonra nerede bulacağım’ diyor. Torunu eğitimli insanlarla toplantı yapınca ikna ettik. Ekemediğimiz arazilerin dekarı 100 liraya kadar düşmüştü, çünkü bir şey olmuyordu. Zaten 2-3 sene nadas ediyoruz dedik, sonrasında köylünün eline bir şey geçmiyordu. Kaymakam bey projeyi geliştirdi.
Çok sıkıntılar çektik ama zoru başardık. Köylü çalıştı, herkesin evine iş, aş geldi. Dikiminde, sürümünde, ekiminde, çapalamasında çalıştı. Arazileri birleştirince 230 traktörle ektiğimiz araziyi 11 traktörle yapıyoruz. 11 traktör burayı işletebiliyor. Herkes sigortalı çalışıyor. Köyümüzde 70 kişiye yakın kadrolu işçimiz var. Peyder pey hasatlarda 650 kişiye kadar çıkıyoruz. Bölgemizde işçi bulamadığımız zaman diğer ilçelerden dahi getiriyoruz. Biz açıkcası işsizliği köyümüzde çözdük, artı ilçemizde de çözdük” diye konuştu.

"KENTTEN KÖYE GÖÇÜ BAŞLATTIK"
Ünal, proje sayesinden kentten köye göçün başladığına dikkat çekerek, şunları aktardı: “Köylülerimiz büyük şehirde hamallık yapıyordu. İstanbul’da evden eve taşımacılık, nakliyecilik yapıyordu. Artık o işlerde zorlaştı. Bizim köyümüzde böyle bir iş var dediler. Her yer göç verirken 150 nüfumuz artmış. O insanlar gelip burada çalışıyorlar. Köyün çehresi değişti. Genç kızlar, kadınlar çalışıyor. Herkes mutfak dolabını yaptırıyor, çeyizlerini hazırlıyor. Okullar tatil olduğu zaman 50 üniversiteli öğrencimiz var onlar çalışıyor, harçlıklarını çıkarıyorlar. Ben bu projeyi köy köy geziyor anlatıyorum ve sizin aracılığınızla buradan da sesleniyorum. Herkes bir araya gelsin aradaki sınıraları kaldırsınlar. Sınırım kaybolur diye bir şey yok. Şimdi tekonolji var tapu kadastro geliyor 5 dakikada sınırı belirliyor.”
Ünal, yaklaşık 2 ay önce köylerine gelen Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Eşref Fakıbaba’nın projeyi örnek proje kabul edip, 250 köyde uygulanmasına karar verdiğini belirterek, projenin yaygınlaştırılması için elinden geleni yapmaya hazır olduğunu sözlerine ekledi.
PROJENİN MİMARI KADINLAR
Projenin başarı ile uygulanmasında olduğu kadar, köylerine kazandırdıklarından istifade eden köylü kadınlar, projenin yaygınlaştırılmasını ve başka köylere de ulaşmasını istiyor.
Sevim Ünal, proje sonrasında yaşadıkları değişimi şöyle anlattı: “Her şeyimiz değişti. Özellikle de kadınlara göre. Kadınlar şimdi kirazlığı bekliyorlar. Kiralar kızarsa da çalışsak diye bekliyorlar. Kadınlar kendileri çalışıp, kazandıkları paralarla çamaşır makinesi aldılar, dolap yaptırdılar, otomobil alan, traktör alan var. Pek çoğu sigortalı oldu. 2-3 katlı evler yapıldı.”
KADINLARIN ÖZGÜVENİ GELDİ
Köy kadınlarından Nürşan Ünal, projede eşi ve çocukları ile çalışanlardan.
8 yıl önce kurulan meyve bahçesinin her aşamasında görev alan Ünal, proje sayesinde köy kadınlarının özgüven sahibi olduğunu belirtti.
“Her yönden bize faydası var. Kadınlarımızın özgüveni geldi, kendimne güveni geldi” diyen Ünal, şunları anlattı: “Daha önce kadınlarımız alış veriş yapmak için bakkaldan başka bir yere gidemiyordu. Şimdi arabalarına binip eşleri ile birlikte alış verişini marketlerden yapıyor. Güzel bir proje, Allah razı olsun bize bu güzel projeyi sundukları için. Evlerimizi yeniledik, içlerini dekore ettirdik, arabalarımızı aldık, şehirde evlerimiz var. Çocuklarımızın düğünlerini yaptık gayet rahatlıkla.
Evler yapılıyor, tatil amaçlı gelenler var. Projenin yaygınlaşmasını tavsiye ederiz” diye konuştu.
ANKARA’DAN KÖYÜNE GÖÇTÜ
Yaklaşık 3 yıl önce Ankara’dan Yozgat’a dönen Hacı Ünal, büyük şehirde yaşamanın zorluklarını bırakıp köyünde kazanmanın keyfini çıkardığını ifade ederek; “Büyük şehirde geçim derdi zordu, iş sahası çoktu ama insanın üzerine yük çok biniyordu kirası, elektriği, suyu.
Baktık kendi yerimizde kendi içimizde iş sahası var tekrar dönmek zorunda kaldım. Burada çalışıyorum sigortam yatıyor, eşim çalışıyor, çocuklarımıza çok güzel bakıyoruz. Kimseye bir muhtaçlığımız yok Allah’a şükür. Kendi toprağımızda yaşamak, para kazanmak, şehre değişmem ben bunu” diye konuştu.
Köy gençlerinden Yakup Ünal da, meyve bahçesinde çalışarak kazandığı parayla kende düğününü yaptığını ve mutlu olduğunu söyledi.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.