Tarihi kalaylayan adam
Yok olmaya yüz tutan kalaycılık mesleğinin bu güne kadar yapılmış haberlerinden bir tanesi değil az sonra okuyacaklarınız. Yozgat’ta 70 yıldır kalaycılık mesleğini ekmek mücadelesi uğruna yürüten kalaycının anlattıkları ile tanıklık ettiği tarihe de yolculuk edecekseniz.
Abdullah Türkmen, 1946 yılında doğdu ve günüz çocuklarının anne babasının elinden tutup henüz okuluna düştüğü 7 yaşından beri kor ateşin önünde kalaycılık yapıyor. Bu gün 71 yaşında, yorgun bedenine rağmen mesleğini büyük bir heyecanla yaparken ağcından çıkanlar bir kalaycının hayat dersi gibi.

SON KALAYCI
“Kalaycılık mesleğinde sona gelindi. Artık alüminyum, çelik, kromlar çıktı kalaycılık mesleği bitmiş durumda” diye başlayan sözlerinin devamında Türkmen; “Kalay yaptırmak için vatandaşlarımız eskisi kadar bir şey getirmiyor. Ben bakırcıyım. Vatandaş bakır kullansın kalaylatmak için bana getirsin demiyorum” diyerek asıl amacının açıklıyor.
Bakırınsağlığa yararlı olduğunu hatırlatan Türkmen, şöyle devam ediyor: “Eski büyüklerimiz bunu bilir. Eskiden 80-100 yaşına kadar yaşayan vatandaşlarımız vardı. Çünkü hastalık nedir bilmezdi. Eskiden bir verem ve sıtma vardı. Bu da yediği içtiği, kullandığı malzemeden kaynaklanıyordu. Hastalık olmuyordu.”
“HER ŞEY ZEHİR OLDU”
Günümüzde giyilen kıyafetten kullanılan mutfak eşyasına kadar katkı maddeleri yüzünden insan hayatını zehir ettiğini söyleyen son kalaycı Mustafa Türkmen, kalaycılığın dünü-bugününü de değerlendirdiği açıklamasında şunları sarf etti:
“Ama şimdi her şeyimiz zehir oldu. Yediğimiz, içtiğimiz, kullandığımız malzemeler zehir oldu. Gerçekten bakır ve soğukkuyu ayakkabılar kalktıktan sonra zehir oldu.
Eski kalaycılık ile şimdiki kalaycılık arasına baktığımızda çok şeyler söyleyebiliriz. Şimdiki gençlerimiz kalaycılık nedir kalay nedir bilmiyorlar. Mesela gençler Bakır getiriyor kalaylatmak için. Fiyatını sorduğunda şu kadar diyorsun. Ben bunu veririm bir tane alüminyum bir şey alırım diyor.
Şimdiki kalaycılık daha güzel ama sanatkarlık bitti. Vatandaş heveslenmiyor. Şimdi benim evimde bile bir tane bakır yok. Ama bunu kullanmak lazım.”

“OĞLUM YÜRÜTECEK”
“Şuanda ben tekim. Benden sonra oğlum Abdulkadir yürütecek. Hiç mesleği değildi. Ben hastalanınca babamın dükkanını kapatmayacağım diye bu sanatı belledi” diyen Türkmen; “Daha önceden benim elimden kalayı almazdı. Şimdi benden iyi diyebilirim” ifadelerine yer verdi.
Daha önce kalaycılık yapmak için köylere gittiklerini hatırlatan Türkmen, çoğu zaman değer görseler de kimi zamansa önemsenmediklerini ifade etti.
Son kalaycı Mustafa Türkmen sözlerini şöyle tamamladı:
“Daha önceden köylere giderdik. Bir aya yakın kalırdık. Bazen çok ilgi olurdu. Kimi yerlerde de af edersiniz cingan kadar değerimiz yoktu. Yüzümüze bakmazlardı. İnsanlarımız çeşit çeşitti. Şimdi de aynı. Eski insanlarımız çok güzel karşılarlardı. Oralarda veresiye bile çalışır harmanda parasını alırdık.
Kalay yaptırmak isteyenlere fiyatı söylediğimizde kimi tamam diyor kimileri de pazarlık yapıyor. Pazarlık yapmaları ise daha güzel bana göre. Çünkü ne alacağız ne verecek biliyoruz.
Bazen de fiyat sormaz sen kalayını yap der. İşi bitirip almaya gelince borcun şu fiyat dediğimizde bilseydim yaptırmazdım deniyor. Bizde sende bize deseydin biz yapmazdık diyoruz.”
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.