Tarık Yılmaz ile Siyaset Rüzgarı
Mülakatım mülakat olsun mu….
Sırat köprüsünü hayal ederim çoğu zaman.
Genellikle karanlık, hatta kızılca karanlık bir ortamda bulurum kendimi.
Yosun bağlamış, taştan yapılma bir köprü…
Ama ucu görünmeyen, siyah bulutlar arasında kaybolmuş.
Uçsuz bucaksız bir gök yüzü vardır.
O köprüde milyonlarca insanlar beraber ancak tam tersi yalnız bir ruh hali.
Nedendir bilmem sırat köprüsüne dair hayal dünyam böylesine karanlık bir ahval ile çıkar karşıma.
Kim bilir nasıl bir köprü çıkacak karşımıza.
Bizim dünya köprülerine benzeyecek mi, benzemeyecek mi?
* * *
Bizim milletvekili aday adaylarının parti genel merkezindeki mülakat yoklaması sanki bu dünya sıratı gibi.
Büyük bir heyecan,
Büyük bir endişe…
İki akşam önce Ankara’daydım.
Tevafuk bu ya, AK Parti genel merkezinin hemen karşısında işlerimizi halletmiş Yozgat’a dönmek üzereyken parti genel merkezinin ışıkları dikkatimi çekti.
Işıklar camların olduğu bölümün arkasını daha net görmemi sağlıyordu.
Olabildiğince kalabalık insan gruplarını gördüm.
Daha önceki temayül yoklamalarından biliyorum orada yaşananları.
Kimi bir-iki dakika, kimi 10 dakika kalıyor.
Aslında süre sınırı var fakat bazı sohbetler aday adayının daha fazla göze girme kaygısı ile uzuyor da uzuyor.
Bazen aday adaylarına dair deli sorular beliriyor aklımda;
Mesela ister istemez yalan konuşmak zorunda kalıyorlar mı?
Ya da olduğundan fazla görünmek için süslü kelimeler kullanıyorlar mı, karşısındaki heyetin elindeki bilgilerin hakikatini unutarak.
Heyecan…
Heyecan var mı heyecan?
Mülakat mı, sırat mı?
Neden bu soruları soruyorum.
Onu da kısaca izah edeyim.
Yozgatlı aday adaylarının Ankara’daki ahvallerine ilişkin bilgiler giriyor.
Aşırı heyecan, abartı, endişe içerisinde olup, o ortamın ışıltılı ve tedirgin dünyasında garip ruh haline bürünenler olmuş.
Sırat mı dedim kendi kendime burası.
Kısmetten öte ne var, mühim olan olduğun gibi olmak.
Ben olmak.
Hadi hayırlısı.
…..
Siyaset Fıkrası
Kuraklık var, yağmur yağmıyor, nefesi kuvvetli bir hoca getirmişler, hep beraber tepeye yağmur duasına çıkmışlar, akşama kadar dua etmişler, bir damla yağmur düşmemiş...
“Hani hocaefendi, yağmur nerede?”
Hoca terslemiş:
“Sizin kalbiniz bozuk!”
“Niye?”
“Eğer yağmur yağacağına inansaydınız, şemsiye taşırdınız. Bir ben inandım, şemsiye aldım, o da yetmedi!”
….
Bunları duydunuz mu?
* Mülakat için Ankara’ya giderken heyecandan sürekli yolda mola veren aday adayını…
* Mülakat için bir gün önceden Ankara’ya giden, parti genel merkezinin karşısında otele yerleşip heyecanla saati bekleyen AK Partili aday adayını.
* Parti genel merkezinden aldığı sözle yola çıktığını birkaç tanıdığın kulağına fısıldarken fısıltı gazetesine konu olacağını unutan aday adayını.
* Seçim kalamşörlüğü yaparken seçim işgüzarı olup çıkan ucu kırık kalemi…
* Partisinden aday adayı çıkmayınca kendini feda edercesine ‘ben adayım’ diye ortaya çıkan ancak seçimde çalışmayacak olan adayı…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.