Tarık Yılmaz ile Siyaset Rüzgarı
7 Haziran size bir şey hatırlatıyor mu?
“Anayasal süreç içerisinde herkes egolarını bir kenara koyup bir an önce hükümet kurulmalıdır.
Türkiye’yi hükümetsiz, Türkiye’yi başsız bırakan, egolarına mahkum olanlar ne tarihe, ne de milletimize bunun hesabını veremezler. Onun için de anayasal, yasal süreç içerisinde herkes egolarını bir kenara koyup bir an önce ülkemizde hükümet kurulmalı ve kaldığımız yerden devlette devamlılık esastır anlayışıyla bu süreç devam etmelidir…” Recep Tayyip Erdoğan – Cumhurbaşkanı
7 Haziran seçimlerinden 3 gün sonra 11 Haziran’da bu açıklamayı yaptı siyasetin usta ismi Recep Tayyip Erdoğan.
Cumhurbaşkanlığı makamında olmasından dolayı belki de siyasi bir söylemde bulunamadı fakat o gün siyasi rolü bulunanlar özellikle şunu vurguluyordu: “Halkın iradesine saygı gösterip, kendi içimizde nerede eksik, nerede yanlış yaptığımızı değerlendireceğiz ve şu öz eleştiri yapıldı bir müddet sonra, biz halkın elini avcumuzun arasına alırken bu gün halkın elini tutmaktan uzaklaştık!!!” diyordu.
O gün Türkiye için, AK Partili olsun ya da olmasın hakikaten zor bir süreç yaşandı.
258 milletvekili sayısına sahip olan AK Parti, 132 milletvekili ile CHP, 80 milletvekili ile MHP maalesef 80 milletvekili ile hdp meclise giren partiler oldular.
Türkiye’de 7 Haziran Genel Seçimi’nin sonuçları 13 yıl sonra ilk defa koalisyon arayışlarını beraberinde getirmişti.
O GÜNLERDEN 1 KASIM’A…
7 Haziran sadece bir seçim şoku değil, sonraki süreçte yaşanan ülke içi krizlerin de başlangıç tarihiydi sanki.
Fakat burada ders alması gereken, iyi hesap yapması, kendi iç dünyasını analiz etmesi gereken bir siyasi parti vardı: AK Parti.
Aslında 7 Haziran bağıra çağıra geliyordu.
AK Partililer de halk da bunun farkındaydı.
O dönem Yozgat’ta dahi bu durumu görmezden gelenler oldu.
7 Haziran seçimleri öncesinde yaptığımız halk röportajlarında insanlar özellikle şu vurguyu yapıyordu:
- Ben oyumu AK Parti’ye veririm ancak eşime, çocuklarıma karışmam…
O gün AK Parti karargahında oturup, çay içen, AK Parti logosu altında vakit geçiren insanlar dahi AK Parti’ye uzak bir görüntü sergiliyordu.
O günün siyasetçileri eminim o röportajları yakinen takip etti.
O dönem halkın gerçek iradesi, fikrine karşılık AK Parti’de siyaset yapan yöneticiler maalesef farklı ve akıl almaz yorumlar yapmakla buldular çareyi.
Bunun bir gazetecilik şantajı olduğunu, algı operasyonu yürüttüğümüzü söyleyenler dahi oldu.
Trajikomik ama gerçek!
Ve sonuç, 7 Haziran’ı gösterdi.
Biz yazdık demiyorum ama o gün halk söyledi, görmesi, duyması gerekenler oralı olmadı.
Keza 1 Kasım’da…
1 Kasım öncesi röportajlarımızda halk özellikle Yozgat’ta 4-0’ın sinyallerini veriyordu.
AK Parti’nin son 10 günde o dönemin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın direktifleri ile yürüttüğü detaylı seçim politikası 4-0’ı beraberinde getirdi.
7 HAZİRAN’DAN 24 HAZİRAN’A….
Dün 7 Haziran’ın 3’üncü yılıydı.
Kaç siyasetçi bu güne dair hafıza tazeleme zahmetinde bulundu merak ediyorum.
7 Haziran’da kaybeden sadece AK Parti değil Türkiye olmuştu.
Bazı gerçekler vardır, ve o gerçekler belirli bir zaman diliminde olmak zorundadır.
O gerçeği ne kadar doğru bulduğunuz ya da yanlışlarına dair eleştirdiğiniz çok önemli değildir.
O gerçek lüzumlu zaman diliminde hakikatle sonuçlanmaz ise kayıpları da büyük olur.
7 Haziran bu anlamda sadece AK Parti için değil Türkiye için kayıp bir zaman dilimiydi.
7 Haziran 2015’ten 24 Haziran 2018’e geçen zaman diliminde ne değişti ya da değişmedi noktasında bana göre hesap yapması gereken tek siyasi oluşum AK Parti.
16 yıldır iktidarların sahibi olan AK Parti’ye bu anlamda büyük görev ve sorumluluk düşüyor.
O gün yani 7 Haziran’dan önce ‘Ben AK Parti’nin googlesiyim, bana ne sorarsan yanıt veririm’ diyenler bu gün yine siyaset arenasında el ovuşturup, yeni bir 7 Haziran vakası beklemekteler.
Buradan 3’üncü sene-i devriyesinde 7 Haziran’ı ve o günün googlelelerine dikkat çekmek istiyorum.
Siyaset Fıkrası!
Açmaya mı çalışıyorsun
İkinci Dünya Savaşı sırasında bir İngiliz, Almanya üzerinde düşürülür. Almanlar bunu esir alırlar, fakat İngiliz'in bir bacağı ve iki kolu kangren olmuştur. Almanlar ilk önce bacağı keserler ve İngiliz, Almanlardan bu bacağı ana vatanı olan İngiltere'ye atmalarını ister.
Almanlar da İngiliz’in isteğini yerine getirir. Sonra İngiliz'in kolu kesilir, İngiliz yine aynı dilekte bulunur ve Almanlar da yerine getirir. Bu sefer de Almanlar öteki kolu keserler. İngiliz her zamanki gibi Almanlardan kolu anavatanına atmalarını ister, fakat Almanlar " OLMAZ!" derler,
İngiliz nedenini sorunca şöyle cevaplarlar:
"Sen Galiba Kaçmaya Çalışıyorsun!"
Bunları Duydunuz mu?
- 7 Haziran 2015 yılında alınan kötü sonuçtan hala ders çıkarmayan AK Partili siyasetçiyi.
- 7 Haziran’da ‘Ben AK Parti’nin googlesiyim’ diyerek piyasaya partisinin açık kapısını bırakan, 1 Kasım seçimlerinin hemen ardından Ankara’da Bozdağ’ın kolunda AK Partili pozu veren ve 24 Haziran yaklaşırken yine bir 7 Haziran beklentisi ile el ovuşturan siyasi yüzsüzleri…
- Her şeye rağmen bu seçim Bekir Bozdağ’ın siyasi tecrübesine güvendiğini söyleyen seçmeni.
- Seçim çalışmalarını sahura da taşıyacak kadar büyük bir aşkla çalışan ak saçlı adayı.
- 4. Sıradan aday olmasına rağmen Yozgat’ı karış karış gezen yakışıklı milletvekili adayını…
- Seçim masrafları arttıkça seçim ve geçim arasında kalan milletvekili adayını.
- Adayların etrafında pervane dönenen rantiyeleri…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.