Altın 6414.45 %1.12
BIST 14421.15 %0
Dolar 46.4593 %0.04
Euro 53.4609 %-0.33
Sterlin 61.5308 %0.09

TBMM eski başkanı Cemil Çiçek, Çamlık TV’de Tarık Yılmaz ve Basri Akdağ’ın hazırlayıp sunduğu Ramazan Özel programına konuk oldu

TBMM eski başkanı Cemil Çiçek, Çamlık TV’de Tarık Yılmaz ve Basri Akdağ’ın hazırlayıp sunduğu Ramazan Özel programına konuk oldu

Türk siyasetine damgasını vuran siyasetçilerden hemşehrimiz TBMM eski başkanlarından Cemil Çiçek, uzun zamandır televizyonlara çıkmadığını ancak Çamlık TV’ye hemşehri ayrıcalığı gösterdiğini söyledi.

Türk siyasetine damgasını vuran siyasetçilerden hemşehrimiz TBMM eski başkanlarından Cemil Çiçek, uzun zamandır televizyonlara çıkmadığını ancak Çamlık TV’ye hemşehri ayrıcalığı gösterdiğini söyledi. Çiçek, siyaset ile particiliğin birbirine karıştırılmaması gerektiğini belirterek, “Siyaset ile particiliği karıştırmamak gerekir. Bizim hemşehrilerimiz daha çok particiliğe yatkındır siyasetten ziyade. Benimki iyi seninki kötü. Her partinin kendine göre eksik yanları, iyi yanları vardır. Demokrasinin gereği bu ama siyaset ülke için yapılan işin adıdır. Bir ülke daha iyi nasıl yönetilebilir. Bugün bulunduğu noktadan daha iyi bir yere nasıl getirilebilir her aydının, her okumuşun, her kravat takanın ülkenin geleceği için çaba, gayret ve fikri hazırlık içerisinde olması lazım” dedi.

YOZGATLILAR OLMASAYDI OLMAZDIK

Çamlık TV’de Tarık Yılmaz ve Basri Akdağ’ın hazırlayıp sunduğu Ramazan Özel programına konuk olan Türk siyasetinin önemli isimlerinden TBMM eski başkanı Cemil Çiçek, önemli açıklamalarda bulundu. Her bir Yozgatlının üzerlerinde hakkı olduğunu dile getiren Çiçek, “Yozgatlılar olmasaydı biz olmazdık. Her Yozgatlı hemşehrimizin bizim üzerimizde hakkı vardır. Oranın ekmeğini yedik, suyunu içtik. Söyleyeceğimiz bir söz varsa Yozgat ile ilgili onu söylemek lazım, yapacağımız bir iş varsa Yozgat için onu yapmak lazım. Ama bir şey de yapmamak lazım. Yozgatlının başını önüne eğdirecek yanlışı yapmamak lazım” dedi.

VİCDANIM İLE YAPTIM

Çiçek, siyaset ile uğraşanlarının büyük sorumlulukları olduğunu belirterek, şunları söyledi; “Ben siyaseti bu sorumluluğu vicdanımda duyarak yaptım. Hizmet devlet eli ile devlet imkanı ile yapılıyor. Biz de bu imkan ölçüsünde kendi hemşehrilerimizin imkanına sunmaya çalıştık. Ama öbür söylediğimiz bizim elimizde olan bir şey. Yani Yozgatlının başını önüne eğdirmemek lazım. Hele hele günümüzde herkesin ne yaptığı ne ettiği belli. Biraz daha sorumlu davranmamız gerekiyor. Ben 1965 yılından bu tarafa siyasetle uğraşıyorum.”


KARIŞTIRMAMAK GEREKİYOR

“Siyaset ile particiliği karıştırmamak gerekir” diyen Çiçek, “Bizim hemşehrilerimiz daha çok particiliğe yatkındır siyasetten ziyade. Benimki iyi seninki kötü. Her partinin kendine göre eksik yanları, iyi yanları vardır. Demokrasinin gereği bu ama siyaset ülke için yapılan işin adıdır. Bir ülke daha iyi nasıl yönetilebilir. Bugün bulunduğu noktadan daha iyi bir yere nasıl getirilebilir her aydının, her okumuşun, her kravat takanın ülkenin geleceği için çaba, gayret ve fikri hazırlık içerisinde olması lazım. Bu manada baktığımda ben 1965 yılından bu tarafa ülke meseleleri ile uğraşıyorum. Bazen bir öğrenci kimliği ile bazen bir meslek daha sonra da bir parti çatısı altında görev yapmak sureti ile bu demek oluyor ki 57 senedir aşağı yukarı ne yapıyorsak ne söylüyorsak ülkemiz için tabiatıyla da ekmeğini yediğimiz suyunu içtiğimiz hemşehrilerimiz için yapıyoruz, söylüyoruz” şeklinde konuştu.


SÖZÜN DE İŞİN DE DOĞRUSU

Siyasetin pek çok tanımı olduğunu kaydeden Çiçek, şöyle konuştu; “O nedenle de siyasetin pek çok tanımı var. Yozgat’a özgü tanımını da ben yapıyorum. Siyaset lafın doğrusunu söylemek, işin de doğrusunu yapmaktır. Eğer kürsülerde meydanlarda lafın doğrusunu söyler, işin de yanlışını yaparsanız bu siyaset değildir. Her ikisi birlikte olduğu zaman o anlamda yapılan siyaset ülkeye, bölgeye hepimize fayda getirir. Sözün doğrusunu söylemek bir kere Allah’ın emri. İnancımızda da insanların doğru, dürüst, güvenilir olması Allah’ın emri peygamberimizin de tavsiyesidir. Siyasetçinin ayrı bir dini, mezhebi, cenneti cehennemi olmadığı için sade vatandaş bu tür hükümlerle yükümlü ise siyasetçinin de bunlara biraz daha fazla dikkat etmesi lazım. Maalesef Türkiye’de bu işler biraz yanlış yerden tutulduğu için ‘siyaset icabı olur’ deniyor. Sade vatandaş için uygun olmayan, yakıştıramadığımız şeyleri siyasetçiye yakıştırabiliyoruz. Böyle bir siyaset anlayışının Türkiye’ye getirebileceği hiçbir fayda yok. En başta kişinin kendi karakterine zarar verir. Ahlakına zarar verir. O tür yapılan bir siyasette siyasetin kendine zarar verir. Maalesef siyasetin böyle bir algılanması var. Bir kez daha söyleyelim siyaset sözün doğrusunu söylemek için doğrusunu yapmaktır.”


TECRÜBE BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR

Siyasette tecrübenin büyük önem taşıdığını anlatan Çiçek, “Siyasette iki tür çıkış var. Bir dikey çıkış yani basamakları teker teker çıkanlar var. Biz geldiğimiz yer neresi ise oraya sürünerek gelmeye çalıştık. Bir de yatay geçiş yapanlar var. Yani dün bürokrat şartlar getirir kendisini siyasette bulur. Bu ikisi siyasette üslup itibarı ile de icraat itibarı ile de çok fark eder. Ben siyaseti dikey çıkış yapanlardanım. Siyasetin her kademesinde sorumluluk taşıdık. Bunun sayısı faydaları var. Siyasetin yol haritasını tecrübe tayin eder. Tecrübe yoksa siyaset çok yavandır. Tecrübe insanların ve toplumların yaptıklarından ve yaşadıklarından elde edilen bilgidir. Yani bedeli ödenmiş bilgidir. Eğer dikey çıkış yapmadıysanız işin bu kısmında eksiklikler oluyor. Tecrübe siyasetin yol haritasıdır. Yaşadıklarımızdan yola çıkarak bunları söylüyoruz. Siyaset tecrübesinden yeteri kadar istifade edilmediğini düşünüyorum. Bu da bizi milletlerarası yarışta geride bırakıyor” diye konuştu.

KÜÇÜK YERLERDE ZOR

Çiçek, küçük yerlerde siyaset yapmanın zorluğundan bahsederek, “Elbette insanların bir kısım problemleri olabilir. Bunun çözümü olarak da siyaseti görebilir. Siyasetin bir kötü kullanımı var. Tabi particiliğin getirdiği kötü bir gelenek var. Genel siyasetin değil. Tabi bu başka vilayetlerde de var. Bunu sadece Yozgat’a indirgememek gerekiyor. ‘Benim oğlan liseyi bitirdi geldi imtihan kazandır’ böyle bir düşünce var. Bu ne kadar ahlaki. Bunu yaparken kaç kişinin hakkına giriyoruz. Ne kadar adalet bu? Sonra da bu ülkede adalet yok diyoruz. Adalet deyince sadece mahkemelerin dağıttığını kabul ediyoruz. Halbuki hayatın her tarafında adalet var. Adalet hakkı olana hakkı olduğu kadarını vermektir. Evvela benden bir şey isterken hakkınız olacak. Şimdi 90 puan alan var senin çocuk 55 almış. E yapmadığımız zaman da işimiz düştü yapmadı derler. Bir kez daha yinelemek istiyorum ki siyaseti hakkı ile doğru sözü söyleyerek ve doğru işi yaparak icra etmek gerekiyor” diye konuştu.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.