Altın 6370.62 %0.43
BIST 14421.15 %0
Dolar 46.4342 %0.04
Euro 53.4447 %-0.35
Sterlin 61.48 %0.01

'Üreten yaşarsa tüketen yaşar'

'Üreten yaşarsa tüketen yaşar'

Yozgat Çamlık Gazetesinin esnaf konuğu Numan Kılıçaslan oldu. Kılıçarslan’a mesleğinde geçmişten günümüze yaşadığı değişimleri sorduk. Yozgat’ta çocukluk yıllarından bu tarafa ticaretin içerisinde olan Kılıçarslan, dünden bu güne Yozgat ticaretini anlattı.

Kılıçarslan, açıklamasına ilk olarak hizmetlerinden dolayı Yozgat Belediye Başkanı Dr. Kazım Arslan’a teşekkür etti.
Kılıçarslan; “Belediye Başkanımız Sayın Kazım Arslan Beye 5 yıllık hizmet süresinde yapmış olduğu hizmetlerinden, katkılardan dolayı teşekkür ederim. Belediye Başkanının nasıl çalışkan olabileceğini, bir ilin çehresinin değişimine nasıl katkı sunacağını, 5 yıllık hizmet süresinde uygulamaya koyduğu birbirinden kıymetli projelerle, gerçek bir Şehrül Emini olduğunu bize göstermiştir. Belediye Başkanımız Sayın Kazım Arslan’a bundan sonraki yaşamında başarılar dilerim” dedi.
Esnaflığın tanımını yapan Kılıçarslan’la yaptığımız sohbetimizin detayları şu ana başlıklardan oluşuyor:
ESNAF DEMEK;
El sanatları, küçük sermayeli ticaretle geçinen kimselere verilen genel addır.
“Esnaflık” hayatında ticaretin T ‘sini yapmayan kişilere basit gelir, Esnaf çok kısa bir tabirdir ama mücadelenin, ayakta nasıl kalacağının temelini oluşturur. Bozdepeli Memduh, Celal Ayerdem, Topal Hamza-Karadurağın(Durak Taşkın) Kayın Babası Petrolcü-Müteahhit, Faytoncu Mehmet Ağa, Kadayıfçı Adil, Saatçi Ahmet Kadıoğlu, Bacanlıların Cemil ve Celil, Berber Asım Abi- Çantasıyla işini yapardı, Manifaturacı Ali Rıza, Yumurtacıların Hasan oğlu Erdal Abi, Manifaturacı Mehmet, Sıddığın Kemal –Durak Duyar, Burhan Nefesli ayakkabı tamirat malzemeleri toptan satardı, Hüseyin Coşgun, Allah Nur içerisinde yatırsın Yaşar Uğur, Görpeliler, Hacı Özsümer, Lokantacı Hacı Ozan, Lokantacı Kel Osman, Fırıncı Şinasi, Salih Sayar, Hamamcıoğulları, Irgatoğulları, Tiftik ve Yüncü Hafız Hasan Hüseyin- Noman, Gazi- Münüp Nurdoğdu, Yüncü Kör Ali, Bıçakçı Mehmet Amca, İGS İlhan Kamanlı, Zahireci Metin, Zahireci Onbaşı Ali, Mustafa Keseroğlu, Zafer Özışık-GİMAT, Cengizler, Dövizci Yaşar Güder, Bekir Nurdoğdu demektir. Daha sayamadığımız Hakkın Rahmetine yürümüş irili ufaklı onlarca işletmenin sahipleri demektir. Yeri gelir Berber Yusuf, Diban Oğlu Mehmet, Terzi Yaşar, Tuhafiyeci Celal, Yeri gelir Yakup Alper, İsmail Tokatlıoğlu, Teğmen Darı, Kuyumcu Peri, Nalbant Şemi, Nalbant Turan, Kasap Nafiz Yazıtaş demektir. İsmini yazamadığım veya bilmediğim çok kişi var. Tek başına mücadele, emek demektir.
Eskiden esnaflık; yardımlaşma, zorlukların üstesinden birlikte gelme, dürüstlük, mertlik demekti. İmece demekti. Ahilik demekti. Kendisi siftahını yaptıktan sonra gelen müşteriyi komşusuna göndermek demekti. Zorda kalan komşusuna yardım demekti. Acısında, mutluluğunda paylaşmak demekti. Kısıtlı Sermaye ve iş gücünü “iş gücü derken tek başınasındır” en iyi şekilde kullanmak Namerde Muhtaç Olmadan yaşamak demekti. Şahsi İhtiyaçlarını erteleyerek, yaşlılık ve çocukları için ufak tefek yatırımlar yapmaya çalışmak demekti.
Şimdi bunların hiç birisi kalmadı. İnanın 35-40 yıl önce harislik, kıskançlık, onda olmasın bende de olmasın, nemelazımcılık yoktu. Ticaret Büyük Camii’nin etrafında dönerdi. Şimdiki kuyumcular çarşısında insanlar yüz binlerce mark hava parası vererek dükkan tutarlardı. Ticaret canlı, kazançta bereket vardı.
İnsanların teknolojik ödemeleri yoktu. Telefon, İnternet, Cep Telefonu, Kredi Kartı aidatı, Apartman aidatı gibi insanların kazançları ceplerine kalıyordu. Gösteriş, debdebe, şatafat yoktu. Herkes sermayesini artırmak, ticaretini büyütmek derdindeydi. Dışarıya mal satıp para getirme derdindeydi. Ya şimdi. Yozgat’a yaptığı işle dışarıdan para getiren kaç esnaf kaldı ki. Her ailenin teknolojiye ödediği aylık para minimum 500-600 TL. Diğer harcamaları ekleyince insanlar nasıl tasarruf yapsın. E- alış-veriş ile küçük esnafın yaşama şansı hiç kalmadı. Bakın hepsi birer birer kapanıp gidiyorlar. Ayakta kalmaya çalışan esnafımıza da Allah yardım etsin. Ama zor.
ÇIRAKLIK DÖNEMİM;
Çıraklığa 1979- 1983 yıllarında Dede, Dayı işletmelerinde çırak olarak başladım. Yaz tatillerinde aile büyüklerimin işletmelerinde deri, yün ve tiftik, kayısı çekirdeği (ilaç sanayisinde kullanılır), ay çekirdeği, nohut, mercimek vs alıp satım işlerini öğrenerek geçti. Konu Ekmek Parası olunca “Üşenmeden her işi yapmamızı öğrettiler” büyüklerimiz.
Eskiden Tiftik Keçi ve Dericilik çok güzel bir işti. 1 kg Tiftik 1 gram altın demekti. Yanlış hayvancılık politikaları yüzünden bu değerimiz elimizden uçup gitti. Köylü için çok önemli bir gelir kapısıydı Tiftik Keçisi artık yok oldu. Şimdi deride Rusya ve Çin, yün işinde (giyim sanayi, kumaş) de Avustralya ön planda. Büyük babam ve kardeşleri Boynerlere ( eskiden boynu eğri zedeler derlermiş) çok Tiftik satarlardı. Yani bu günün tabiri ile ihracat yaparlar Yozgat ekonomisine büyük ekonomik girdi sağlarlardı. Şimdi kaldı mı?
88-89 yılında Liseyi bitirdim ve Yozgat’ın girişindeki Hububat Pazarında Dayımın Oğlu ile ortak çalışmaya başladım. Hububat işi çok güzel ama çok takip isteyen bir işti. Aldığınız ürünü hızlıca satmak zorundasınız. Bir anda bütün sermayenizi kaybetme riski vardır. Yani çocukluktan gelen mesleği devam ettirdim.
Artık Yozgat’ın hububat pazarı bile kalmadı. Yozgat’ın hububat pazarının olmaması çok büyük bir eksikliktir. Yetkililer bu Hububat Pazarı sorununu çözmeli. Şehrimize Salı-Çarşamba pazarında ürününü satmak veya alış veriş yapmak için köyden gelen insanlarımızı şehir girişinde trafik-jandarma vs. ile durdurup korkutup kaçırmayı bırakmalıyız. Bu şehrin sahipleri önce köyde yaşayan insanlarımızdır. Onlar üretecek ki biz ucuz tüketeceğiz. Onlar para kazanacak ki ihtiyaçlarını şehirden daha rahat karşılayacak. Bakın yakın köylerimiz artık, Sorgun’a, Yerköy’e, Alacaya, Sungurluya gidiyor. Bu saydığım yerde şimdi ticaret çok daha canlı. Bu ayıbı yetkililerimiz engellemeli Köyde yaşayan insanlarımız rahatça ilimize girmeli.
1990 yılında geçirdiğim bir iş kazası bana Üniversitenin yolunu açtı.
1991 yılında Kütahya İktisadi İdari Bilimler Fakültesi İşletme bölümünü kazandım. Orada 1995 yılında mezun olarak tekrar Yozgat’a döndüm.
“MEDİKALCİLİK İŞİNE GİRDİM”
1995 yılında aile bireylerimle Kılıçarslan Medikal olarak faaliyete başladık. 2001 yılına geldiğimizde ailemizi temsilen kardeşim Selim Kılıçarslan ve ortağımız rahmetli Muammer Abdulkerim Karadeli MM Medikal LTD. ŞTİ’yi kurdu. Bende bu şirkette yönetici olarak 2013 yılına kadar çalıştım.
MM Medikal Ltd. Şti bir yıldız’dı. Yozgat’ın Sağlık alanında yüz akıydı. Yozgat iline 2002-2012 yılları arasında Kırşehir, Nevşehir, Çorum, Tokat illerindeki almış olduğu ihalelerden Milyonlarca lira getirmiş ve Yozgat İli Vergi Sıralamasında 10 yıl devamlı ilk 10 firma içerisinde yer almış müstesna bir kurumdu. Yozgat ilinde bir Küçük bir Esnaf yapısının nerelere gelebileceği üzerine üniversitelerde tez konusu olacak kadar büyük bir güçtü. Yozgat, Kırşehir, Nevşehir, Çorum, Tokat, Sivas, Kırıkkale illerine hizmet verecek kadar geniş bir ağ oluşturmuştuk. Takii..
2012 yılında maalesef kamusal alanda karşılaştığımız keyfi uygulamalar şirketimizin batmasına neden oldu. Ev Danasından Öküz Olmaz sözü” uygulamaya konulmuştu.
“HAKSIZLIĞA UĞRADIK”
Bütün davaları kazandık ama yorulduk. Enerjimizi bitirdiler. Bu haksız sürece Muammer A. Karadeli daha fazla dayanamayarak vefat etti Allah Nur içerisinde yatırsın. Çok kıymetli bir insan ve abiydi. İnanın çok özlüyorum.10 yılda büyüttüğümüz, küçük dsnaf adı altında yola çıkan 2,3 kişinin 30 yıllık emeği birileri tarafından keyfilikle batırılmaya çalışılmış bunda da başarılı olmuşlardır.
“10 MİLYON DOLAR YATIRIMI OLAN İŞLETME KAPANDI!”
O gün bugündür sağlık alanında 8-10 milyon dolar yatırımı olan Yozgat bölgesinde onlarca çalışanı ve yan sektörlerle yüzlerce kişiye iş ve aş sağlayan,100’ün üzerinde cihaz çalıştıran, İç Anadolu’nun yerel en büyük medikal firmalarından birisinin kapısına ağlaya ağlaya kilit vurduk. Bu aşamada kapısını çaldığımız, derdimizi anlatmaya çalıştığımız hiç kimseden destek görmedik. İnsana hiçbir şey koymuyor da ilgisizlik çok koyuyor. MM Medikal Şirketi yıllık 7-10 milyon dolar cirosu,180 ile 250 bin lira arasında ilimize vergi veren vergi sıralamasında 2002 yılından 2012 yılına kadar ilk 10 içerisinde olan Yozgat’ın sağlık alanındaki güzide en büyük firmasıydı. Rızkı verenin Yüce Yaradan olduğuna iman eden bir kul olarak, benim ve ailemin rızkının sorumsuz ve acımasız bir Bürokrat topluluğunun iki dudağının arasında olmasını kendime yediremedim.
“YEMİN ETTİM AMA CUMHURBAŞKANIMIZIN
ÇAĞRISINA DUYARSIZ KALAMADIM”

Yemin ettim. Ben bir daha Yozgat’ta elime çivi alıp toprağı bile karıştırmayacağım diye. 4 yıl bir şey yapmadım. 15 Temmuz hain, alçak kalkışması sonrasında Sayın Cumhurbaşkanımızın açıklamalarında ülkemizin içeriden ve dışarıdan kuşatma altında olduğunu özellikle belirttiler. Bu kuşatmadan kurtulmak için ekonomik yatırım gerektiği yönünde açıklamalarda bulundular. Bende bunun üzerine Yozgat’ın en merkezi yerinde arsama (vali konağının yanı) Türkiye’nin en lüks ve kaliteli yurtlarından birisini yapmaya karar verdim. Amacım Ülkemiz ve Yozgat ekonomisine bir katkım olur mu idi?
Allah’a şükür ki! Bu işi de burnumuzdan getirdiler. Yetkililer çağırsa da bir anlatsam.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısına her Türk evladı gibi kayıtsız kalmam mümkün değildi. Bende bu çağrıyı emir kabul ettim ve böyle bir yatırımı yaptım. Vah ki vah..
“KYK’NIN YURTLAŞMA ORANI TÜRKİYE
ORTALAMASININ ÇOK ÜSTÜNDE”

Türkiye genelinde KYK’nın yurtlaşma oranı yüzde %15-25 arasındadır. Bu oran Yozgat’ta %80 civarındadır. KYK Yozgat’ta son bir yılda 3700 kişilik ek yurt açarak şuanda 8 bin 700 kişilik yurt kontenjanına ulaşmıştır. Madem bu kadar yurt açacaktınız da bize neden bilgi vermediniz? Başka bir yatırım yapardık. Sermayemiz, alın terimiz boşa gitmezdi. Şehir merkezinde 13 bin civarında öğrenci var. Tahmini olarak bu öğrenci sayısının bin 500 e yakını kaydını yaptırıp donduran, Yozgat’a gelmeyen kişiler, bunun bin 500’e yakını tek dersten dolayı sınava gelen öğrenci grubu. Bunları da düştüğümüz zaman öğrenci sayısı 10-11 binler civarında.
KYK Yurtların büyük bir kısmı üniversite kampüs bölgesinde olduğu için öğrencilerin şehir ile bağları tamamıyla kopuk. Bu sebepten esnafımız çok sıkıntı çekiyor.
“SANAYİ SİTESİNİ YOLU KULLANAN
YABANCILAR BİLMİYOR”

Küçük sanayi sitesi ana yoldan 3 km uzakta, arada-derede olan, D-800 ana Yolunu kullanan sürücülerin bile haberi yok. Gidin bir bakın Sorgun’un sanayisine. Yolun kenarında. Oradaki esnaf randevu sistemi ile çalışıyor. O kadar çok işi ve kazancı var ki. Her türlü teknolojik aleti rahatlıkla temin ederek kendisini ve ticaretini ileriye taşıyor. Ya bizim esnafımız. Kan ağlıyor, kan..
Bu tür yatırımlar diğer illerde mümkün olduğu kadar anayol kenarına yapılır ki şehir psikolojik olarak büyüsün gelişsin diye. Ne yazık ki ne Üniversitemizden, nede OSB’den nede Sanayi Sitemizden beklediğimiz enerji ve katkıyı bir türlü alamıyoruz. Aralara, derelere yapılan yatırımlar ilimizi bir türlü büyütmüyor.
“SAYIN VALİMİZDEN DESTEK BEKLİYORUZ”
Valimiz Sayın Kadir Çakır görevine yeni başladı. Üstün başarılar diliyorum. Sayın Valim; İnanın Yozgat’ın esnafı çok zor durumda. Diğer iller ekonomik krizi bir yaşarken Yozgat esnafı 5 kat yaşıyor. Gelir yok, ticaret yok. Bu konuda valimizin sağduyusuna, devlet terbiyesine canı gönülden inanıyorum. Çankaya ilçesinde vermiş olduğu hizmetlerin İnşallah daha fazlasını İlimize verir. Ortak akılı ön planda tutar, her sektörün temsilcileri ile bir toplantı yapar sorunlarımızı dinler. Eksikleri yanlışları görür. Sayın Valimizin mevcut bürokrasiye ellerindeki imkânları Yozgat’taki esnafın önünü açacak şekilde kullanmaları gerektiği yönünde emir vereceğine inanıyorum. Sayın Valim Üreten yaşarsa tüketen yaşar.
Lütfen üretenlerin yanında olun.
Bana bu imkânı sunan değerli Çamlık Gazetesi çalışanlarına çok teşekkür ederim.”

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.