Yozgat İl Müftüsü Ali Gülden: Rahmet kapılarının açıldığı ay
İl Müftüsü Ali Gülden, bir yönüyle ağır ibretlik sınavlarla, bir yönüyle rahmetin, bereketin, dirliğin, birliğin, bağışlanmanın, her türlü güzelliğin kapısının açıldığı bir zamanı yaşadığımızı söyledi.
İl Müftüsü Ali Gülden, bir yönüyle ağır ibretlik sınavlarla, bir yönüyle rahmetin, bereketin, dirliğin, birliğin, bağışlanmanın, her türlü güzelliğin kapısının açıldığı bir zamanı yaşadığımızı söyledi.
Tarık Yılmaz’ın hazırlayıp sunduğu Ramazan Özel programının konuğu olan İl Müftüsü Ali Gülden,
Ramazan ayının faziletlerinden bahsetti. Gülden, Hz. Peygamberimizin Miraç’a çıkmadan önce ağır bir sınava tabi kılındığını anımsattı.
Gülden’in konuşmalarından satır başları şöyle;
Namaz ile taçlandırıldı
Mekke’nin dar sokaklarında bütün Müslümanlar çepeçevre kuşatılmış. Yemeden içmeden diğer insanlarla iletişim kurulmadan, her türlü alışverişten bir insanların yapacağı bütün ilişkilerden sınırlandırılmış dar bir aradan geçerken aynı zamanda eşini kaybetmesi, amcasını kaybetmesi gibi ağır bir sürecin ardından Miraç gibi bir mükâfata gitmesi Rabbinin katına yükselmiş ve kendi miracını huzura varmakla ümmetinin miracını da namaz ile taçlandırmıştır. Biz de millet olarak böyle bir süreci tattık. Bir taraftan asrın depremleri, sel gibi afadların en büyüklerinden birisi ile yüzleştikten sonra Ramazan’a erişmiş olduk. Ramazan bütün gönüllere kaynaşma, dayanışma huzur gibi imkanıyla kapımızı çaldı. Zorluğun akabinin kolaylık olması gibi. Onun bitişiği kolaylıktır. Burada rabbimiz sabır tavsiye eder bizlere. Sabırla zorlukların üstesinden gelmeyi söyler. Bu sabrın içerisinde bizi biz yapan Müslüman Türk toplumu olarak bizi ayırıcı vasıflarımızı unutmadan onları yeniden dirilterek Ramazan’a ermemiz gibi. Birinci gün bereketli geçti. Sokaklara baktığımızda geçmiş ramazandaki vurdumduymazlığın biraz daha toparlandığı insanlarımızın çeki düzen verdiği, oruç tutmayan Müslüman kardeşlerimizin tutanların gözüne sokarcasına hatalarının ihmallerinin bu ramazanda az olduğuna şahitlik ettik.
Her insanın verecek bir şeyi var
Her insanın verecek bir şeyi vardır. Bunu da Hz. Peygamber yoldan geçerken gördüğün Müslüman kardeşine tebessüm alt sınırını böyle tanımlamıştır. Din kardeşine gülerek geçmek sadakadır diyor. Sadaka demek vermek demektir. Geniş çerçeveli bir Müslümanlar olarak bizler vermeyi hemen para vermek, mal, yiyecek içecek sınırlı alanlarla düşünüyoruz. Bu böyle bir şey değil., herkesin deprem bölgesine verecek bir şeyi vardır. Deprem bölgesi denildi. Ben camide sohbettir bir vesile olmadı. Cuma günü bunu söylemeye niyetleniyorum. Hassa’nın bütün sokaklarında gezdim ve duydum. Bizden Yozgat’a selam götürün diyorlar. Biz nereye gitsek 66 plaka görüyoruz. Bir ilçenin veya ilden gelen araba ile karşılaşıyoruz. Hassa Yozgat oldu. Biz onlara borçluyuz. Yozgat bizim kardeşimiz ifadesini farklı yaş ve cinsten insanlardan duydum. Bu Yozgat adına sevindirilecek mutlu olunacak bir durum. Gerçekten Yozgat bu anlamda Hassa’yı kaldırdı, dokundu. Dokunmadığı bir yer bırakmadı desek yeridir. Bu da felaket anında sözün değil fiilin, pratiğin, tavrın sonuçlarıdır. Bütün Yozgatlı kardeşlerimize duyarlılıklarından dolayı teşekkür ediyorum. Böyle bir zamanda dokunuş gerçekleşti.

Sürekli olmalı
Oradaki felaket bir defa dokunup hallolacak bir durum değil. Çünkü insanlar yarına ait bütün hesaplarını yaparken bir gecede bütün hesaplarının alt üst olduğunu düşünün. Evinizi, arabanızı, canınızı kaybettiniz. Böyle bir zamanda bir dokunuş gerçekleşti. Bu dokunuş önemli bir dokunuş. Gerçekten kardeşliğin rabbimiz Kuran-ı kerimde bizim kardeşliğimizden bahis de bir ayeti kerimde müminler kardeştirler. Bizde kardeş denilince aynı anne babadan kan kardeşliğini anlarız. Rabbimiz bize daha kaynaştırıcı., birleştirici arada ırk, millet, toplum,. Bölge farkını ortadan kaldırarak dinde birliktelik varsa siz kardeşsiniz der. İkinci bir ayette de onlar birbirine merhametlidir derler. Birisinin acısını diğeri duyar. Siz iyilikte birbirinizle yardımlaşır der başka bir ayette. Kötülükte yardımlaşmayın. Yıkıcı değil yapıcı olun. Deprem bir çırpıda bütün binaları yıktı. Ama yapmak yıllar alacak. Müminler bir binanın tuğlalarıdır diyor Peygamberimiz. Binaların geçerler, birbirlerini tutarlar. Bizde bir ülkenin içerisindeyiz. Hepimiz bu şuurun içerisindeyiz.
Depremzedelerimizi unutmayalım
Ramazan bütün bu hatırlatmaların içerisinde Hz. Peygamber bize dedi ki ‘şarktaki mümin diğer müminin acısını hisseder’ dedi. Yani kişi ‘komşusu açken kendini doyuruyor tok yatıyorsa o bizden değildir’ dedi. Şehirlerimizin her birinde gelmiş depremzedelerimiz var. Ramazan’da paylaşım ve dayanışma diyoruz. Önce kardeşliğin ne olduğunu idrak edeceksin ki arkasından dayanışmaya doğru bir yol alabilesin. Kardeşlik olmadan dayanışmayı gerçekleştirmek mümkün değil. Buradan giden her bir yardımın orada gönüllerde nasıl bir sevinç, teşekkür, kaynaşmaya neden oldu.
Deprem bölgesine gelen yardımlardan bir kutuyu açtık. Bir çocuğun koyduğu belli oluyordu. Kendi doğum gününde gelen eşyaları koymuş. Bir miktar para ve kağıt koymuş. Çocuk kağıtta babama bizim bir evimiz olsun derdim. Şimdi depremi gördüğümüzde her an evimiz elimizden gidebilir ve yıkılabilir. Depremzede kardeşlerimizin evlerini gördüm. Bende imkanım bu ne olur kabul edin diye bir not yazmış. O çocuk zihninde aslında sahip olunan malın mülkün kimsenin elinde kalıcı olmadığını fark etmiş. Bu vermenin ve paylaşmanın güzelliğidir. İnsanı mutlu eden şey alma değildir. İnsanı vermek mutlu eder. Sevgi denilen şey vermektir. Muhabbet, bağlılık, merhamet ve güzelliktir.

Devlet bütünüyle deprem bölgesindeydi
Her kurum kendinden bekleneni deprem alanında fazlasıyla yerine getirdi. Biz deprem denince aklımıza ilk gelen şey kurtarma. Kurtarma hayatta olanla ilgili bir konu. Doktorlarımız da çok hayati yön verdiler. Tırlar adeta Mercedes gibi yollarda destek verenlerin malzemelerini ulaştırmak için birbiri ile yarıştı. Hepsinin orada bir yeri ve karşılığı vardı. Devlet bütünüyle deprem bölgesindeydi. 11 ilimizde deprem ve yıkın varsa kalan 70 il oradaydı. Ülkemizin bir bölgesinde bu sıkıntılar oldu. Kalan bölgeler bu acıyı hissederek millet olduğumuzu, dar günde birbirine omuz veren, katkı sunan, acısını hisseden bir millet olduk. Yozgat bu anlamda gerek hassa bölgesinde gerekse Maraş’a da gittik. Maraş’a da Yozgat dokunuşları oldu. Aslında imkanlarımızın sınırları içerisinde ulaşabildiğimiz her noktaya ulaşmış olduk. Felaket bize kardeşlik kapısı açtı. Ne olduğumuzu ve ne olmamız gerektiğini yeniden hatırlattı. Doğru yerde durduğumuzun fotoğrafını da bize gösterdi.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.