Altın 6445.43 %1.61
BIST 14421.15 %0
Dolar 46.4315 %0.02
Euro 53.4853 %-0.27
Sterlin 61.5563 %0.13

Yozgatlı iş insanı Avukat Satılmış Şahin: Yönümüz hep Yozgat'a dönük

Yozgatlı iş insanı Avukat Satılmış Şahin: Yönümüz hep Yozgat'a dönük

Yozgat, bünyesinde barındırdığı zenginlikleri ile başarı hikayeleri ile ülkemizin önemli kentlerinden bir tanesi. Nice siyasetçiyi, edebiyatçıyı, önemli iş insanını yetiştiren Yozgat’ın bağrında yetişen ve önemli dönemeçlerden geçerek başarıyı yakalayan Satılmış Şahin.

Yozgat, bünyesinde barındırdığı zenginlikleri ile başarı hikayeleri ile ülkemizin önemli kentlerinden bir tanesi. Nice siyasetçiyi, edebiyatçıyı, önemli iş insanını yetiştiren Yozgat’ın bağrında yetişen ve önemli dönemeçlerden geçerek başarıyı yakalayan Satılmış Şahin. Hayat hikayesi zorluklarla, çabayla, çok çalışmayla, hep bir mücadele ile yoğurulan Şahin, bugün elde ettiği başarı ile de yolunu kaybetmeden, yönünü hep memleketine, memleketinin insanına Yozgat’a dönmüş.

Yozgat’ın dünyaya açılan kapısı Çamlık TV’de Yozgatlıların başarı hikayelerini anlatan Bizim Hikayemiz programının konuğu bu hafta Yozgat’ın yetiştirmiş olduğu kıymetli iş insanlarından Avukat Satılmış Şahin oldu. Şahin, Akdağmadeni İlçesi, Umutlu Beldesi’nden 27 yaşında ayrıldığını söyledi. “Gençlik resminin geçtiği topraklarımı Yozgat’ı çok seviyorum” diyen Şahin, “Rahmetli Nida Tüfekçi derdi ki ‘Kabe olmasaydı Yozgat’ı Kâbe diye tavaf ederdim’ ben de aynı yoğunlukta Yozgat’ı çok seviyorum” dedi.

Şahin’in başarı hikayesinden satır başları şöyle;

Şahin, 1970’li yıllarda Yozgat’tan ayrılmanın kolay olmadığını belirterek, “Umutlu Köyündenim. Anadolu’nun garip bir köyü. Babam çiftçilikle geçinir. 5 kardeştik. 2’si vefat etti. İlk okulu köyümde okudum. Arkasından eğitim hayatına devam etmek hemen nasip olmadı. Yokluk nedeni ile 3 yıl ara verdim. Keçi güttün, çift sürdüm, sap getirdim. 15 yaşına geldiğimde artık dedim ki bu topraklar bizi barındırmayacak. Başka bir şey yapmam gerekiyordu. Zeki bir çocuktum. Okulları hep birincilikle bitirdim. Hep okuma hevesim vardı. Babama söylüyordum ben okumak istiyorum diye. Maddi durumumuz el vermiyordu. Bir gece kaçtım. Saraykent’te akrabalarımız vardı. Oraya gittim ‘ben okuyacağım’ dedim. Beni orta okula kaydettirdiler. Bir ay kadar devam ettim. Ağabeyim nişanlıydı. Kayınpederi bir kazada vefat etti. Babama demişler ki ‘senin oğlan büyükmüş, bizde de kimse yok. Gelsin odunumuzu kessin. Çarşıdan ekmeğimizi getirsin. Biz de ona bakalım, burada Akdağmadeni’nde okusun, biz okutalım demişler. Babam beni aldı götürdü, Akdağmadeni’nde okula kaydettirdi. Üç yıl orada okudum. Sonrasında yine güçlük yaşadım. Parasız yatılı sınavlarına girdim. Yozgat İmam Hatip Lisesi’ni birincilikle kazandım. Sonrasında Amasya’da 2 yıl imamlık yaptım. Sonra 2 yıl askerlik yaptım, evlendim. Askerdeyken bir çocuğum oldu. Liseden mezun olduktan 8 yıl sonra sınavlara girdim. Rabbim’in lütfuyla İstanbul Hukuk Fakültesi’ni kazandım. Ben fakülteyi bitirinceye kadar 2 çocuğum daha oldu. Hem çalıştım hem okudum. Sonrasında da Allah nasip etti 5 yıl İstanbul Müftülüğünde çalıştım. İki kere hacca gittim. Sonrasında da ofisimi açtık. 32 senedir İstanbul’da avukatlık yapıyorum.

YAPTIĞINIZ İŞİ AŞKLA YAPACAKSINIZ

Ben başarıyı şuna bağlarım. Yaptığınız işi seveceksiniz. Ben 11 yıl Kayseri’de tuğla ocağında çalıştım. Sabah ezanından yarım saat önce işe başlarsınız yıldızlar çıktığında bırakırsınız. Akşam karanlığında gözünüz görmez artık. Bir günde 15 bin tuğla yapıyorduk. 15 ton çamuru elimden geçirerek yaptığım işti o. Ama seviyordum. Yaptığım tuğlama aşıktım. Keçi güttüm keçime aşık oldum. Okula gittim kalemime aşık oldum. Askere gittim askerlikte yaptığım işlere aşık oldum. Ne iş yaptımsa hep severek yaptım. Başarının sırrını sevmede buluyorum. Sabırla hedefinizi iyi belirleyerek yürüdüğünüzde Rabbim sizin yolunuzu iyi tayin edecektir. Ben de avukatlık mesleğini çok sevdim. Deseler ki meslek seçsen ne olmak isterdin diye. Ben yine Rabbim bunu nasip etsin derdim. Çünkü malzemesi insan. Düğüm atılmış sorunları olan insanlara yardım etmek. Dumanı tepesinden çıkan bir insan gelir sizin karşınıza onun derdini bir saat dinlersiniz. Ama bir saatin sonunda buradan rahatlamış bir şekilde yollarsınız. Ben bu mesleğin çok kutsal olduğuna inanıyorum ve diyorum ki mazlumun uzanıp alamadığı hakkı uzanıp alan kendisine teslim eden insandır avukat. Hak hukuk bilirseniz, Allah rızasını da bilirseniz Rabbim sizin yolunuzu açacaktır. Buna inanıyorum.

İLK DERNEĞİ KURDUK

İstanbul’a geldim araştırdım. Malatyalıların, Maraşlıların dernekleri var. Yozgatlıların derneği yok. Sene 1983. İki arkadaş sokağa çıktık. Yozgatlıları araştırdık. Gezdik, dolaştık 80 kişiye ulaştık. 1987 yılında ilk Yozgatlılar Derneğinin kurucu başkanıyım. O günlerde başladık. Dedik ki biz buradan Yozgat’a bir köprü olalım. Gelen Yozgatlıya sahip çıkalım, biz buradan oraya yönümüzü dönelim. Benim doğduğum toprağa da doyduğum toprağa da sorumluluğum var. Bu bilinçle hareket ettik. O günlerden başlayan bir çalışmadır. Her yıl birkaç kere giderim, araştırım. Yozgat’ın yazarlarına bakıyorum. Yozgat’ın tarihine, kültürüne, kendi köyümdeki gençlerine o insanların ellerinden tutma şansım var mı ona bakıyorum. Elimden geldiğince, gücüm yettiğince yardımcı olmaya çalışıyorum. Anne babam vefat ettiğinde kendi topraklarına götürdüm. Sılayı rahimden kopmamak için. Kur’an-ı Kerim’i açarsanız infakla başlar, infakla bitersiniz. Hayır hasenat infak dediğimiz şey. Bunun olduğunu görürsünüz. ‘Yetimin malını yiyen fakiri de doyurmaz’ ayeti var. Fakiri doyurmayan bir adam ayetini günde beş vakit namazda okuyacaksın buna sessiz kalacaksın. İnfak, iyilik kişiye yapılır. Ama reklamı yapılmaz. Bu düsturdur. Ama bazen de açıktan yapılmasında hayır vardır. Bunu insanların canını sıkmadan yapmak da hayır getirir.

ALLAH RIZASI İÇİN YAPILMALI

Bir öğrenciye burs verip sonra onu arayıp ya da davet etmekle kendinize minnet duymasını sağladığınızda bu hoş bir şey olmaz. Şunu düşünüyorum öğrencinin zengini olmaz. Bir öğrencinin elinde bir sinema bileti olursanız, ya da sabah içtiği bir kaşık çorba olursanız dünyanın en mutlu insanı sizsiniz. Böyle bir güzellik varken o çocukla irtibata geçip onlara minnet duyurmak, ya da siyasi bir amaç uğruna bu şekilde davranarak Allah rızasının dışına çıkmış olursunuz. Ondan dolayı o hassasiyeti düşünüyorum.

DEVAM EDECEĞİZ

Benim köyümde 100 hane var ki tek kişi yaşıyor. Göç vermiş. Yozgat sürekli göç veriyor. Gittikçe nüfus kaybı var. Köyler ortadan kalkıyor. O güzelim topraklar ekilmiyor, biçilmiyor. Sahipsiz kalıyor. O güçsüz ihtiyarlar o işi nasıl yapacaklar. Hatta belediye başkanı ile bir çalışma başlattık. Köydeki durumu kötü olan vatandaşlarımıza günlük ekmek dağıtıyoruz. İhtiyacı olan ihtiyacı kadar ekmek alıyor. Okulumuz var onlara destek oluyoruz. Farkındalık eğitimleri veriyoruz. Buradan üniversiteli gençler gönderiyoruz. Köpeğe vurmamayı, taş atmamayı, merkebe çivi dürtmemeyi öğretiyoruz. İnsanlara karşı tutumlarında eğitim veriyoruz. Bütün tutumlarını geliştirmeye çalışıyoruz. Benim köyümde ama bir kadın vardı. Köyde 4 tane güzel çeşmenin sahibi odur. Evlenmemiş, kör ama bir kadın dört çeşme yaptırmışsa ben neden yaptırmayayım, oradaki gençlere neden model olmasın. Hatta zekatlarını memleketteki fakire fukara hemşerilerine gönderdin. Yönümüz o yüzen Yozgat’a dönük. Bundan sonra da hep bu şekilde devam edecek.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.