Altın 6447.13 %1.63
BIST 14421.15 %0
Dolar 46.4291 %0.03
Euro 53.507 %-0.24
Sterlin 61.554 %0.13

Yozgatlı yazar Sevda Akyüz: “Devletin şefkat eli ile büyüdüm”

Yozgatlı yazar Sevda Akyüz: “Devletin şefkat eli ile büyüdüm”

Tarık Yılmaz’ın hazırlayıp sunduğu Yozgat Gündemi Programı’na konuk olan yazar Sevda Akyüz, yetiştirme yurtlarında büyüdüğünü ve 18 yaşında devlet kurumlarından ayrıldığını söyledi.

Tarık Yılmaz’ın hazırlayıp sunduğu Yozgat Gündemi Programı’na konuk olan yazar Sevda Akyüz, yetiştirme yurtlarında büyüdüğünü ve 18 yaşında devlet kurumlarından ayrıldığını söyledi. Üç aylıkken yuvaya verildiğini dile getiren Akyüz, yurtlarda güzel anıları olduğunu devletin şefkat eli ile büyüdüğünü söyledi.

Yetiştirme yurdu ve yuvalar aleyhinde yazılanların kendisini incittiğini kaydeden Akyüz, yaşadıklarını ‘Devletin kızı lülü’ kitabında anlattığını dile getirdi. Devlete olan görevini hiçbir zaman unutmadığı dile getiren Akyüz, “Kendi hikayemi harmanlayarak, bir çocuk olarak aslında dertleştim. Bir çocuk çocukken de birçok şeyi söylemek ister. Ama siz onu belli kalıplar içinde gördüğünüz için onu dinlemek istemezsiniz. Kitabı yazdım. Hakan Çeliksoy’la aynı yolda aynı dönemlerde kaldım. Kitabımda geçen bir çok hikayede ortak anılarımız var. Kitabımı asla yazmış olmak için yazmadım. Kitabımı yurtlarda kalan çocukların doğru anlaşılması için yazdım. Hani yaşadıklarımı yazdım ” ifadelerine yer verdi.

Devletin Kızı Lülü konusu: Anne babasının terk ettiği, onlarca kardeşi olan yalnız çocuklar. Kim nereli, bilmezdik, biz aynı yerde buluşturulmuş çocuklardık. Bulunup da kayıp eşya bürosunda sahibini bekleyen eşyalar gibiydi bazılarımız. Nasıl da özlüyordu minik yürekler, hiç de kabul etmiyorlardı unutulduklarını. Ha geldi ha gelecek diye düşünür, sonra yine dalarlardı oyuna, oyuncağa. Onu dört yaşındayken ablasıyla birlikte yuvaya getiren babasının, “Ben çarşıya gidiyorum, ne istiyorsunuz” dediği ve bir daha da dönmediği; Ancak on iki yaşında fark ettiği, bit barınmasın diye hep kısacık kesilen kıvırcık saçları yüzünden arkadaşlarının ona hitap ettiği adıyla Lülü… Devletin kızı…
‘Anne’lerimiz, “Anasının avutamadığı, babasının büyütemediği başımda” der, hırsla yıkardı bizi.
Onlarca çocuğun birbirine anne baba, abla abi olduğu, yürekleriyle, vicdanlarıyla sahip çıktığı, hayatta kalma çabasının, ait olma ihtiyacının, özlemin, utancın, korkunun, şiddetin büyük bir sevgi ve dayanışmayla iç içe geçtiği gerçek bir hikâye…

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.