Sayar, Yılkı Atı’nın yazılış sürecini ve arka planını paylaşarak, eserin etki bakımından babasının en önemli yapıtı olduğunu vurguladı.

1950’li yıllarda Yozgat’ta başıboş dolaşan at sürülerinden ilham alan Abbas Sayar’ın bu gözlemlerini romana dönüştürdüğünü belirten Sayar, “Babam, ‘Bu atlar artık işe yaramıyor’ denilerek doğaya terk edilen hayvanların özgürlük ve ölümle baş başa kalışlarını kaleme aldı” dedi.

“Yılkı Atı” İlk Kez Parça Parça Yayınlandı

Abbas Sayar’ın edebî üretim sürecine dair detaylar da paylaşan Prof. Dr. Sayar, öğrencilik yıllarında babasıyla yüzlerce mektup yazıştığını anlattı. “1947’den itibaren Yozgat’ta çıkan Bozok gazetesinde hem şiirleri hem de Yılkı Atı’nın hikâyesi parça parça yayımlandı,” diyen Sayar, babasının bu romanı kısa sürede yazdığını da ekledi: “Her gün yarım saat yazdım, 15-20 günde bitti’ derdi.”

Abbas Sayar

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nden Sincan’da Türk Musikisi Konseri:
Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nden Sincan’da Türk Musikisi Konseri:
İçeriği Görüntüle

Sol Görüşün Yükselişiyle Köy Romanları İvme Kazandı

1961 Anayasası sonrasında sol görüşün kültürel etkisinin artmasıyla birlikte köy romanlarının edebiyat dünyasında öne çıktığını belirten Sayar, Abbas Sayar’ın da bu akım içinde kendi özgün sesini bulduğunu ifade etti. “Piyasadaki romanları okudu ama hiçbiri onu tatmin etmedi. Sonunda Yılkı Atı’nı toparlayıp Can Yayınları’na götürdü,” dedi.

“Çelo” ve “Can Şenliği” ile Genişleyen Edebî Ufuk

Yılkı Atı’nın ardından Abbas Sayar, Yozgat ile Çorum arasında geçen bir toprak kavgasını konu edinen “Çelo” romanını kaleme aldı. Bu eser de tıpkı Yılkı Atı gibi ödüllerle taçlandırıldı. Sayar ayrıca, “Can Şenliği” adlı eserinin dil açısından en rafine roman olduğunu ve babasının Türkçeyi en iyi kullandığı metinlerden biri olduğunu söyledi.

Yayınlanmamış Eserler: “Otursa 25 Şiir Yazar Okurdu”

Abbas Sayar’ın henüz gün yüzüne çıkmamış çok sayıda hikâyesi ve şiiri olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Ahmed Güner Sayar, babasının şiir yeteneğini şu sözlerle anlattı: “Bir mecliste yıllardır görmediği biriyle karşılaşsa, oturur 25 şiir yazar, okurdu. Şaşırırdık. Hikâyeleri ve şiirleri Anadolu’daki çeşmeler gibi gür akardı.”

Muhabir: Rabia Sultan Sedef