Sözleri 'Çamlığın başında tüter bir tütün' diye başlıyor.. Yozgat'ın Efsanevi Aşk Hikayesi: Ziya ve Fikriye'nin Ölümsüz Türküsü!
Her bölgenin, her topluluğun kendi öyküleri, türküleri, aşk ve acıları vardır.
Türkiye'nin dört bir yanında, yüzlerce türkünün içindeki gerçek hikayeleri öğrendiğimizde, aslında o melodilerin ve sözlerin ne kadar derin anlamlar taşıdığını fark ederiz. İşte bu türkülerden biri de Yozgat'ın meşhur Ziya Türküsü.
Çamlığın başında tüter bir tütün;
Acı gormiyenin yüreği bütün
Ziya'nın atını bazara dutun
Gelen geçen Ziyam ölmüş desinler.
Bu türkünün hikâyesi, aşkın ve kaybın ne kadar iç içe olabileceğini anlatan dokunaklı bir öyküye sahip. Yozgat'ın Karacalar köyünde başlayan bu hikaye, genç bir delikanlı olan Ziya ve köyün güzel kızı Fikriye'nin aşkını anlatıyor.
At üsdünde guşlar gibi dönen yar
Gendi gedip emsalleri yanan yar
Ziya, Karacalar köyünün yakışıklı delikanlılarından biridir. Fikriye ise aynı köyden, kızlık soyadı Çevik olan bir genç kızdır. Fikriye'nin babası, Karacalar Köyü imamı Ali Hoca, Kızıltepe Köyü'ne tayin edilir. Fakat bu mesafe, Ziya ile Fikriye'nin aşkına engel olamaz. Ziya, nişanlısını görmek için sık sık at sırtında bu yolculuğu yapar. Bu yolculukları sırasında, kuşlar gibi özgürce dönen Ziya, Fikriye'nin gözünde adeta bir kahramana dönüşür.
Benim yarım yaylalarda oturur
Ak elini soğuk suya batırır
Demedim mi yârim ben sana
Çok muhabbet tez ayrılık getirir
Ancak her aşk hikayesinde olduğu gibi, bu hikayede de acı dolu bir dönemeç yaklaşmaktadır. Ziya, bir gün tarlasında ekin sularken üşütür. Karın ağrısı şikayetiyle doktora başvursa da, aldığı tedavi ona iyileşme getirmez. Genç delikanlı, bu hastalık yüzünden bir hafta içerisinde hayatını kaybeder. Ancak halk arasında, Ziya'nın ölümüne dair farklı bir rivayet daha vardır. Bu söylentiye göre; Ziya, iki köy arasında oynanan bir cirit maçında, ata binerken düşmüş ve bu kazada yaşamını yitirmiştir.
At üsdünde guşlar gibi dönen yar
Gendi gedip emsalleri yanan yar
Ziya'nın ani ölümü, tüm köyü yasa boğarken, Fikriye'nin acısı tarifsizdir. Onun bu derin acısı, kısa süre sonra kelimelere dökülür ve Ziya Türküsü'nü doğurur. Bu ağıt, tam tamına 30 kıtadan oluşmaktadır. Fikriye'nin içindeki bu yanardağ gibi sevda ve acıyı, Ziya için söylediği bu türküyle tüm Yozgat'a ve ülkeye duyurmuştur.
Ham meyveyi kopardılar dalından
Ayırdılar beni nazlı yârimden
Demedim mi nazlı yârim ben sana
Çok muhabbet tez ayrılık getirir
Yıllar geçse de Ziya ve Fikriye'nin hikayesi, Yozgat'ta hala en çok sevilen ve söylenen türkülerden biri olarak yaşamını sürdürmektedir. Bu türkü, sadece bir melodiden ibaret değil; aynı zamanda aşkın, acının ve ölümsüz bir sevginin hikayesidir. Yozgat'ın bu eşsiz türküsü, dinleyen herkesi derinden etkileyen bir hüzünle sarar ve onları Ziya ile Fikriye'nin unutulmaz aşk hikayesine davet eder.
At üsdünde guşlar gibi dönen yar
Gendi gedip emsalleri yanan yar
Kaynak:Haber Merkezi
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.