Yozgat'ın Hafızasına Işık Tutan Makale: Yozgat'ta Bir Hezarfen Büyük İlgi Görüyor
Prof. Dr. Nihat Boydaş'ın kaleme aldığı "Yozgat'ta Bir Hezarfen" başlıklı makale, Yozgat'ın yetiştirdiği önemli isimleri, kültürel birikimini ve vefa duygusunu edebiyat, tarih ve düşünce ekseninde ele alıyor. Makale, Dr. Ali Şakir Ergin'in hayatından hareketle şehrin entelektüel mirasına dikkat çekiyor.
Yozgat'ın yetiştirdiği değerli bilim insanlarından Prof. Dr. Nihat Boydaş'ın kaleme aldığı "Yozgat'ta Bir Hezarfen" başlıklı makale, yalnızca bir anı yazısı olmanın ötesine geçerek şehrin kültürel hafızasına, vefa geleneğine ve yetiştirdiği münevver isimlere ışık tutuyor. Dr. Ali Şakir Ergin adına hazırlanan vefa kitabından yola çıkan Boydaş, makalesinde Yozgat'ın ilim, sanat ve fikir dünyasına kazandırdığı isimleri, geçmişten günümüze uzanan kültürel zenginliği ve unutulmaması gereken değerleri etkileyici bir üslupla okuyucuyla buluşturuyor. Özellikle Yozgat'ın entelektüel kimliğine yaptığı vurgu, makaleyi şehir tarihine ilgi duyanlar için önemli bir kaynak niteliğine taşıyor.

Prof. Dr. Nihat Boydaş'ın kaleme aldığı yazısı şu şekilde;
YOZGAT’TA BİR HEZARFEN
Geçen yılın sonlarına doğru, dostumuz, üstadımız, meslektaşımız sayın Dr. Ali Şakir ERGİN’ i tanıyanlar sevenler Yozgat’ta bir araya geldiler. Bereketli ömrünün seksensekizinci münasebetiyle YOZGAT’TA BİR MÜNEVVER adlı bir anı / vefa kitabı yayınladılar. Yozgat Yozgat olalı kalpleri, gönülleri aynı düşünce sevgi saygı ile çarpan dostlara ev sahipliği yapmış mıdır bilmiyorum. Ben rahatsız olduğum için çok istememe rağmen bu toplantıya katılamadım. Yayınlanan kitapta Ergin Hocayı tanıtan takdir eden, çok değerli çok yönlü yazılar var. Yazarların hemen hemen hepsi belli bir yaşın üstünde gün görmüş, hayatın her safhasını idrak etmiş insanlar. Mesela Dr. Mehmet GÜNEŞ bir hayli uzun, arka planı derin yazısında daha önce duymadığım bilmediğim bir mısraya yer vermiş.
Kesb-i hüner alemde değildir hüner
Ancak ehl-i hünerin kadrini bilmekte hünerdir.

Dr. Mehmet Güneş tıp doktoru mutasavvıf bir yazar çok yönlü bir kişilik. Eskiler ne demişler; Tıbbiyeden her şey çıkar, arada bir doktor da çıkar! Bu birkaç elif miktarı susulacak söz. Dr. Güneş gibi polimat değerler için söylenmiş olmalı. Bu tür susmaların sırasında İbn-ül Emin, Suheyl Ünver gibi büyüklerimizi hatırlarım. Başkaları da vardır ama ben bilmiyorum. Koca Ragıp Paşa’nın bu şiirinin anlamını destekleyen şiirler,sözler olaylar da vardır mutlaka. Mesela şair Eşref, Neyzen Teyfik, Ö.Ferit Kam’ın şiirleri ve hicivleri de var. Kendimi eleştirirken

Bilirsin ki bilmezsin
Bir bilene sormazsın
Korkarsın ki sorunca
Bilirler ki bilmezsin der
bilmemenin sorumluluğundan kurtulurum.

Dertli’nin muhayyer makamında bestelenen her hanende ve sazendenin severek söylediği, (İbn-ül Emin’in zengin Türkçesiyle okudukça dinledikçe) divane olduğum divanını kim bilmez?

Ok gibi hublar beni yaydan yabana attılar
Bilmediler kadrimi ucuz bahaya sattılar
Bu dizelere Baki, Şeyh Galip’in sözleri de ilave edilmeli. Hazır sırası gelmişken, elim dilim değmişken Yozgat hakkında haksız dedikoduları da ihmal ve imhal etmeyelim. Yirminci yüzyılın başlarında Yozgat’ı ziyaret eden Nevşehirli müteşair yüksek mimar Numan KIYAt o günlerin Yozgat’ı için şöyle söyler.

O vakitler Yozgat orta anadolunun parisiydi benim aşk mektebim Yozgat’tır fazla tafsilata girmem aşk ehli ne dediğimi anlar diyor.

Sabahattin Ali’nin Yozgat hakkındaki düşüncelerine katılmıyorum. Onu sevenler varsın ğöye çıkarsınlar. Bu sevdada ben yokum. Yozgat’ta görev yapan Resim Öğretmeni Cemal BİNGÖL ile Sabahattin Ali’nin yaptıkları mukayese edilsin. Cemal BİNGÖL öğrencilerinin resimlerini Londra’da sergilemiş. Dünyaca ünlü sanat eğitimcisi H.Read sergiyi değerlendirmiş. Cemal BİNGÖL kendini değil, görev yaptığı toplumu düşünür, S. Ali kendini! Onun Yozgat hakkındaki görüşleri narsist bir kişilik kompleksi sınırları içinde değerlendirilmelidir. Yozgat da görev yapan master hocalarım Prof. Dr. Kenan AKYÜZ , Prof. Dr. Gülseren GÜNCE derslerinde hiçbir zaman Yozgat’ı öteleyip kötülemediler.

Katip fena bulur , gene asar-ı hamesi baki kalır sahife-i alemde bir zaman.
Yani söz uçar yazı kalır. Sınıf arkadaşım, meslektaşım, toprağım N. Gülsen KÖKTÜRK. Babası A.Rıza KÖKTÜRK’ün hatla meşgul olan bir öğretmen hezarfan olduğunu söylemişti. (1912-1996) Ali Rıza Bey ilk ve orta tahsilini Yozgat’ta okumuş. Sonra Ankara Hukuk Mektebini ardından Çapa Muallim Mektebini bir yıl devam ederek öğretmen olmuş. Yozgat’ın köylerinde, Çandır’da öğretmenlik yapmış. Emekli olduktan sonra Ankara’ya göçmüş bütün gücünü ve zamanını hat çalışmalarına vermiş. Yetenekli becerikli bir öğretmen. Miri malı olan (yapma) istifler çok titiz, tekrar, ahenk, zıtlık, birlik gibi estetik ilkelere uygun. En güzelleri sanırım Hacı Bayram caminde elinden alınmış! Hattatlar ne söylersen ona kani, ne verirsen ona şakirdirler. Gülsen’in bana gönderdiği bilgi ve belgeler arasında Fedai adlı bir şairin Yozgat hakkında yazdığı Koşma’sı da var. Bazı istifleri ya da kompozisyonları okumakta güçlük çektim. Bereket versin ki yazmaktan çok okumaya say ettiğim için yardımcı kaynaklarla okudum. İstifler arasında çok başarılı bulduğum kopyaları fazla tafsilata girmeden sıraladım. Fedayi’nin koşmasını da ekliyorum.

KOŞMA
Bozulmuş yârimin gülşeni bağı
Varsın yaprakları har olsun gayri
Dumanı gark olmuş ovası bağı
Bülbülleri matemzar olsun gayri
Vuhuşu tuyuru mateme boyansın
Dağ ile taşı kara donansın
Hanı , hanumanı ateşe yansın
Yansın Yozgat şehri nar olsun gayrı
Yıkılmış yârimin köşkü sarayı
Münhezim olmuş insan alayı
Affet Fedai olan bunca belayı
Yansın Yozgat şehri nar olsun gayrı

Geleneksel sanatlar içinde hat sanatının ayrıcalıklı bir yeri var. Bu konuda yazılan kitaplar hep aynı ‘’hikayeyi’’ tekrarlarlar. Başta son Hattatlar olmak üzere hiç birinde Hattın problemi ele alınmaz. Zaman ve mekan sanatlarının hepsinde ‘’hatta’’ evrende varlığın, olguların temeli olan tekrar , ahenk , değişiklik , zıtlık-birlik gibi tasarım ilkeleri hattın estetiğini oluşturur. Biliyoruz ki temelinde gelenek olmayan hiçbir şey gerçekten yeni değildir. Ali Rıza KÖKTÜRK hocamızın çalışmalarını gelenek açısından da bakılmalıdır.

KAYNAKLAR
1-A.Talat ONAY Divan Şiiri Sözlüğü
2- İbn-i Haldun Mukaddime
3- Mevlana Celaleddin. Mesnevi
4- T.S. ELİOT. Edebiyat Üstüne Düşünceler
5- Y.Kemal BEYATLI. Kendi Gök Kubbemiz
6- Hikmet DİZDAROĞLU. Dilcilere Saygı
7-N.S BANARLI. Türkçenin Sırları
8-C. BİNGÖL. Resim Nedir Nasıl Yapılır Nasıl Öğrenilir
9-ERGİN Ali Şakir Yozgat’ta Bir Münevver
Not : Bu çalışma da yardımcı olan torunum Özkan YILDIRIM , Gökçe Sinem YILDIRIM , Ertuğrul KAPUSUZOĞLU’ a teşekkür ederim.

Kaynak:Haber Merkezi
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.