Yozgat’ın Manevi Mimarlarından Hafız Haşmet Doğar Efendi: İlmi, Tasavvufi Kişiliği ve Din Hizmetlerine Katkıları
Yozgat’ın köklü ilim ve irfan geleneğinde önemli bir yere sahip olan merhum Müftü Hafız Haşmet Doğar Efendi, hayatı boyunca hem din hizmetlerinde hem de talebe yetiştirmede örnek bir şahsiyet olarak hafızalarda yer etti.
1896 yılında Yozgat’ta dünyaya gelen ve 1968 yılında vefat eden Haşmet Doğar Efendi; müezzinlikten imamlığa, vaizlikten il müftülüğüne uzanan hizmet hayatıyla Yozgat’ın dini ve kültürel tarihinde derin izler bıraktı. Düzenlenen sempozyumda konuşan Dr. Akif Göçmen, Haşmet Doğar Efendi’nin hayatını, ilmî şahsiyetini ve Yozgat’taki din hizmetlerine katkılarını belgeler ve sözlü tarih kaynakları ışığında anlattı.
Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Uzanan İlim Geleneğinin Temsilcisi
Sempozyum konuşmasında Yozgat’ın Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan süreçte güçlü bir dini kültür merkezi olduğuna dikkat çekildi. Medrese geleneğinden yetişen alimler, mutasavvıflar ve münevverlerin Yozgat’ın dini kimliğinin oluşmasında büyük rol oynadığı ifade edildi.
Bu önemli isimler arasında Mehmet Hulusi Akyol, Ahmet Şevki Ergin, Ömer Lütfi Zararsız ve Fazlı Lekesiz gibi alimlerle birlikte Hafız Haşmet Doğar Efendi’nin de öne çıktığı vurgulandı.
Hafızlık Ve Musiki Eğitimiyle Başlayan Bir İlim Yolculuğu
Yozgat’ın Eskipazar Mahallesi’nde dünyaya gelen Haşmet Doğar Efendi’nin hafızlığını Musiki Muallimi Hafız Süleyman Dereli Efendi nezaretinde tamamladığı belirtildi. Güçlü hafızasının yanında musikiye olan ilgisiyle de dikkat çeken Doğar Efendi’nin güzel sesli bir Kur’an hafızı olduğu ifade edildi.
Konuşmada, onun yalnızca dini ilimlerle değil aynı zamanda musikiyle de ilgilenmesinin önemine dikkat çekildi. İslam medeniyetinde musikinin önemli bir yere sahip olduğu vurgulanırken, genç nesillerin kültürel olarak korunabilmesi için manevi ve estetik alanların ihmal edilmemesi gerektiği kaydedildi.
Mehmet Hulusi Akyol Efendi’nin En Önemli Talebelerinden Biri
Dr. Akif Göçmen’in aktardığı bilgilere göre Haşmet Doğar Efendi’nin yetişmesinde en büyük pay Yozgat Müftüsü Mehmet Hulusi Akyol Efendi’ye ait.
Sözlü tarih mülakatlarında elde edilen bilgilere göre Haşmet Doğar Efendi, 1933 yılında Çapanoğlu Camii’ne müezzin olarak atandıktan sonra yaklaşık 9 yıl boyunca Mehmet Hulusi Akyol Efendi’den medrese usulü İslami ilimler tahsil etti. Daha sonra imamlık görevi sırasında da eğitimini sürdürdü.
Arapça, fıkıh, akaid, kelam ve diğer İslami ilimlerde ciddi bir birikim elde eden Doğar Efendi’nin, Yozgat’taki ilmi sürekliliğin taşıyıcı isimlerinden biri olduğu ifade edildi.
Milli Mücadele Yıllarında Askerlik Görevi
Haşmet Doğar Efendi’nin hayatındaki dikkat çeken yönlerden biri de Milli Mücadele yıllarında jandarma eri olarak görev yapması oldu. 1920-1924 yılları arasında Yozgat İl Jandarma Komutanlığı bünyesinde askerlik yaptığı belirtilirken, daha sonra Yozgat İl Özel İdaresi’nde tahsildarlık görevinde bulunduğu kaydedildi.
Çapanoğlu Camii’nden İl Müftülüğüne Uzanan Hizmet
1933 yılında açılan sınavı kazanarak Çapanoğlu Camii’nde müezzin kayyım olarak göreve başlayan Haşmet Doğar Efendi, 1942 yılında yine sınavla aynı camiye ikinci imam olarak atandı.
1958 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı’nın açtığı vaizlik sınavına katılan Doğar Efendi, dönemin önemli alimlerinden oluşan heyetin yaptığı sınavda başarılı oldu. Kur’an-ı Kerim, hadis, fıkıh, kelam ve takrir alanlarında yapılan imtihanı başarıyla geçerek vaizlik ehliyeti aldı.
1959 yılında ise Çapanoğlu Camii imamlığından ayrılarak Yozgat İl Müftülüğü görevine getirildi. Dönemin Diyanet İşleri Başkanı merhum Ömer Nasuhi Bilmen’in imzasıyla asaleti tasdik edilen Doğar Efendi, 1968 yılına kadar Yozgat Müftüsü olarak görev yaptı.
Yozgat’ta Din Hizmetlerinin Öncü İsmi Oldu
Haşmet Doğar Efendi’nin Yozgat halkı tarafından büyük sevgi gördüğü ifade edilirken, hafızlık icazet törenlerinden cenaze merasimlerine kadar toplumun her kesiminde aktif rol aldığı anlatıldı.
Takvası, güzel ahlakı, nüktedan kişiliği ve halkla iç içe olması sayesinde Yozgat’ın manevi önderlerinden biri haline gelen Doğar Efendi’nin, yalnızca bürokratik görevlerle değil sahadaki dini hizmetlerle de yakından ilgilendiği vurgulandı.

Birçok Talebe Yetiştirdi
Sempozyumda dikkat çeken başlıklardan biri de Haşmet Doğar Efendi’nin talebe yetiştirme faaliyetleri oldu. Müftülük makamında ve Çapanoğlu Camii’nde özel dersler verdiği belirtilen Doğar Efendi’nin medrese usulü eğitim verdiği kaydedildi. Özellikle sarf, nahiv, fıkıh ve akaid derslerinde çok sayıda talebe yetiştirdiği ifade edildi.
Onun talebeleri arasında şu isimlerin bulunduğu belirtildi: Ömer Lütfi Zararsız, Mehmet Yaşar Kandemir, Hafız İlyas Yazan, Behçet Güçlü, Ahmet Seçkin, Şükrü Kılıç, Şahin Ekici
Bu isimlerin sonraki yıllarda Yozgat’ın dini hayatında önemli görevler üstlendiği ifade edildi.
Tasavvufi Yönüyle De Dikkat Çekti
Haşmet Doğar Efendi’nin yalnızca zahiri ilimlerde değil tasavvuf alanında da önemli bir şahsiyet olduğu kaydedildi.
Nakşibendi tarikatına mensup olduğu belirtilen Doğar Efendi’nin, Çorumlu Şeyh Mustafa Efendi ve Yozgatlı Şeyhzade Ahmet Şevki Ergin Efendi’ye intisap ettiği aktarıldı. Ayrıca Nakşi usulü üzere manevi eğitim aldığı ve tasavvufi terbiyede ilerlediği ifade edildi.
Bazı rivayetlerde kendisinin irşad faaliyetlerinde bulunduğu ve icazet verdiğinin de nakledildiği belirtildi.
Vasiyeti Talebeleri Tarafından Yerine Getirildi
1968 yılının Şubat ayında rahatsızlanan Haşmet Doğar Efendi’nin mide ameliyatı geçirdiği, bir süre sonra ise vefat ettiği anlatıldı. Vefatından önce talebesi Hafız İlyas Yazan’a, “Ben vefat ettiğimde beni sen ve Mehmet Yılmaz yıkayın” diye vasiyette bulunduğu aktarıldı. Bu vasiyet üzerine cenazesinin talebeleri tarafından yıkandığı ve Yozgat Sarıtopraklık Mezarlığı’na defnedildiği ifade edildi.
“Beşikten Mezara Kadar İlim” Vurgusu
Programın sonunda yapılan değerlendirmelerde, Haşmet Doğar Efendi’nin hayatının “beşikten mezara kadar ilim” anlayışının önemli bir örneği olduğu vurgulandı.
Müezzinlikten imamlığa, vaizlikten müftülüğe uzanan hayat hikayesinin ilimle yoğrulmuş örnek bir yaşam olduğu belirtilirken, günümüzde dini ilimlere gereken önemin verilmesi gerektiğine dikkat çekildi. Konuşmada ayrıca Kur’an ezberi, musiki ve kültürel üretimin ihmal edilmemesi gerektiği ifade edilerek genç nesillerin manevi değerlerle yetişmesinin önemine vurgu yapıldı.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.